Hisse Yorumları - Hisse Yorumla

Hisse Yorumları - Hisse Yorumla

Dün piyasada uzun süre unutulmayacak bir yükseliş vardı. 41600 seviyesine kadar yükselişi öngörüyorduk. Borsa beklentilerimizin de ötesine geçerek günü 42182 puandan tamamladı. 41600 ün geçilmesinde ABD'den gelen işsizlik rakamlarının ve buna paralel Dow Future'larının yükselişinin etkisi büyüktü.

Bugün için söyleyecek fazla birşey yok. Yatay bir açılış bekliyoruz. Gün içinde 41600 seviyesine kadar gerilemeleri doğal karşılayacağız. Piyasa bu seviyeden destek arayacaktır. Yükselişlerin önüne ise 42650 ve 43100 seviyeleri çıkacak.

Fazla birşey söylemeye gerek yok. Yükseliş stratejimizi sürdürüyoruz. VOB Endeks 30 ağustos kontratındaki 47400 den bu yana taşıdığımız long pozisyonları koruyoruz. Hisse pozisyonlarımızda da değişiklik yok. 6 hissede al sinyalimizi koruyoruz. Hisselerimizden birisi dün endeksi yukarı sürükleyen hisse olmayı başardı.

Hisse Yorumları - Hisse Yorumla -

Hisse Yorumları - Hisse Yorumla -

Cuma günü ,

perşembe akşamı DJI % 0.92 , Nasdaq % 0.84 , S&P % 1.19 artış ile kapandı. Cuma sabahı Asya borsalarında % 0.5-2 lik yükselişler vardı. Japonya'da % 1.89 luk yükseliş vardı. ABD'de future endeksler % 0.2-0.4 civarı artıdaydı. Avrupa'da % 0.1-0.2 civarı satıcılı açılış beklentileri oluştu. ABD'de açıklanan bazı şirket bilançolarının beklentilerden iyi oluşu yanında işsizlik başvurularının önceki ayın gerisinde kalması alımları beraberinde getirmişti.Petrolün % 4-5 lik değer kazancı da enerji hisselerine alım getirdi.

Japonya'da işsizlik bir önceki aya göre artarken Çin bankalarının Temmuz ayında dağıttığı kredilerin düşmüş olabileceği söyleniyor. Biz de 42353 puandan alımlarla güne başladık. Hemen arkasından devam eden alımlarda ise 42700 puan üzerine deneme yaptık. Ancak bu seviyeyi geçmekte biraz zorlanan piyasada 42400 civarında tutunma gayretine girdik.Bir miktar satış ile beraber 42162 puana ile seans içi en düşük seviyemize gerilesek de gelen alımlarla beraber 42500 üzerine çıkarak 42570 puandan ilk seansı tamamladık. Seans sonunda 1.341 milyonluk işlem hacmi gerçekleşti. Alternatif piyasalarda , bono faizlerinde 11/05 kağıdında sabah saatlerinde % 10.6 civarında açılarak % 10.62 ile kapandık. Dövizde ise Dolarda 1.4740 seviyeleri ile açılarak 1.4772 seviyesinde kapandık.

Türkiye'de sigortacılık | Türkiye Sigorta | Sigorta Hakkında

Türkiye'de sigortacılık Türkiye Sigorta Sigorta Hakkında

Türkiye'de sigortacılık

Sigorta kelimesi, Türkçe'ye İtalyanca sicurta kelimesinden geçmiştir.Ahilik teşkilatı gibi mesleki loncalar, kurdukları yardım sandıklarıyla Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk sigorta örneklerini verdiler. Bu sandıklar yangın ve ölüm gibi bugün de sigorta konusu olan risklere karşı üyelerini koruyordu.Bu ilk örnekler dışında, Türkiye'de sigortacılık geç gelişti. Bunun nedeni olarak İslam dininin kadercilik anlayışı gösterilir. Belki de daha önemli bir neden, ticaretin ve mali yapının Batı Avrupa'ya kıyasla geri kalmış olmasıydı.

1870 yılında özellikle İstanbul'daki azınlıkların ve yabancıların mallarını etkileyen Beyoğlu yangını, sigorta düşüncesinin yaygınlaşmasına ve ilk sigorta şirketlerinin kurulmasına neden oldu. Bunların çoğu yabancı kökenliydi. İlk yerel sigorta şirketi, 1893 yılında kurulan Osmanlı Umum Sigorta Şirketi oldu. 1864 tarihli Deniz Ticareti Kanunu'nda sigortacılıkla ilgili ilk düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler 1906'da kara sigortacılığına özel hükümler kanunlaşıncaya kadar kıyas yöntemiyle kara sigortalarında da kullanıldı.

Yabancı sigorta şirketlerinin başına buyruk çalışmalarını düzenlemek amacıyla 1914'te sigorta denetimi konusunda ilk kanun çıkarıldı.Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte, milli iktisat anlayışı doğrultusunda, sigortacılık alanında da yerel sermayenin varlık göstermesi için yeni sigorta şirketleri kuruldu.1929 yılında, sigortacıların meslek kuruluşu olarak Sigortacılar Cemiyeti Daire-i Merkeziyesi kuruldu. Bu kuruluş, bugün de varlığını Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği adıyla devam ettirmektedir.

1956 yılında düzenlenen Türk Ticaret Kanunu'nun beşinci kitabında, sigortacılıkla ilgili düzenlemeler yapıldı. 2007 yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret Kanunu'nun taslak çalışmasında sigortacılıkla ilgili önemli düzenlemeler öngörülmüştür.1980'li yıllarda Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde uygulanan liberal siyaset sayesinde yabancı şirketler türk sigorta sektörüne dönmeye başladı.

1990 yılında, o zamana kadar devlet tarafından belirlenen sigorta tarifeleri serbest bırakıldı. Bunun sonucu olarak sigorta primleri ve şirket kârları hızla düştü, rekabet zorlaştı. Düşen kârlar ve 90'lı yıllarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle yabancı şirketler yavaş yavaş Türk sigorta piyasasından çekildiler. Ancak Türk sermayeli banka ve holdinglerin öncelikle kendi grup risklerini sigortalamak üzere çok sayıda şirket kurması nedeniyle sektörde bir daralma yaşanmadı.1990'ların son yıllarından itibaren Türkiye'ye yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin yeniden geldiği ve pazar paylarını giderek büyüttükleri görülmektedir. 2006 yılında sektörde yabancı sermayeli şirketlerin pazar payı %50'yi geçmişti.

Türkiye'de sigortacılık Türkiye Sigorta Sigorta Hakkında

Sigortanın Tarihçesi | Sigortanın Geçmişi

Sigortanın Tarihçesi Sigortanın Geçmişi

Tarihçe Babilliler'in MÖ 1800 yıllarında geliştirdiği Hammurabi Kanunları, sigortanın bilinen ilk hukuki şeklini içeriyordu. Buna göre, bir kervana haydutların saldırması halinde, zarar kervan sahipleri arasında bölüşülür.Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde bir tür nakliyat sigortası vardı. Gemi sahipleri, ticaret seferine çıkacakları zaman sermaye olarak deniz ödüncü denilen bir borç alırlardı. Eğer gemi sağ salim geri dönerse, gemi sahibi deniz ödüncünü misliyle geri öderdi. Ancak gemi yolda batarsa, deniz ödüncü gemi sahibinde kalırdı.

Yine aynı dönemde, Rodos Kuralları denilen bir düzenlemeyle müşterek avarya kavramı ortaya çıktı. Buna göre, kaptan bir tehlikeyle karşılaştığında gemisini kurtarmak için yükün bir kısmını denize atarsa, bu zarar gemi ve yük sahipleri arasında paylaşılırdı.14. yy'da, Cenevizliler tarihte sigortaya özgü (diğer ticari konuları içermeyen) ilk sözleşmeleri yaptılar.15. yy'da İspanya'da sigorta hukukuna ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldı. 1435 ve 1436 yıllarında kabul edilen iki kararname ile nakliyat sigortalarına dair kurallar kondu.

17. yy'dan itibaren İngiltere'de ilk sigorta şirketleri kurulmaya başladı. O zamana dek sigorta işi tüccarlar tarafından yapılıyordu. Ancak 1666'da 13.200 ev ve 87 kiliseyi yok eden Büyük Londra Yangını sonrasında öyle büyük zararlar oluştu ki, sadece yangın sigortası üzerine uzmanlaşan sigorta şirketleri kuruldu. Önemli bir ticaret merkezi olan Londra, bu yüzyıldan itibaren dünya sigortacılığının önde gelen şehri haline geldi..17. yy'ın sonlarına doğru, Londra'nın dünya ticaretindeki artan önemi nedeniyle, bu şehirde nakliyat sigortacılığı konusunda da önemli bir talep doğmaya başladı.

1680'lerin sonuna doğru Edward Lloyd, Londra'da denizcilerin gittiği bir kahvehane açmıştı. Kahve, zamanla gemilerini veya yüklerini sigorta ettirmek isteyenler ile bu riskleri kabul etmek isteyenlerin buluşma noktası halini aldı. Lloyd's, zamanla kahvehaneden nakliyat ve özel riskler konusunda uzmanlaşmış dünya çapında bir sigorta borsası haline dönüştü.Mucit ve siyaset adamı Benjamin Franklin, ülkesi ABD'de sigortacılığın gelişmesi için çaba gösterdi. Kurduğu sigorta şirketi, yangına karşı sigorta yaptığı gibi, sigortalıları yangın riskine karşı bilinçlendiriyor, yüksek riskli ahşap binaları sigortalamıyordu.

Sigortanın Tarihçesi Sigortanın Geçmişi

Sigorta türleri nelerdir? - Sigorta türleri -

Sigorta türleri nelerdir? - Sigorta türleri -

Sigorta türleri

Kanunen "sigortalanamaz" olarak nitelenen riskler dışındaki tüm riskler sigortalanabilir. Başlıca sigorta türleri şunlardır:

Can Sigortaları

Hayat sigortası

Ferdi kaza sigortası

Sağlık sigortası

Mal sigortaları

Kasko vb. oto sigortaları

Yangın sigortası

Nakliyat sigortası

Mühendislik sigortaları

Sorumluluk sigortaları

Hukuksal koruma sigortaları

Kredi sigortaları

Sigorta türleri, zorunlu olup olmamasına göre de sınıflanabilir.

Türkiye'de başlıca zorunlu sigortalar

Trafik Sigortası ile Zorunlu Deprem Sigortasıdır.

Sigorta türleri nelerdir? - Sigorta türleri -

Sigortanın İşleyişi ve Sigorta Hakkında

Sigortanın İşleyişi ve Sigorta Hakkında

Sigortanın işleyişi

Sigorta, temelde, benzer riske maruz kalan kişilerin (sigortalılar) maddi güçlerini birleştirerek yardımlaşmasıdır. Sigorta şirketlerinin işlevi, bu kişilerin birbirlerini bulmasını ve gerçekleşen zararların giderilmesini organize etmektir.Aynı riske maruz kalan kişiler bir araya gelerek gerçekleşen riskleri hep birlikte karşıladıklarında, kişi başına düşen ödeme miktarı düştüğünden büyük bir risk bile herkes için karşılanabilir hale gelebilir.

Bir araya gelen kişi sayısı ne kadar fazla olursa, kişi başına düşen zarar miktarı o kadar tahmin edilebilir hale gelir. Olasılık hesaplarında büyük adetler kanunu (veya büyük sayılar kanunu) adı verilen kanuna göre, aynı riske konu olan kıymetlerin sayısı ne kadar fazla olursa, gerçekleşecek hasar, riskin oluşma ihtimaline o denli yakın olacaktır.Bir sigorta şirketinin organizasyonu altında biraraya gelen sigortalılar gelecekteki hasarları karşılamak için prim adı verilen ücreti öderler. Prim tutarına, hasarlar için yapılacak ödemelerin yanı sıra, sigorta şirketinin işletme masrafları, kârı, vergiler, acente komisyonları gibi kalemler de dahildir.

Sigorta, öngörülemez ve maddi zarar doğuracak olaylara (yani risklere) karşı yapılır. Ne zaman olacağı önceden bilinen olaylara karşı sigorta yapılmaz. Kumar, hisse senedi alım-satımı gibi spekületif riskler ve kanuna aykırı olarak yapılan işler sigortalanamaz. Keza, kanunlardan kaynaklanan cezalara karşı sigorta olmaz.Sigorta teminatının işlemeye başlaması için sigortalı ile sigorta şirketi arasında sigorta sözleşmesi yapılır. Poliçe, sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren ve ispatlayan belgedir. Poliçe üzerinde sigorta şirketinin ünvanı, adresi, sigortalının adı, riskle ilgili bilgiler, prim, sigorta başlangıç ve bitiş tarihleri, sigorta koşulları vs. yer alır.

Sigorta satışları bazen doğrudan sigorta şirketleri tarafından yapılmakla birlikte, genellikle sigorta aracıları tarafından yapılır. Sigorta aracıları belli bir sigorta şirketine bağlı çalışan acenteler ve sigorta şirketlerinden bağımsız çalışan sigorta brokerleridir. Aracıların başlıca görevleri, sigorta müşterisini riskler ve buna uygun çözümler hakkında bilinçlendirmek, prim ödemelerini, hasarların tazmin edilmesini ve poliçenin yenilenmesini takip etmek, gerektiğinde hatırlatmada bulunmaktır. Prim tahsil etme yetkisi bulunan acenteler, müşterilerden aldıkları primleri sigorta şirketine öderler. Bu hizmetlerine karşılık aracılar komisyon alırlar. Komisyon genellikle prim tutarına dahil edilir.

Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü zarara hasar denir. Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta şirketinde ihbarda bulunur. Sigorta şirketi, hasarı kendisinden bağımsız bir eksperin incelemesini sağlar. Daha sonra eksper raporunu inceleyerek, sigorta teminatı içindeki zararı tazmin eder, sigortalıya tazminat öder.

Can sigortalarında ve bedeni hasarlarda ise tazminat, aktüer denilen uzmanların yaptığı aktüerya hesaplarının sonucuna göre ödenir.Eğer bir hasar üçüncü bir şahsın kusuru sonucu oluşmuşsa ve sigortalının o şahıstan tazminat talep etme hakkı veya daha başka hakları doğduysa, halefiyet denilen hukuki ilke uyarınca bu haklar ödediği hasar oranında sigorta şirketine geçer. Sigorta şirketinin bu hakkını kullanarak kusurlu taraftan tazminat talep etmesine rücu adı verilir. Örneğin, A ve B araçlarının karıştığı bir kazada, B aracı kusulu ise, A'nın sigortacısı önce A'ya tazminat öder, daha sonra, ödediği tazminatı B'den talep edebilir.Sigorta şirketleri önce bu haklarını kusurlu kişilerle anlaşarak (sulhen) kullanmayı denerler. Sulhen giderilemeyen sorunların çözümü için mahkeme yoluna gidilir.

Çağdaş sigorta şirketlerinde rücu ve hukuk işlerinde uzmanlaşmış bölümler bulunur.Deprem gibi büyük felaketler sonucu ödenen hasarların sigorta şirketlerinin mali güçlerini aşan tutarlara ulaşması nedeniyle, sigortacılar da kendi üstlendikleri riskleri sigortalarlar. Bu yeniden sigortalama işlemine reasürans denir. Reasürans konusunda çalışan şirketlere reasürör adı verilir. Reasürörler, verdikleri teminat karşılığında sigorta şirketlerinden prim alırlar. Reasürans, uluslararası bir iştir.

Bir sigorta şirketi, risklerini pek çok reasüröre devredebilir. Böylece, deprem gibi felaket boyutlarındaki riskler bile dünya çapında pek çok şirkete dağılarak ödenebilir hale gelir. Bu durumun bir yansıması olarak, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir felaket, tüm sigorta piyasasını etkiler.

Örneğin, ABD'de meydana gelen 11 Eylül Saldırıları sonucunda, Türkiye'deki sigorta primleri de (Dünya çapında olduğu gibi) arttı.Artan rekabet sonucu, çağdaş sigorta şirketleri müşterilerine tazminat ödeyerek yardımcı olmanın dışında sayısı giderek artan bazı yardım hizmetleri, örneğin yolda kalan araçlar için çekici, bozulan musluklar için tesisatçı temini gibi ek hizmetler vermektedir.Sigorta şirketleri çoğu ülkede (ve Türkiye'de) hayat ve hayat dışı branşlarda çalışan şirketler olarak ikiye ayrılır.Türkiye'de sigortacılık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmekte ve denetlenmektedir.Türkiye'deki sigorta müşterileri, sigorta şirketi ile anlaşmazlığa düştüklerinde, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'ne [1] veya Hazine Müsteşarlığı'na [2] başvurabilir.

Sigortanın İşleyişi ve Sigorta Hakkında

Sigorta Nedir? - Sigorta -

Sigorta Nedir? - Sigorta -

Sigorta,

risklerin gerçekleşmesi sonucu doğabilecek zararları gidermek için kullanılan mali araç. Sigorta sözleşmesi, sigorta yapılması için hukuken gerekli sözleşme. Sigorta şirketi, sigorta işlerinin yönetilmesi, işletilmesi, satışı ile ilgilenen şirket. Sigortacılık, bu işlerle ilgilenen meslek. İnsanların tüm varlık ve girişimleri risk (riziko) adı verilen belirsizliklerin tehdidi altındadır. Sigorta, risklerin gerçekleşmesi halinde doğan zararı karşılar, böylece geleceğin maddi açıdan belirli hale gelmesini sağlar. Sigorta kişi ve kurumlara güven sağlar, böylece geleceğin planlanmasını mümkün kılar, girişimciliği teşvik eder.

Kasko (Kara Taşıtları Kasko Sigortası) - KASKO NEDİR? -

Kasko (Kara Taşıtları Kasko Sigortası) - KASKO NEDİR? -

Kasko (Kara Taşıtları Kasko Sigortası),

taşıma araçlarının kazalarda gördüğü zararların karşılanması için yapılan sigorta.Teminat kapsamı Kasko sigortasının başlıca üç teminatı vardır:

Çarpma-çarpılma
Yanma
Çalınma

Kasko sigortası genel şartları izin verdiğinden, bu teminatlardan biri, ikisi veya hepsi için poliçe düzenlenebilir. Geçmişte bu üç teminat arasından bir ya da ikisini seçerek yapılan poliçeler daha yaygındı. Üç teminatı birden veren poliçelere tam kasko veya halk arasında full kasko deniyordu.Kasko sigortası genel şartlarına göre, çarpma-çarpılma teminatına "üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler" de dahildir. Bu teminatın ne olduğu cümleden açıkça anlaşılmasa da, uygulamada, otomobillerin boyalarının anahtarla çizilmesi şeklinde gerçekleşen vandallık hasarlarına karşı koruma verilmektedir.

Zamanla artan rekabet koşulları altında üç teminatın birlikte verilmesi yaygınlaştığı ve neredeyse standart hâl aldığı gibi, Kasko poliçeleri daha başka teminatlarla da zenginleştirildi. Örneğin deprem, sel basması gibi felaket hasarları 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında pek çok sigorta şirketi tarafından standart Kasko teminatlarına eklendi.Yine 1990'lardan itibaren pek çok şirket tarafından yol yardımı veya asistans gibi adlarla anılan hizmetler, Kasko poliçeleriyle birlikte sağlanmaya başlandı.

Sigortalılar, motor arızası gibi Kasko teminatlarına girmeyen nedenlerle bile olsa, araçlarının yol kenarında haretsiz kalması halinde bir çağrı merkezini arayarak bulundukları yere çekici getirilmesi, aracın en yakın tamirciye çekilmesi, taksi çağırılması, ambülans gönderilmesi gibi zengin hizmet paketlerinden yararlanma imkânına kavuştular.Öte yandan, ayrı poliçeler halinde satılan ve bir kaza sonucu araçta bulunan kişilere gelen zararları teminat altına alan Koltuk Ferdi Kaza poliçesi ile bir kaza sonucunda araç sürücüsünün üçüncü şahıslara verdiği zararları teminat altına alan İhtiyari Mali Mesuliyet, kazalardan doğan hukuksal anlaşmazlıklarda devreye giren Hukuksal Koruma poliçeleri de Kasko poliçeleri ile birlikte Birleşik Kasko Sigortası gibi isimlerle paket halinde satılmaya başlandı.

Tüm bu teminatlar standart olarak tek poliçede sunulabileceği gibi, bazı şirketlerce ayrı verildiği veya seçime bağlı verildiği için sigorta ettirenlerin poliçelerindeki teminatları dikkatle okumaları veya bu konuda acentelerinden yardım istemeleri önemlidir.Öte yandan, yurtdışı teminatı genellikle sigorta kapsamı dışında tutulur ve ihtiyaç halinde poliçeye eklenmesi gerekir.Ayrıca araçta orijinalinin dışında sonradan eklenmiş hertürlü ilave aksesuarın teminata dahil edilebilmesi için poliçede ayrıca belirtilmiş olması gereklidir.

Kasko (Kara Taşıtları Kasko Sigortası) - KASKO NEDİR? -

Temettü Kar Payı Nedir?

Temettü Kar Payı Nedir?

Ortaklıkların dönem içinde elde ettikleri kârdan mevcut ortakların pay alma hakkıdır. Söz konusu hak, hisse senedine bağlı “Kâr Payı Kuponları” karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır. Borsa’da işlem gören şirketler kar payı dağıtmaları halinde nakit ve/veya hisse senedi şeklinde dağıtılabilir.

Takasbank nedir? - Takasbank -

Takasbank nedir? - Takasbank -

Menkul kıymet alım/satım işlemlerinin takası,

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (İMKB) faaliyete geçtiği tarihlerde üyelerin kendi aralarında gerçekleştirilirken, 1988 yılından itibaren Borsa bünyesinde kurulan bir müdürlük tarafından yerine getirilmeye başlanmıştır.1 Ocak 1992 tarihinden itibaren, Borsada gerçekleşen işlemlere ilişkin menkul kıymetlerin takası ve saklama yetkisi, İMKB ve üyelerinin ortaklığı ile kurulan İMKB Takas ve Saklama A.Ş.'ye verilmiş ve şirket bu tarihte faaliyete geçmiştir. 01.01.1996 tarihinden itibaren de bu şirket, Takasbank-İMKB Takas ve Saklama Bankası A.Ş. adıyla bir sektör bankasına dönüşmüştür.

Takasbank, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından Türkiye'nin Merkezi Saklama Kuruluşu ve Ulusal Numaralandırma Kuruluşu olarak görevlendirilmiştir. Merkezi Saklama Kuruluşu faaliyetleri açısından, Takasbank'ın işlev ve faaliyetleri Sermaye Piyasası Kanunu ve SPK'nun düzenlemelerine tabidir.Takasbank, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) gerçekleştirilen alım/satım işlemlerinin menkul kıymet ve nakit takasının yerine getirilmesinden sorumlu merkezi takas kurumudur.

Taban Fiyat Ve Tavan Fiyat Nedir?

Taban Fiyat Ve Tavan Fiyat Nedir?

Tavan Fiyat

Borsada hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı göz önüne alınarak ayrı ayrı hesaplanır.

Taban Fiyat

Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en düşük fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı göz önüne alınarak ayrı ayrı hesaplanır.

Spekülatör Kimdir? - Spekülatör -

Spekülatör Kimdir? - Spekülatör -

Spekülatör,

menkul kıymetleri ucuz bir fiyatla alıp daha ileri bir tarihte, alış fiyatından daha yüksek fiyatla satmayı hedefleyen kişidir. Spekülatör, en ucuz olduğunu düşündüğü anda menkul kıymetleri satın alır ve zirvede olduğunu düşündüğü zaman satar. Alış fiyatı satış fiyatından küçükse spekülatör kâr eder. Alış fiyatı satış fiyatından yüksekse (alınan şey alındığı fiyattan daha ucuza satılmışsa) spekülatör zarar eder.

Bu açıklamadan anlaşılabileceği gibi spekülatör, bilgisine ve bilgiyi değerlendirebilme yeteneğine güvenerek risk üstlenen kişidir. Garantili kazanç yoktur. Spekülatörün yanlış öngörüleri zarara uğramasına neden olabilir. Spekülatör risk üstlendiğinden arbitrajcıdan farklıdır.

Sermaye artırımı nedir?

Sermaye artırımı nedir?

Sermaye artırımı,

bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin artırılmasıdır.

Rüçhan Hakkı Pazarı

Rüçhan Hakkı Pazarı

Rüçhan Hakkı Pazarı,

hisse senetleri borsada işlem gören şirketlerin nakit sermaye artışı yapmak üzere belirledikleri rüçhan hakkı kullanma süresi içinde sözkonusu hisse senedi üzerinde bulunan yeni pay alma kuponunun alınıp satılabilmesi için açılan pazardır.

Nominal Değer Nedir? - Nominal Değer -

Nominal Değer Nedir? - Nominal Değer -

Nominal Değer,

Para, çek, senet, hisse senedi, tahvil, pul vb menkul (taşınabilir) kıymetlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Ancak piyasa koşullarına göre bu değerin altında veya üstünde fiyata alınıp satılabilirler.İhraç edilen devlet tahvillerinin nominal değeri o tahvilin geri ödeme günündeki değerini gösterir, dolayısıyla bir tahvilin piyasa değeri nominal değerinin altında olur ki, tahvili alarak devlete borç veren kişi kazanç elde edebilir.

Halka Arz Nedir? - Halka Arz -

Halka Arz Nedir? - Halka Arz -

Halka Arz,

şirketlerin kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla özkaynak yoluyla senet ihraç ederek (fonlama) kaynak sağlamasıdır. Şirketler kaynak ihtiyaçlarlarını faiz karşılığı yabancı kaynaklardan (borç) ya da özkaynaktan (ortaklardan sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kazanç yoluyla) sağlar.

Kısa Şekliyle BORSA Nedir? - BORSA -

Kısa Şekliyle BORSA Nedir? - BORSA -

Borsa,

hisse senetlerinin, emtiaların (ticari malların) ve başka enstrümanların ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Sermaye Borsaları, değerli evrakların (menkul kıymetlerin) ticaretinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Kendine özgü kuralları ve standartları vardır.Hisse senedi, bono ve tahviller genellikle menkul kıymetler borsalarının içerisinde ticareti yapılageldiği halde, döviz ticareti için döviz borsaları (foreign exchange market) veya mal ticareti için emtia borsaları (commodity exchange) vardır.

Türkiye'de borsanın tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar uzanmakla (özellikle bono piyasası) birlikte 1970 ve 1980 lerin ilk yarısında, mekan olarak Sirkeci Vakıf Han'da bir tür tezgah üstü piyasa (OTC; over the counter) şeklinde faaliyette bulunuyordu. (Tezgah üstü piyasalarda, sermaye piyasasına aracılık eden kurumlar, kendi aralarında bir borsanın belirleyici kural ve tüzüklerine uyma zorunluğu duymadan işlem (alım/satım) yaparlar.Bugün en gelişmiş piyasalardan biri olan Amerika Birleşik Devletlerinde bazı küçük işlem hacmine sahip firmalar, borsa haricinde OTC olarak işlem görürler.)

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), konjektürel gelişmeler sonucu, hisse senetlerinin ticaretinin düzenlenmesi ve standartlaştırılması amacıyla 1986 yılında Karaköy-Tophane'de faaliyete geçmiş bulunmaktaydı. Günümüzde, kendi modern binasıyla İstinye'de faaliyetini sürdürmektedir. İlk zamanlarda az sayıda şirket, düşük işlem hacmi ve Türk ekonomisine endeksli hareket eden İMKB, günümüzde Hisse Senetleri Piyasası'nda 330'dan fazla şirketin hisse senedi, Tahvil ve Bono Piyasası'nda ise devlet tahvili ve hazine bonolarının yoğun olarak işlem gördüğü bir borsa haline gelmiştir.

Hisse Senetleri Piyasası'nda günlük ortalama 1 milyar Dolar, Tahvil ve Bono Piyasası'nda ise günlük ortalama 8,5 milyar dolarlık işlem hacmiyle dünya ekonomileriyle entegre bir şekilde faaliyetini sürdürmektedir.

Kısa Şekliyle BORSA Nedir? - BORSA -

Ölçek ekonomisi nedir? - Ölçek Ekonomisi -

Ölçek ekonomisi nedir? - Ölçek Ekonomisi -

Firmaların büyüklüğünden kaynaklanan unsurlar, maliyetlerin düşürülmesi, verimlilik ve üretimin artması ve bunun sağladığı tasarrufların yarattığı olumlu sonuçlara “ölçek ekonomileri” etkileri denmektedir.

İş bölümü ve uzmanlaşma, büyüklükten kaynaklanan makine ve donanım bolluğu, elde edilen yeni satış arttırma teknikleri ve kazanılan yeni pazarlar ölçek ekonomileri yaratmaktadır. Ölçek ekonomisi, bir firma ya da sanayi dalının iç yapısında meydana gelen değişikliklerin o firma ya da sanayi dalına sağlamış olduğu yararlardır. Belli bir üretim hacmine ulaşan firma, üretimine daha az girdi kullanarak daha fazla çıktı ile devam edebiliyorsa bu firma içsel ekonomilerden yararlanmaktadır.

Büyük ölçekli üretim ekonomileri çeşitli şekilde ortaya çıkar. Örneğin geniş bir piyasa, ileri teknolojik yöntemlerle maliyetlerin düşürülmesine olanak sağlar. Kitlesel üretim dolayısıyla çeşitli pazarlama fonksiyonları daha büyük hacimde yapılabilir. Ayrıca daha az stok bulundurma ihtiyacı doğar. Bütün bunlar maliyetlerde tasarrufa yol açar. Geniş bir piyasa, bunlardan başka üretim, planlama, yönetim, araştırma ve geliştirme gibi faaliyetlerde de yüksek derecede kalifiye elemanlar çalıştırılmasına olanak verir.

İşçi Kimdir? - İşçi -

İşçi Kimdir? - İşçi -

İşçi,

TDK'ya göre tanımı başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse ya da toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkektir.İşçi kavramı insanoğlunun mülkiyet kavramını geliştirmesinden sonra ortaya çıkmıştır. Daha önceleri sırasıyla toplayıcı ve avcı olan insanlar zamanla yerleşik düzene ve buna bağlı olarak tarıma yönelmelerinin ardından mülkiyet kavramı gelişmiş ve bununla birlikte de işçi kavramı glişmiştir.İşçiler, günümüzde bulundukları toplumlarda genellikle en alt kademedeki ve çoğunlukla da en kalabalık toplum sınıflarından biridir.

Zaman Etüdü nedir? - Zaman Etüdü -

Zaman Etüdü nedir? - Zaman Etüdü -

Zaman etüdü (Time Study,ing),

gelişme olanağı yaratabilmek amacıyla, belirli bir faaliyeti ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya ve insan çalışmasını geniş kapsamda incelemeye yönelik bir teknik olan iş etüdünün; bir çalışanın, belirli bir işi, belirli bir çalışma hızıyla yapması için gereken zamanı saptamak amacıyla gerçekleştirilen iş ölçümü tekniklerinden bir tanesidir.Zaman etüdü çalışmasının adımları şu şekildedir:

1.İş, çalışan, çevre koşulları konusunda tüm bilgilerin derlenip kaydedilmesi,
2.İşin öğelerine ayrılarak süreç tanımlamasının yapılması,
3.Örnek büyüklüğünün belirlenmesi,
4.Çalışanların, işin her bir öğesinin tamamlamaları için gereken zamanın ölçülerek, belirlenen tempo ile birlikte kaydedilmesi,
5.Gözlenen zamanın temel zamanlara dönüştürülmesi,
6.Çalışma için temel zaman dışında tanınacak toleransların belirlenmesi,
7.Çalışma için standart zamanın belirlenmesiGözlenen zamanın temel zmana dönüştürülmesindeki tolerans değerleri için literatürde, Dinlenme Payları Tablosu kullanılır.

Tempo değeri, çalışanın işi gerçekleştirirken sarfettiği efordur. Standart olarak %100 olarak kabul edilirken, işçi yavaş bir tempoda çalışıyorsa 100 ‘ün altında, yüksek tempoda çalışıyorsa da 100 ‘ ün üzerinde bir değer seçilir. Ayrıca koşullar, beceri gibi faktörler de bu değerin belirlenmesinde önemlidir.İşçinin çeşitli faktörlere bağlı olarak, işini gerçekleştirirken harcadığı süreye bazı toleranslar dahil edilir.

Bu tolerans değerleri için Dinlenme Payları Tablosu ‘ndan yararlanılır.
Bu açıklamalara göre,
Ölçülen Zaman: tc
Tempo: e
Kişisel İhtiyaç Payı: n
Kişisel Dinlenme Payı: r
Temel Zaman: tb
Standart Zaman: tz
olmak üzere,
tb = ( tc * e ) / 100tz = tb * ( 1 + n + r )
hesaplamalarıyla bir işlem için standart zaman bulunur.

Zaman Etüdü nedir? - Zaman Etüdü -

Yoksulluk sınırı neye göre belirlenir?

Yoksulluk sınırı neye göre belirlenir?

Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.Yoksul bir çocuğun fotoğrafıUygulamada ya da algılamada, yoksulluk kavramında olduğu üzere gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında uçurum kabul edilebilecek farklar bulunmakta ve ülkeler bazında sınır rakamlar farklılık göstermektedir.Nerdeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır. Yoksulluk sınırı bu bireylerin durumlarıyla ilgili karar almada ya da yoksulluğun önlenmesi ile ilgili konularda yapılacak çalışmalarda kullanılan bir ekonomik araç oluşturmaktadır.

Yoksulluk sınırının hesaplanması ya da belirlenmesi, genelde normal bir yetişkin bireyin, kabul edilebilir bir yaşam sürmesi için bir sene zarfında tüketeceği tüm kaynakların değerinin toplanmasıyla bulunur ve zamanla enflasyon oranında artış arz ederler. Bu kaynakların en önemlisini yaşamak için kullanılan yerin kirası ya da gideri oluşturmaktadır. Bu yüzden yoksulluk sınırı ile direk bağlantılı olan ekonomistler emlak fiyatlarındaki iniş çıkışları yakından takip ederler.

Yap-İşlet-Devret Modeli nedir? - Yap-İşlet-Devret -

Yap-İşlet-Devret Modeli nedir? - Yap-İşlet-Devret -

Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli,

geniş anlamda (İngilizce: Build-Operate-Transfer (BOT)) bir kamu alt yapı yatırım veya hizmetinin finansmanı özel bir şirket tarafından karşılanarak gerçekleştirilmesi ve kamu tarafından belirlenen bir süre için işletilmesi ve yine bu süre içinde ürettiği mal veya hizmeti, tarafların karşılıklı saptadıkları bir tarife uyarınca kamu kuruluşlarına satması ve sürenin sonunda işletmekte olduğu tesisleri bakımı yapılmış, eksiksiz ve işler durumda ilgili kamu kuruluşuna devretmesi diye tanımlanabilir.

Aslında bu modelin uygulaması bize, Yani Türkiye'ye, çok yabancı değildir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yabancı şirketlerle yapılmış olan çeşitli imtiyaz sözleşmeleri bu model ile büyük benzerlik göstermektedir. O dönemde yapılan sözleşmelerle örneğin; İstanbul’da Tramvay, Tünel İşletmeleri, Elektrik, Gaz İdaresi, Haydarpaşa Liman İşletmesi ve İzmir’de Liman İşletmesi, Göztepe Tramvay İşletmesi yabancı şirketlere verilen imtiyazlardır.Nitekim günümüzde uygulama alanı bulan bu yeni model arayışlarına da, 19. Yüzyıl ile 20. Yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğunda ve Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde başvurulmuş olan kamu imtiyazlarının devredilmesi yöntemi ışık tutmuştur.

Vadesiz mevduat nedir?

Vadesiz mevduat nedir?

Vadesiz mevduat,

faiz getirmeyen banka hesaplarındaki paradır. Anında nakit paraya dönüştürülebilir. Vadesiz mevduat hesabının amacı nakit para kullanılmadan banka hesapları ve kişiler arasında ödeme akışları gerçekleştirmektir.

Vadeli mevduat nedir?

Vadeli mevduat nedir?

Vadeli mevduat hesapları,

anında nakit paraya dönüştürülemeyen, bankadan çekilmesi için belirli bir zamanın (vade) dolması gerektiği, bu süre dolunca ise faiz getirisiyle birlikte çekilebilen ya da başka bir vadeye yatırılan hesap türüdür. Vade uzadıkça faiz getirisi artar.

IMF'nin amaçları nelerdir? - IMF'nin Teşkilati Yapısı

IMF'nin amaçları nelerdir? - IMF'nin Teşkilati Yapısı

IMF'nin amaçları :

IMF milleti borclandiran ondan sonra Türkiye gibi
Milletlerarası ticaretin dengeli şekilde gelişmesini üye devletlerin tam istihdama ve yüksek büyüme hızına ulaşmasına imkan hazırlamak;

Ödemeler dengesi güçlüklerinin çözümünde yardımcı olmak;

Kambiyo istikrarını kurmak ve tek taraflı develüasyonlara mani olmak;

Çok taraflı dış ödemeler sisteminin kurulmasını sağlamak. Bu gayeleri sağlamak için fona üye ülkelerin girmiş olduğu bazı taahhütler de şunlardır:

DıŞ turizm de dahil olmak üzere dış ticaret muamelelerinde döviz kontrol ve tahditlerini önlemek;

Milli para biriminin altın veya dolar olarak paritesini tespit ve fona tescil ettirmek;

Fona tescil edilen pariteyi değiştirmemek ve ancak tediye bilançolarındaki bünyevi değişikliklerde, çok zaruri hallerde develüasyona gitmek (% 10'a kadarki develüasyonlar da muhtar kılınmış, aşan miktarlardaki develüasyonlar için izin alma keyfiyeti getirilmiştir.);

Üye ülkelerin altın mukabilinde döviz alıp satabilmeleri, müstahsil ülkelerin altın satmaları serbest bırakılmıştır. IMF'nin, tediye bilançoları açık veya fazlalık veren ülkelere düzenleyici müdahale yapma imkanı vardır. Fonun en yetkili organı, üye ülkelerin mümessillerinden teşekkül eden Güvernörler Heyeti dir. Yılda bir toplanır. Bu heyet kendi arasından 12 kişilik bir Müdürler Meclisi seçerek yetkisini bunlara devreder. Güvernörler Heyetinde her üye ülke, sabit bir oy sayısı yanında fona iştirak hissesiyle oranlı bir oy sayısına da sahiptir.

Buna göre en fazla oy hakkına sahip ülke, en fazla sermayeyle iştirak eden ABD'dir.Herhangi bir ülke mutlaka hem Milletlerarası Para Fonuna (IMF) ve hem de Dünya Bankasına (IBRD) bir arada üye olmak durumundadır. Fona üye devletlerin hisselerine kota denmektedir. Kotaların % 25'i altın ile, kalan% 75'i milli para ile ödenmiş veya taahhüt edilmiştir. Başlangıçta 8 milyar dolar olan sermayesi diğer yıllarda çok artmıştır. Bunun yanında serbest dövizli ülkelerde tahvil satmak suretiyle fon ve kaynaklarını artırma imkanı da mevcuttur. Fon, her üyeye kotasının % 25'i tutarında krediyi talep vukuunda, otomatik olarak vermekle mükelleftir. Fonun verdiği kredilerde vade 5 yılı geçemez.

Dünya Bankasının teşkilatı, IMF'nin teşkilatı gibidir. Başlangıçta 8 milyar dolar sermaye ile kurulan banka 1959 yılında bu sermayesini 20 milyar dolara yükseltmiş, daha sonraki senelerde bu miktar çok artmıştır.Banka, kredi açarken aşağıdaki şartları gözönünde bulundurmaktadır:
Borç almak isteyen ülkenin, özel piyasadan ve makul şartlarla kredi alamayacağı belli olmalıdır.
Banka tarafından verilen kredinin kullanılacağı projenin bankaya sunulması ve kabul edilmesi gerekmektedir.

Banka; üye ülkelerle sadece hazine, merkez bankası, istikrar fonu idaresi ve diğer resmi veya yarı resmi müesseselerle temas eder ve üye devletlere kamu yatırımları için bu kanallardan kredi sağlar.

Borçlanan doğrudan üye devlet değil de, üye ülkedeki özel teşebbüs ise, Banka projeleri tetkik etmekle beraber krediyi doğrudan teşebbüse açmaz; mutlaka üye devletin kefaleti ile merkez bankası veya başka bir resmi yahut yarı resmi teşekkülün tavassutunu alır. Mesela Türkiye'de özel teşebbüse Türkiye Sınai Kalkınma Bankası kanalıyla ikrazda bulunmaktadır. IMF verilerine göre (2006) fonun borç verme kaynağı 174 milyar dolar. Alacakları ise 75 ülkeden 34 milyar dolardır. Türkiye, 13.1 milyar dolarla IMF'ye en borçlu ülke konumundadır ve bu borçları 2010 yılında bitirip gelişecek bir ülkedir.

IMF'nin amaçları nelerdir? - IMF'nin Teşkilati Yapısı

Uluslararası Para Fonu (Meşhur IMF)- IMF

Uluslararası Para Fonu (Meşhur IMF)- IMF

Uluslararası Para Fonu,

ya da daha çok bilinen kısaltmasıyla IMF (International Monetary Fund), global finansal düzeni takip etmek, borsa, döviz kurları, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak gibi görevleri bulunan uluslararası bir organizasyondur. 1944 yılında A.B.D.'nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods'da kurulan ve 1947'de fiilen çalışmaya başlayan milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşan bir teşkilattır.

Birinci ve İkinci Dünya Harplerinden sonra milletlerarası ekonomik meseleler karışık hale gelmiş, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra düşülen ekonomik buhranla savaş sonrası ekonomik depresyonlar da ekonomik ilişkileri tehdit eder bir vaziyet almıştı. Avrupa devletlerinin İkinci Dünya Savaşı sonrası bozuk ve depresyon içindeki ekonomik durumlarının aksine Amerika Birleşik Devletleri'nin savaş boyunca ihracatının altın stoklarının artması, ekonomik bakımdan yardım yapacak tek ülke durumuna gelmesine sebep oldu. ABD, Avrupa devletlerine doğrudan yardım yapmak yerine mali müesseseler kurarak yardım yapılması taraftarı oldu ve 1944 yılında Bretton Woods'ta 44 devletin iştirakiyle bir takım kararlar alındı.

Bretton Woods Antlaşması'nda; birisi, Milletlerarası Para Fonu, diğeri, Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) yahut kısaca Dünya Bankası isimleriyle iki ekonomik müessesenin kurulması kararlaştırılmıştır.IMF, Avrupa devletlerinin tediye bilançolarında ortaya çıkabilecek geçici (= kısa vadeli) ödeme güçlüklerinde kredi vererek milletlerarası ticaretin bu yüzden daralmasını önlemek; Dünya Bankası da uzun vadeli yatırım kredileri vermek suretiyle, Avrupa devletlerinin yeniden imarını sağlamak, tediye bilançolarındaki bünyevi dengesizlikleri gidermek için kurulmuştur.Her iki müessesenin sermaye ve kaynaklarının önemli bir kısmı ABD tarafından temin edilmiştir.

Bu müesseselere üye olan ülkelerin prensip olarak, içerde enflasyonu önleyici para politikaları takip etmeleri, dış ticareti ise tek taraflı devalüasyonlar ve ithal tahditleri yüzünden daraltmamaları, bilakis bu tahditleri mümkün mertebe kaldırmaları gerekecekti.

Uluslararası Para Fonu (Meşhur IMF)- IMF

Tüketim nedir? - Tüketim toplumu kimdir?

Tüketim nedir? - Tüketim toplumu kimdir?

Tüketim,

kaynakların kullanılması anlamına gelir. Keynesgil iktisatta tüketim, bireysel tüketim harcaması demektir ve tüketim fonksiyonu ile gösterilir. Tüketim fonksiyonunun en önemli kısmı marjinal tüketim eğilimi (marginal propensity to consume – MPC)dir. MPC elde edilen her yeni gelirin yüzde kaçının tüketim harcamaları için değerlendirildiğini gösterir.

TÜKETİM; faydalı mal ve hizmetlerin insanların ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla kullanılmasına denir.

Tüketim toplumu,

ticari büyüme için reklamlarla yönlendirilen insan profili. İhtiyacından daha çok o şeye sahip olma düşüncesine sahip toplumlar. Psikolojik toplum sorunları olarakta tanımlana bilinir."Ihtiyacindan daha cok o seye sahip olma dusuncesi" , 'dovus kulubu'nde gecen bir cumle "sahip olduklarin sonunda sana sahip oluyor".

Tüketim nedir? - Tüketim toplumu kimdir?

Tüketici Kimdir? | Tüketici

Tüketici Kimdir? Tüketici

Tüketici,

iktisadi mal ve hizmetleri belirli bir bedel karşılığında satın alarak kullanan kişidir. Tüketim denildiğinde daha çok maddi anlamda tüketim anlaşılmaktadır. Halbuki maddi tüketim öğelerinin dışında maddi olmayan kültür, eğlence gibi tüketim öğeleri de vardır. Dolayısıyla, tüketicinin duygusal ve düşünsel ihtiyaçlarıyla da ilgilenmek gereği vardır.

Türkiye'de Teşvik Sistemi...

Türkiye'de Teşvik Sistemi...

Türkiye'de teşvik sistemi

İlk teşvik kanunu 1913'de çıkarılan Teşviki Sanayi Kanunu Muvakkatı'dır. Bu kanun 1927'de yenilenmiştir. Teşviki Sanayi Kanunu 1942'de yürürlükten kaldırılmış, 1963'de Gelir Vergisi Kanunu ile indirim ve muafiyetler düzenlenmiştir. 1967'de kabul edilen Kalkınma Planlarının Uygulanması Esaslarına Dair Kanun ile ihracatta vergi iadesi getirilmiştir. 24 Ocak 1980 Kararları ile koruma politikaları, teşvik aracı olmaktan çıkarılmıştır.

Teşvik dairesi, DPT birimi olmuştur. Buna göre gümrük muafiyeti, taksitlendirme, yatırım finansmanı fonu, kur garantisi, bina vergisi istisnası, vergi resim ve harç istisnası, kredi imkanı, döviz tahsisi imkanı getirilmiş, mali teşvikler sağlanmış, 1985'de GATT Sübvansiyon Kodu imzalanmıştır. İhracat vergi iadesi uygulaması 1989'da sona erdirilmiştir. Eximbank ve Türkiye Kalkınma Bankası faaliyete geçmiştir. Yurtiçinde imal edilen makine ve teçhizatın KDV'ye tekabül eden miktarı teşvik primi olarak yatırımcıya ödenmektedir. Türk teşvik sistemi uzun yıllar parasal teşvikli olması, kararların ve araçların sık sık değiştirilmesi, karmaşık yasalar nedeniyle eleştirilmektedir.

Türkiye'de İhracata Yönelik Devlet Yardımlarının Genel Niteliği

ARAŞTIRMA GELİŞTİRME (AR-GE) YARDIMI

ÇEVRE MALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİNE İLİŞKİN YARDIM

PAZAR ARAŞTIRMASI YARDIMI

EĞİTİM YARDIMI

İSTİHDAM YARDIMI

YURT DIŞINDA OFİS-MAĞAZA AÇMA, İŞLETME VE MARKA TANITIM YARDIMI

YURTDIŞI MARKALAŞMA VE TÜRK MALI İMAJININ YERLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK YARDIM

ULUSLARARASI NİTELİKTEKİ YURTİÇİ İHTİSAS FUARLARI YARDIMI
YURT DIŞI FUAR KATILIMLARININ DESTEKLENMESİ

Teşvik Sistemi ne işe yarar? | Teşvik Nedir?

Teşvik Sistemi ne işe yarar? Teşvik Nedir?

Teşvik kavramı ekonomide,

kamunun çeşitli şekillerde bazı sektörlere hızlı gelişmesi için maddi veya manevi desteği, yardım ve özendirmesini ifade eder. Teşvik tedbirleri kalkınma ekonomisinin bir parçası olarak kıt kaynakların en verimli kullanımını, tasarruf tedbirlerini, ihracat ve döviz gelirlerinin artırılmasını amaçlar.

Yatırım ve kalkınma, bölgesel, yabancı sermaye, ihracat teşvikleri alanlarına ayrılır.İçerikleri açısından teşvikler şu dallarda yapılır: Özel amortismanlar, yatırım indirimi, gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti, ihracat kredi sigortası, ihracat vergi iadesi, indirimli navlun, yeni pazarlar, bina ve teçhizat sübvansiyonu, düşük faizli krediler, özel reeskont kredi faizleri, faiz ve vergi iadeleri, gümrük taksitleri, gümrük ve fon istisnaları, bina vergisi istisnası, ar-ge sübvansiyonu, lisans ve knowhow kolaylıkları, yabancı personel çalıştırma, verimlilik, işgücü yeteneği.

Teşvik ve korumanın sebepleri genç sanayi, istihdamın artırılması, ödemeler dengesinin sağlanması, yerli üreticileri koruma, dış ticaret hadlerinin iyileştirilmesi, stratejik ve savunma sanayilerinin korunması olarak gösterilmiştir.Avrupa Birliği'nde çalışan nüfus başına düşen teşvik miktarı 850 dolar civarıdır.

Teşvikler nakdi yardımlar, devlet hisse senetleri, iyileştirilmiş krediler, devlet garantileri şeklindedir. Yazılı basın ve bilimsel çalışmalara verilen sübvansiyonlar 1200 kadardır. Sübvansiyonlar arasında AR-GE, hizmetiçi eğitim, amortisman, vergi indirimleri ve muafiyetler, KDV indirimleri, KOBİ yardımları, yatırım indirimleri, doğal afetler, ihracat, taşıma tarifeleri, çevre kirliliği bulunur.

Teşvik Sistemi ne işe yarar? Teşvik Nedir?

Ekonomik anlamda tasarruf nedir?

Ekonomik anlamda tasarruf nedir?

Ekonomik anlamda tasarruf yeni yatırımlar yapmak için kenara para koymak, bu parayı bankaya ya da faiz getiren başka bir yatırım aracına vererek ekonomide yeniden para yaratılmasını ve böylece yeni yatırımlar yapılmasını sağlamaktır. Günlük dilde ise tasarruf sıklıkla, masrafları kısmak anlamına gelmektedir.

Stokastik nedir? | Stokastik

Stokastik nedir? Stokastik

Stokastik,

değişken, rastlantısal (rastsal) anlamına gelen sıfat. Stokastik süreçlerin istatistikte ve mühendislikte önemli bir yeri vardır. Stokastik bir sürece örnek olarak temel uygulamalardan bir tanesi verilebilir: Şirketler geçmiş talep miktarlarına bakarak, gelecek aylarda ürünleri için ne kadar çok talep olacağını tahmin etmeye çalışırlar. Bunu hiç yoktan tahmin etmek yerine, talebin geçmiş günler veya aylar boyunca nasıl davrandığını yakından incelerler. Talep stokastik, yani değişken bir miktar olduğu için talebi incelerken matematikten ve özellikle istatistikten faydalanırlar.

Spekülasyon nedir? | Spekülasyon

Spekülasyon nedir? Spekülasyon

Spekülasyon,

Arbitrajın aksine, mevcut piyasa yapısının değerlendirilmesi sonrasında oluşan beklentiler dikkate alınarak ve risk üstlenilerek kazanç sağlayabilme çabasıdır.Spekülasyon bir suç değildir. Aksine borsalar ve piyasaların varlık sebepleri insanları spekülasyon yapmaya davet ederek ve onları bu yönde teşvik ederek her menkul kıymetin hak ettiği fiyata (ya da değere) ulaşmasını sağlamaktır.

Sosyal Politika nedir?

Sosyal Politika nedir?

Devletin toplumda refah ve sosyal koruma sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütününe Sosyal Politika denir.Sosyal Politika genel olarak sağlık, eğitim, konut, sosyal güvenlik, istihdam ve sosyal hizmetler alanlarındaki kamu hizmetlerini kapsamına alır. Devletin çevre, yerel yönetimler, küçük ve orta işletmeler, kültür ve sanat alanındaki politika ve uygulamaları ile kadınlar, gençler ve diğer dezavantajlı kesimlere dönük hizmetleri de çoğunlukla sosyal politikanın konusu içinde ele alınır.Sosyal politika genellikle Sosyal Devlet ve Refah Devleti kavramlarıyla birlikte kullanılmaktadır.

Satın alma gücü paritesi nedir?

Satın alma gücü paritesi nedir?

Satın alma gücü paritesi (SAGP),

ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme oranıdır. Eldeki toplu bir para parite oranı ile farklı bir para birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve hizmetler satın alınabilir.Mutlak satın alma paritesi; iki ayrı ülkede, bir ürün grubunun (özellikle TÜFE’nin) belirlenen kurda fiyatlarının eşitlenmesi demektir. Nispi satın alma paritesi ise iki farklı ülkede aynı ürün grubunun yıllar içinde fiyatlarındaki değişim hızının belirlenen kurda birbirine eşit olduğudur.

Portföy nedir? | Portföy

Portföy nedir? Portföy

PORTFÖY :

Sahip olunan varlıkların yatırım sonucu oluşturduğu toplam değerdir.Kişi ve kuruluşlar sahip oldukları servetlerini çeşitli şekilde tutarlar: Nakit para,altın ve döviz, vadeli mevduat, tahvil, hisse senedi ve hazine bonosu gibi mali mevduatlar, gayrimenkul ve yatırım malı olarak fiziki mevcutlar, servetin tutulma şekli olan yukarıdaki dört mevcudun bütününe kişi veya kuruluşların portföyü denir. kişi veya kuruluşların portföy yapısı bunların risk alma eğilimlerine, likidite tercihlerine ve çeşitli mevcutların sağlayacağı getiri oranlarına bağlıdır.

Kişi ve kurumların likidite ihtiyaçlarının değişmesi veya mevcutların getiri oranının değişmesi, portföyün yeniden düzenlenmesi sonucunu verir.örneğin reel faiz hadlerinin yükseltilmesi halinde, portföy sahibi portföyünde tuttuğu nakit parayı vadeli mevduata veya tahvile dönüştürme yoluna gidebilir.

Portföy nedir? Portföy

Petro-dolar nedir? | Petro-dolar

Petro-dolar nedir? Petro-dolar

Petro-dolar,

petrol satışlarından elde edilen geliri tanımlamak için kullanılan terim.Petrol satın almak isteyen her ülke ya da kuruluş, karşılığında dolar vermek, bu doları da bir yerden bulmak zorundadır. Petrolün dolar cinsinden fiyatlanması, dolara yönelik uluslararası talebin, dolayısıyla rezerv para olmaya devam etmesinin en güçlü dayanağıdır. Çünkü dünyada enerji talebi sürekli artmaktadır ve bunun için de petrole olan talep belirleyici durumdadır.

1971 yılında Amerikan hükümetinin doların karşılığını altın olarak veremeyeceği anlaşılınca, 1972-1973 yıllarında Amerikan hükümeti Suudi kraliyet ailesiyle, kraliyet ailesinin hükümranlığını koruma karşılığında petrolü yalnız dolarla satmaları hususunda bir anlaşma yaptı. Diğer OPEC ülkeleri de bunu takip etti ve petrol karşılığı olarak sadece dolar kabul eder oldular.

Petro-dolar nedir? Petro-dolar

Farklı Bir Yaklaşımla Para piyasalarının işlevleri...

Farklı Bir Yaklaşımla Para piyasalarının işlevleri...

Finansal piyasalar, işlem gören ürünlerin vadesine göre para piyasaları ve sermaye piyasaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Para piyasalarında işlem 1 yıldan kısa, sermaye piyasalarında bir yıldan uzundur. Para piyasalarında kısa vadeli likidite açığı olanla fazlası olan karşılaşır. Likidite fazlası olan faiz talep eder, açığı olan faiz öder. Mekana göre yurtiçi ve yurtdışı olarak ikiye ayrılan para piyasalarında işlemler ulusal parayla sınırlıysa yurtiçi (Interbank), uluslararası paralarla yapılanı yurtdışı piyasadır (Euromarket).Örgütlü, kurumsal, profesyonel, kredibilitesi yüksek, ürün standardı olan bir piyasadır.

Para piyasalarında müşteriler, bankalar aracılığıyla karşı karşıya gelirler. Döviz piyasalarına, alım satım, fonlar, repolar, mevduatlara bankalar aracılık eder. Bankalar müşterilerle, diğer bankalarla, finansal aracılar ve brokerlarla, merkez bankalarıyla ve Hazine ile çalışırlarken kar amacı ve kendi pozisyonlarını hedef alma gayesiyle hareket ederler.Bankalar para piyasası risklerine karşı hedging (koruma) yöntemi uygular. Bunun için forward, futures, opsiyon yöntemleri kullanırlar.

Para piyasası fon transferleri ile piyasanın likidite sorununu çözer. En önemli aktörü olan bankalar topladıkları mevduat fonlarını işletmelere kredi olarak verir, hükümetlere Hazine Bonosu adıyla kısa vadeli borçlanma araçları satın alarak fon aktarırlar. Fonların fiyatı olan faiz oranı, vade, para birimi, kredibilite, enflasyon, arz ve talep tarafından belirlenir.

Faiz oranları dalgalanmaları, bankaların açık ve kapalı pozisyonlarını, fiyat riskini belirler. Piyasalarda her gün belirli bir zamanda bir Interbank Oranı belirlenir. Mesela Londra'da LIBOR olan bu oran piyasadaki referans bankaların her gün saat 11'de diğer bankalara 1 ile 12 ay arasındaki sürelerde borç vermeye razı oldukları oranı gösterir. Faiz oranları yanında faiz periyotları belirlenmektedir.İşlem süreleri, günlerin fiili sayılarıyla veya bütün ayları 30 gün kabul etmekle yapılır. Takvim yılının hesaplanması da ya yılın 365 gün olarak kabul edilmesi (sterlin, belçika frangı, singapur doları) yahut yılın 360 gün olarak kabulüyle (diğer paralar) olur.

Para piyasası işlem türleri unsecuritised ve securitised olarak iki türdür. Unsecuritised işleme over teh counter denir ve doğrudandır. Securitised'de ise ikincil piyasa olabilir. Banka kredileri sabit veya fixed term loans ve periyodik veya roll over credits olarak ikiye ayrılır. Tasarrufçuların banka işlemleri de call money, day to day money, fixed term deposits, fiduciary deposits diye farklı türlere ayrılmaktadır. İkincil para piyasası enstrümanları hazine bonoları, mevduat sertifikaları, banka kabulleri, finansman bonoları, euro commercial paper, repo'dur.

Türkiye para piyasaları Türk lirası ve sermaye piyasası işlemlerini gerçekleştirir. Para piyasası da organize ve organize olmayan olarak ikiye ayrılır. Organize piyasalar Interbank, devlet iç borçlanma senetleri piyasası, TCMB repo ve tersrepo işlemleri piyasası, İMKB tahvil ve bono piyasası, borsa para piyasası'dır. Organize olmayan piyasalar Bankalararası Serbest para piyasası, bankalararası repo piyasası, bankalararası tahvil ve bono piyasası'dır.

Para piyasalarının işlevleri_______________Para piyasalarının işlevleri

Pankapitalizm Nedir?

Pankapitalizm Nedir?

Pankapitalizm,

işletmelerdeki ücretlilerin, global olarak hisse senedi veya mali yılda otofinansman yoluyla yapılmış yatırımların bir kısmını temsil eden tahvilleri her yıl aldıkları takdirde, yavaş yavaş ve hep birlikte bu işletmelerin başlıca sahipleri olabileceklerini savunan doktrin.

POS cihazı nedir? | POS cihazı | POS

POS cihazı nedir? POS cihazı POS

POS cihazı

kredi kartlarının işlem yapabilmesi için sokulduğu cihazdır. Bu cihazlar, kısaca POS veya diğer adı olarak POS aleti üreten her olarak da bilinir. Kredi kartıbankanın müşterilerine kolaylık olması amacıyla, üye işyerleri aracılığıyla POS cihazı ile hizmet vermesi gerekmektedir.

Oyun kuramı nedir? | Oyun Kuramı

Oyun kuramı nedir? Oyun Kuramı

Oyun Kuramı (İngilizce: Game Theory),

belirli bir hedefe yönelik karar verme gücüne sahip birimlerden (oyunculardan) oluşan sistemlerde, oyuncuların azami kazanç elde etme çabası içindeyken karar verme durumlarını inceleyen, uygulamalı matematikte ve ekonomide kullanılan bir yöntemdir.Karar verenlerin diğer düşüncelerle uyumlu ya da rekabet halinde olduğu sosyal durumları modelleyen bir yaklaşım olması bu kuramın en temel özelliğidir.

Oyun kuramı, neoklasik ekonomilerde geliştirilmiş bilinen optimizasyon yaklaşımlarını genişletmiştir.Bu kuram, geçmişten geleceğe, sosyal bilimlerde çok önemli bir rol oynamaktadır, ayrıca günümüzde bir çok farklı akademik alanda da kullanılmaktadır. 1970li yılların başında oyun kuramı, evrim kuramını içeren hayvan davranışlarına uygulanmıştır. Siyaset bilimi ve etik alanlarındaki düşünceleri betimlemek için özellikle tutsak ikilemi gibi birçok oyundan yararlanılmıştır. Son zamanlarda oyun kuramı, yapay zekada ve sibernetikte kullanılmasıyla bilgisayar biliminin de dikkatini üzerinde toplamayı başarmıştır.Akademik ilginin yanısıra, popüler kültürde de ilgi çekmiştir.

Nobel Ödüllü oyun kuramcısı, John Nash, Sylvia Nasar tarafından kaleme alınan 1998 tarihli biyografinin ve 2001 yılında çekilen "A Beautiful Mind" filminin konusu olmuştur. 1983 yapımı WarGames filmininde ana teması oyun kuramı olmuştur. Friend or Foe, kısmen Survivor gibi televizyonda yayınlanan bazı yarışma programlarında bile oyun kuramının izlerini sürmek mümkündür. Her nekadar bazı oyun kuramsal çözümlemeler karar kuramıyla benzer görülseler de oyun kuramı çalışmaları, oyuncuların etkileşim içinde olduğu bir ortamda verilen kararlar üzerinde çalışmaktadır. Diğer bir deyişle, oyun kuramı, herbir tercihin kar ve maliyetinin diğer bireylerin kararlarına bağlı olduğu durumlarda en uygun davranışın seçilmesini inceler.Eğer bir karar, diğer oyuncular ne yaparsa yapsın en iyi kararsa ona oyun teorisi lisanında baskın strateji denir. Her baskın strateji çözümü bir Nash çözümüdür ama tersi doğru değildir.

Teori basit şekilde şöyle özetlenebilir: oyuncuların hepsi aynı hedefe yönlenirse, bu oyuncuların elde etme olasılıklarını azaltacak; farklı hedeflere yönelim ise arttıracaktır. Özellikle ekonomide ve oligopol piyasalar için geçerlidir.Şu iki özel durumda uygulanabilecek bir teorik analizdir:

Bir oyuncunun elde ettiği kazancın diğerinin (veya diğerlerinin) kaybını oluşturduğu mutlak çelişki durumu.

Çelişki ile işbirliğinin karma durumu şöyle ki, bu durumda oyuncular ortak kazançlarını artırmak için işbirliğine girişebilirler, ancak yine de kazancın dağıtımı konusunda bir çelişki sözkonusudur.

Oyun teorisinde ekonomik, sosyal bir çelişki söz konusudur. Oyun teorisinin ekonomik, sosyal ve siyasal alanda uygulanabileceği pekçok durum bulunabilir.

Teoriyi ilk kez orataya atanlar John von Neumann ve O. Mongenstein'dir. Oyun teorisi sonradan uluslararası politikada da kullanılmaya başlandı. II. Dünya Savaşı ndan sonra birkaç büyük devletin uluslararası sistemi belirlediği bir ortamda bu teoriye başvurulabilir. Bu alanların başında çatışma analizi ve strateji konuları gelmektedir. Bu temelde kurulan oyun modelleri başlıca iki varsayıma dayanmaktadır:

Sıfır toplamı modeli; bu modelde taraflardan birinin kazancı doğrudan bir diğerinin kaybı anlamına gelmektedir. Soğuk savaş döneminde büyük güçler açısından bu tür bir ilişki var. Böyle bir durumda dahi taraflar kendi açılarından en rasyonel stratejiyi bulmaya çalışırlarsa birisi "en iyisini" seçerek bir denge noktasını yakalayabileceklerdir.

Sıfır toplamlı olmayan model. Bu model, taraflar yine esas olarak birbirlerine rakip olmakla beraber, her iki tarafın da karlı olabileceği denge durumları sözkonusu olabilmektedir. Oyun teorisinin uluslararası politikaya uyarlanışı konusunda üçüncü çabalar Thomas C. Schelling'in çalışmaları olmuştur.

Oyun kuramı nedir? Oyun Kuramı

Normatif iktisat nedir?

Normatif iktisat nedir?

Normatif iktisat,

ekonominin nasıl olması gerektiğine dair değer yargıları içeren, belirgin ekonomik hedefler için yapılması gerekenleri araştıran bir iktisat dalı. Özel bir şirkette karı arttırmaya çalışan veya devletin bütçe hedeflerini yerine getirmeye çalışan bir iktisatçı, normatif iktisat ile çalışır.

Nominal Nedir? | Nominal Değer Nedir?

Nominal Nedir? Nominal Değer Nedir?

Nominal Değer,

Para, çek, senet, hisse senedi, tahvil, pul vb menkul (taşınabilir) kıymetlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Ancak piyasa koşullarına göre bu değerin altında veya üstünde fiyata alınıp satılabilirler.İhraç edilen devlet tahvillerinin nominal değeri o tahvilin geri ödeme günündeki değerini gösterir, dolayısıyla bir tahvilin piyasa değeri nominal değerinin altında olur ki, tahvili alarak devlete borç veren kişi kazanç elde edebilir.

Nash dengesi nedir?

Nash dengesi nedir?

Oyun Teorisi'nin en önemli araçlarından biri olan Nash dengesi,

Oyuncuların belli özellikler taşıyan strateji seçimlerine verilen isimdir.Her oyuncu, oyun içinde elinde olan eylemlerden birini seçmiş olsun, ve tüm oyuncuların böyle bir seçim yaptığını düşünelim. Bir oyuncu için seçilmiş eylem, diğer oyuncuların seçtikleri eylem gözetildiğinde oynanabilecek (getiri anlamında) en iyi eylem ise, ve bu özellik tüm oyuncular için sağlanıyorsa, bu eylemler bir Nash Dengesi oluşturur.Oyuncular, yalın eylemler seçebilecekleri gibi, birden çok eylemi , belli bir olasılıkla oynamayı da tercih edebilirler.

Nash Dengesi, Oyun Teorisi kavramına önemli katkıları olan Amerikalı matematikçi John Nash'in adıyla anılmaktadır. Analitik anlamda benzer bir gözlemde bulunan ilk kişi Antoine Augustin Cournot isimli Fransız bir matematikçidir. Cournot bu olguyu iki firmanın, eş zamanlı olarak üretim miktarını belirledikleri kuramsal bir pazar için gözlemlemiş ve detaya dökmüştür. John Nash, 1950 yılında yazdığı doktora bitirme tezinde, bu dengenin, oyuncuların fayda fonksiyonlarının belli özellikleri sağladığı tüm oyunlarda var oduğunu ispatlayarak 1994 Ekonomi Nobel Ödülü'nü almıştır.

Nash dengesi nedir?

Meta nedir? | Meta nedir?

Meta nedir?

Meta,

Karl Marx'ın kapsamlı çalışması olan Kapital'in başlangıcını oluşturan konudur. Burada açıkca metadan, "toplumun en temel hücresi" olarak sözedildiği görülür ve bu durum Marx'ın tahlillerine buradan başlamasının sebebidir.Meta, elbette Marx'tan önceki iktisatçıların da bildiği bir şeydir ancak Marx, metaı bu bağlamda, kapitalist toplumsal yapının çözümllenmesinin merkezine koyunca Klasik İktisad'ın ötesine geçer.

Kapitalizm bir meta üretimi sistemidir, bu yapısı gereği her şeyi metalaştırır, her şey para aracılığıyla kullanım değerinin ötesinde değişim değeri dolayısıyla da üretilir. Marx, bu noktada, metaın, değişim amacıyla üretilen bir şey olduğunu söyler.Kapital'de metayı tanımlayan ve bu bağlamda çözümleyen birçok açıklayıcı ifade vardır. Örnegin Marx, genel meta tanimlamasinda söyle der:"Meta, her şeyden önce, bizim dışımızda bir nesnedir ve, taşıdığı özellikleriyle, şu ya da bu türden insan gereksinmelerini gideren bir şeydir. Bu gereksinmelerin niteliği, örneğin ister mideden, ister hayalden çıkmış olsun, bir şey değiştirmez. Burada nesnenin, bu gereksinmeleri, geçim aracı olarak doğrudan doğruya mı, yoksa üretim aracı olarak dolaylı yoldan mı, nasıl giderdiği de bizi ilgilendirmemektedir".

Ve ayrıca başka bir yerde;"Metalar, dünyaya, kullanım-değerleri ya da demir, keten bezi, buğday vb. gibi ticari mallar olarak gelirler. Bu, onların, sade, yalın, maddi biçimidir. Bununla birlikte, bunlar, yalnızca iki yanlı bir şey oldukları, hem yararlılığın nesneleri ve hem de değerin taşıyıcıları oldukları için metadırlar. Birisi fiziksel ya da doğal biçim, birisi de değer-biçim olmak üzere, iki biçime sahip oldukları sürece, ancak meta olarak görünürler, ya da meta biçimine bürünürler." (Kapital, Cilt I.)[[2]] Yalnızca kullanım amacıyla üretilen nesneler ya da kullanım değerinden ibaret olan maddeler meta değildirler; ancak başka bir ürünle değiştirmek ya da satmak için bir şey yapılırsa, yani nesnede bir değişim degeri sözkonusu ise, o nesne bir metadır. Kapital'in ilgili bölümleri metanın bu niteliklerini cözümler.

Nesnenin ya da üretimin niteliksel degeri, yani onun kullanım degeri ve bunun karşısında niceliksel değeri, yani değişim değeri vardır. Bunlar nesnede bir bütün halinde bulunur ya da öyle algılanır ancak Marx'tan itibaren böyle olmadığı anlaşılır; Metayı meta yapan onun değişim değeridir. Alınıp satılabilen bir şey olarak Emek gücü de bir metadır ve işçinin metalaşması sürecinin temeli de buradadır.

Meta nedir?

Merkantalizm nedir?

Merkantalizm nedir?

16. yüzyılda Batı Avrupa'da başlamış ekonomik bir teoridir. Merkantalizm'e göre bir milletin gönenci anaparanın miktarına bağlıdır ve küresel ticaret hacmi değişmez. Ekonomik servet veya anapara devletin elinde tuttuğu, altın, gümüş miktarı veya ticari değer ile temsil edilir. Bu da diğer devletlerle olan ticari dengenin olumlu yönde olması ile en iyi yükseltilir. Merkantalizme göre, yönetim ekonimide korumacı bir rol oynamalı, dış satımı desteklemeli ve dış alımı sınırlandırmalıdır. Bu fikirler üzerinde duran ekonomik sisteme merkantalist sistem denir.

Libidinal Ekonomi Nedir?

Libidinal Ekonomi Nedir?

Libidinal ekonomi,

Jean François Lyotard’ın insan varlığındaki, aklın ve mantığın işleyişine karşı koyup, direnç gösteren itkiler için kullandığı terim.Lyotard’a göre, bu itki ve dürtülerin, Freud gibi psikanalistler tarafından ortaya konan bilinçaltı yaşantı, itki ve dürtülerin bir benzeri olarak değerlendirilmeleri gerekir. Şu farkla ki, Lyotard bu itkilerin özgürce ifa¤desini daha açık bir biçimde savunup, onların anarşik ve sosyal olarak düzen bozucu et¤kisine dikkat çeker.

Nitekim, eski bir Marksist olarak Lyotard’ın Marksizme yönelik en önemli itirazlarından biri, itkileri akıl¤dışı, öngörülemez ve dolayısıyla karşı konması gereken şeyler olarak görmek suretiyle, onlara teorilerinde yer vermemesidir. Oysa Lyotard için libidinal itkilerin bu şekilde yadsınması, otoriter ve son çözümlemede başarısızlığa mahkum bir eylem olmak duru¤mundadır.

Libidinal ekonomi deyimi, şu halde, postmodernizm tarafından hem bir felsefe ve hem de kültürel bir proje olarak Marksizme yönelik bir saldırıyı ifade eder. Biraz daha ileriye gidilecek olursa, o felsefe¤nin akılcı mirasının reddedilmesini ifade edip, post-felsefi ya da anti-felsefi bir tavrı tanımlar.

Libidinal Ekonomi Nedir?

Korporatizm nedir? | Korporatizm

Korporatizm nedir? Korporatizm

Korporatizm,

Hepsi de tüketici olan bütün üreticiler tarafından, bütün tüketiciler için düzenli üretimdir. Bir taraftan işleticilerle işletilenler, diğer taraftan da üretim ile tüketim arasındaki ilişkileri değiştirme ve geliştirmeye yönelik bir ekonomipolitik sistemdir.Korporatizmin esas iki amacı vardır:

1-Ekonomik hayatı yeniden kurmak,

2-Sosyal adaletin tesisini sağlamak. Faşizm , ekonomiyi korporatizm üzerine kurar ve korporasyonları temel alır.

Bu, Musolini 'nin; "Faşist devlet korporatiftir." sözü ile pekiştirilen bir hükümdür. Korporasyonlar, nisbeten "lonca"lara benzerler.Korporatizm, toplumu organizmacı bir gözle görmenin bir sonucu olarak her kesimin tüm faaliyetlerinin amacını dayanışma ve ortak çıkara indirgeyen politik bir yaklaşımdır. Tahmin edileceği gibi burada farklı kesimlerin farklılıkları ancak ortak çıkar ya da devletin faydası ekseninde okunduğu müddetçe yaşayabilir. en tipik örneği mussolini dönemi italya uygulamasıdır.

Kayıtdışı ekonomi Ne Demektir? | Kayıtdışı Ekonomi

Kayıtdışı ekonomi Ne Demektir? Kayıtdışı Ekonomi

Kayıt dışı ekonomi,

devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır. Genel olarak kayıt dışı ekonominin, mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleriyle bütünüyle tespit edilemeyen ve GSMH hesaplamalarına yansımayan alanları kapsadığı kabul edilmektedir.Türkiye'de çok yaygın olduğu iddia edilmektedir. Hatta bu konunun vergi toplanmasında sıkıntılara neden olduğu düşünülürse, iktidardaki hükümetlerin en büyük problemleri arasında gösterilmektedir.

Katma değer vergisi nedir? Neden (K.D.V) Veririz?

Katma değer vergisi nedir? Neden (K.D.V) Veririz?

Katma değer, bir üretim sürecindeki çıktı ile girdi arasındaki farktır. Örneğin 10 YTL değerinde hammadde alınmış, bu hammadde toplam olarak 20 YTL ücretle çalıştırılan işçilerle işlenmiş ve 50 YTL değerinde bir ürün ortaya konmuş olsun. Burada girdi 10 YTL olarak ölçülür. İşyerinde çalışan işçilere ödenen ücretler girdi olarak değerlendirilmez. Çıktı ise 50 YTL'dir. Fark 40 YTL katma değeri oluşturur. Bu katma değerin 20 YTL'sini işçiler alır. Geri kalan 20 YTL de kârdır.

Kamu İktisadi Kuruluşu ve Teşebbüsü | Kamu İktisadı

Kamu İktisadi Kuruluşu ve Teşebbüsü Kamu İktisadı

Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK),

sermayesinin tamamı Devlet’e ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan, kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsüdür.

Kamu İktisadî Teşebbüsü

(KİT) kavramı devletten devlete değişmekle birlikte, genel olarak kamusal kaynakları kullanmak yoluyla ekonomik alanda faaliyet gösteren Devlet Kuruluşlarnı ifade eder.Türkiye'de Kamu İktisadî Teşebbüsleri ifadesi ilk kez 1961 Anayasası’nda kullanılmıştır.233 sayılı KHK'da KİT’ler, iktisadî devlet teşekkülleri ve kamu iktisadî kuruluşları olarak ikili bir ayırıma tabi tutulmuşlardır ve aşağıdaki gibi tanımlanırlar:

Kamu iktisadi teşebbüsü (KİT) "Teşebbüs"; iktisadî devlet teşekkülü (İDT) ile kamu iktisadî kuruluşu (KİK)in ortak adıdır.

İktisadî devlet teşekkülü (İDT) "Teşekkül": Sermayesinin tamamı Devlet’e ait, iktisadî alanda ticarî esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadî teşebbüsüdür.

Kamu iktisadi kuruluşu (KİK) "Kuruluş"; Sermayesinin tamamı Devlet’e ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan, kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadî teşebbüsüdür.

Kamu İktisadi Kuruluşu ve Teşebbüsü Kamu İktisadı

Kamu yönetimi nedir? | Kamu Yönetimi

Kamu yönetimi,

devletin yönetim faaliyetlerinin faydalı ve verimli bir biçimde düzenlenmesiyle uğraşan bilim dalıdır. Kamu idaresi de denir. İngilizce de "Public Administration" kelimesi ile karşılanır. Türkiye'de TODAİE (Türkiye Ortadoğu Amme İdare Enstitüsü) bu alanda inceleme ve faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir birimdir.Üniversitelerin kamu yönetimi bölümlerinde başta devlet idaresi olmak üzere; türk siyasal hayatı, toplum bilimleri, iktisat gibi dersler de verilmektedir.

Kamu yönetimi nedir? Kamu Yönetimi

Hayalî ihracat nedir?

Hayalî ihracat nedir?

Hayali İhracat, Devletin ihracatı arttırmak için uygulamaya koyduğu teşviklerden birisi olan İhracatta KDV iadesinin suistimal edilmesiyle ortaya çıkan bir dolandırıcılık türüdür.Devlet ihracat yapan firmaların talebi üzerine, ihraç ettikleri mallar için ödenmiş olan Katma Değer Vergisini iade etmektedir.

Bu durum art niyetli bazı kişiler tarafından suistimal edilmekte ve haksız kazanç elde edilmektedir. Şöyle ki, ihracatı yapılmış bulunan bazı malların faturaları yüksek meblağlar üzerinden düzenlenerek, aradaki farktan kaynaklanan KDV Devletten haksız bir şekilde iade alınmaktadır; ya da hiç ihraç edilmemiş olan ürünler ihraç edilmiş gibi gösterilmek suretiyle KDV iadesi alınmaktadır.

Hayalî ihracat nedir?

Ekonomide Geri dönüşüm nedir?

Ekonomide Geri dönüşüm nedir?

Geri dönüşüm terim olarak, kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır.Tüketilen maddelerin yeniden geri dönüşüm halkası içine katılabilmesi ile öncelikle hammadde ihtiyacı azalır. Böylece insan nüfusunun artışı ile paralel olarak artan tüketimin doğal dengeyi bozması ve doğaya verilen zarar engellenmiş olur. Bununla birlikte yeniden dönüştürülebilen maddelerin tekrar hammadde olarak kullanılması büyük miktarda enerji tasarrufunu mümkün kılar.

Örneğin, yeniden kazanılabilir alüminyumun kullanılması alüminyumun sıfırdan imal edilmesine oranla %35'e varan enerji tasarrufu sağlamaktadır.Atık malzemelerin hammadde olarak kullanılması çevre kirliliğinin engellenmesi açısından da önemlidir. Kullanılmış kağıdın tekrar kağıt imalatında kullanılması hava kirliliğini %74-94, su kirliliğini %35, su kullanımını %45 azaltabilmektedir. Örneğin bir ton atık kağıdın kağıt hamuruna katılmasıyla 8 ağacın kesilmesi önlenebilmektedir.

Ekonomide Geri dönüşüm nedir?

Gelişme iktisadı nedir?

Gelişme iktisadı nedir?

Gelişme iktisadı diğer adıyla kalkınma iktisadı 1950-60 yılları arasında oldukça popüler olan bir teoridir.Ancak 1980'lere gelindiğinde bu ilgiyi kaybetmiştir.Soğuk Savaş döneminde sosyalist ve liberal bloklar dışında 3. dünya diye adlandırlan ülkeler gurubu vardı.'Batı kapitalizminin onları dışladıkları gibi bir düşünce egemen olmaması zorunluluğu ile ABD ve Avrupa, kerhen de olsa, gelişme iktisadına ilgi göstermeye yönelmiştir.

'Soğuk Savaş'ta neo-liberal iktisatçıların kurucusu olduğu büyüme-kalkınma-gelişme iktisadı çalışmaları, II. Dünya Savaşı sonrasında Paul Baran, Paul Marlor Sweezy, Andre Gunder Frank ve Harry Magdoff gibi neo-marksist iktisatçıların bu konudaki eserleriyle eleştirel bir pozisyon kazanmıştır. Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık mücadelesi veren ülkelerin iktisadi gelişmelerini doğrusal bir tarih çizgisi olarak tanımlayan Walt Whitman Rostow, Arthur Lewis, D. Lerner gibi muhazakar geleneği benimsemiş teorisyenlere karşı, neo-marksist kuramcılar ekonomik evrimi ülke içi sınıf mücadelelerinden çok uluslararası ticaret ilişkilerine dayandırmaktadırlar.

Gelişme iktisadı çalışmaları, 'sürdürülebilir kalkınma', 'yerel-bölgesel gelişim', 'ekolojik kalkınma' ve 'kalkınmada kadın merkezli yorumsama' gibi bölümlere ayrılarak parçalanmış ve küreselleşme tartışmaları nedeniyle de ekonominin dünya ölçeğinde değerlendirilmesi gerekliliğini destekleyen bir yapıya bürünmüştür.Gelişme iktisadına olan eleştiriler ana konusu 'meta-merkezli tanımından insan-merkezli tanımına geçilmesi gereği'[2] üzerinedir.

Gelişme iktisadı nedir?

Franchising nedir ? | Franchising

Franchising nedir ? Franchising

Franchising, sözleşmeye dayalı, direkt bütünleşmiş bir pazarlama sistemidir. Bu sistemde know-how ve markanın imtiyaz hakkı sahibi, belirli süre, koşul ve sınırları kapsayan anlaşmayla bağımsız yatırımcılara sistemini ve markasını kullandırır.

Franchising terimleri

Bölge franchise alan (area franchisee)Veren pazarın her noktasını aynı etkinlikte ulaşamadığı takdirde, belli yükümlüklerini ve haklarını bölgesel olarak bölge franchise alana devreder. Bölge franchise alan, kendisi işlemler açabilir veya alt franchise alanlara açtırabilir. Bir anlamda master franchise alanda bir tür bölge franchise alandır. Yalnız orada pazar bütün dünya, bölge bütün bir ülkedir.

Alt franchise alan (sub-franchisee)Bölge franchise alan tarafından tek bir işletme için sistemi ve markayı kullanma hakkı verilen kişi veya kuruluştur. Franchise veren anlaşmada taraf veya lehtar olabilir.

Franchise giriş bedeli (franchise fee) Franchise alanı sisteme girmek için franchise verene ödediği başlangıç bedelidir.

Franchise kullanım bedeli (royalty) [değiştir]Alanın işletme süresince sistemi ve markayı kullanması karşılığında periyodik olarak franchise verene ödediği sabit veya hasılata göre belirlenen bedeldir.

Master franchise alan (master franchisee) Yurt dışında geliştirilmiş bir sistemin bir ülkedeki haklarını alan kişi veya şirket master franchise alan olarak adlandırılır.

Franchise veren (franchisor, franchiser) Sistemin ve markanın haklarına sahip olan ve franchise antlaşması ile bu hakları üçüncü yatırımcılara kullandıran kişi veya kuruluştur. Franchise verenin aynı sistemle çalışan kendi işletmesi veya işletmeleri de olabillir.

Franchise veren sistemin gereği olan tanıtım, araştıma, eğitim, denetim ve bu gibi destekleri de üstlenir.Franchise alan (franchisee) Sistemin ve markanın belli bir satış-hizmet noktası ve/veya bölgesi için haklarını anlaşma ile alarak uygulayan bağımsız yatımcıdır.

Franchising nedir ? Franchising

Fiyat nedir? | Fiyat nedir?

Fiyat nedir? Fiyat nedir?

İktisat ve işletmede fiyat, bir mal, servis veya varlığın sayısal para değeridir. Fiyat kavramı mikroiktisatta temel kavramdır ve kaynak dağılımı teorisinin (fiyat teorisi olarak da adlandırılır) en önemli değişkenlerinden biridir.Fiyat ayrıca pazarlamada da temel kavramlardandır ve işadamlarının pazarlama planı yaparken kullandıkları dört değişkenden bir tanesidir.

Fiyat nedir? Fiyat nedir?

Emek gücü nedir? | Emek Gücü

Emek gücü nedir? Emek Gücü

Emek gücü,

Karl Marx tarafından tanımlanıp kullanılan önemli ekonomi-politik kavramlarından birisidir. Emek gücü, emek ile aynı anlama gelmez, aksine Marx ısrarla bunları birbirinden ayrıştırmaya çalışır.Emek gücü, genel anlamda bir potansiyeli ifade eder ve insanın belli bir kullanım değeri üretirken harcadığı zihinsel ve fiziksel yeteneklerin bütününü anlatır. Ancak Marks'ın tanımlaması bu genellikte durmaz ve özel olarak, yani bir meta olarak emek gücünün ortaya çıkışını açıklar.

Emek gücü, bu bağlamda, işçinin pazarda kapitalist işletmeci ile karşılaşması ve belirli bir ücret karşılığında alınıp satılan bir meta olmasıyla tanımlanır.Pazarda işçi ve patron, özgür bireyler olarak karşılaşırlar ve bu karşılaşmanın sonucunda biri emek gücünü satar öteki de satın alır. Ancak satılan tüm bir emek degildir; eğer öyle olsaydı der Marks, daha sonra satılacak bir şey kalmazdı. Yani işçi patrona emeğini degil emek gücünü satar; buna göre emek'in belirli bir anlamda satılan bölümü emek gücünü oluşturur diyebiliriz.Bu anlamda bir potansiyel emek gücü, hem gerekli-ürünü hem de artı-ürünü üretmekte ve ürettigi artı-değere kapitalist tarafından el konulmaktadır. Bu kavramlar Marks'a göre hemen bütün sınıflı toplumlarda görülmektedir ancak, kapitalist toplumsal yapıya gelindiğinde temel değişimler olduğunu da belirtir. "Emek-değer yasası" kapitalist toplumun temel yasasıdır ve burada emek gücü olarak bilinen şey artık bir meta'dır. Öteki metalar gibi alınır ve satılır.

Marks'ın anladığı anlamda işçi demek, emek-gücünden başka satacak hiçbir şeyi kalmamış olan özgür bireyler demektir. Böylece paranın sermayeye dönüşmesi sürecinin koşulu da bu temelde açıklanmış olur. Potansiyel emek, emek gücü olarak alınıp satılan bir meta haline dönüşürken, parada sermaye haline gelir. Gerek para gerek emek kavramları "klasik burjuva iktisadı"nda da bulunmaktadırlar, ancak ne paranın sermayeye dönüşmesini ne de emek gücünün bir meta olması açıklanmaz bu kuramlarda. Marks bu kavramları dönüştürerek yeni içeriklerde kullanır ve böylece kapitalist ekonomik sistemin temel unsurlarını çözümlemenin olanağını bulur.Marks Kapital'de söyle belirtir:

Emek-gücü ya da emek kapasitesi sözünden, insanın, kendisinde bulunan ve hangi türden olursa olsun bir kullanım-değeri üretirken harcadığı ussal ve fiziksel yeteneklerin bütünü anlaşılmalıdır. Ama, bizim para sahibinin, meta olarak satışa çıkartılmış emek-gücü bulabilmesi için, önce çeşitli koşulların yerine getirilmiş olması gerekir. Meta değişiminin kendisi, kendi niteliğinden ileri gelenlerin dışında, bir bağımlılık ilişkisini gerektirmez. Bu varsayıma göre, emek-gücü, meta olarak piyasada, ancak, ona sahip olan kimsenin emek-gücünü bir meta olarak satışa sunması ya da satması halinde görülebilir. Bunu yapabilmesi için bu kimsenin, kendi emek-gücü üzerinde tasarrufta bulunabilmesi, emek kapasitesinin, yani kendi kişiliğinin kayıtsız şartsız sahibi olması gerekir.

Emek sahibi ile para sahibi, pazarda karşı karşıya gelirler, eşit haklara sahip kimseler olarak temasa geçerler, aralarındaki tek fark birisinin satıcı, diğerinin alıcı olmasıdır; bu yönden yasalar karşısında her ikisi de eşittir. Bu ilişkinin sürekli olabilmesi için, emek-gücü sahibinin, bunu, yalnızca, belirli bir süre için satması gereklidir, çünkü eğer onu toptan ve süresiz satacak olursa, kendini satmış, kendini özgür bir insan olmaktan çıkartıp köleye, meta sahibi olmaktan çıkartıp meta haline dönüştürmüş olur.

Emek-gücüne daima kendi öz malı, kendi metaı gözüyle bakması gerekir, ve bunu da ancak, onu, alıcının emri altına geçici bir süre için, belirli bir zaman süresi için vermekle yapabilir. Ancak bu yolla, emek-gücü üzerindeki mülkiyet hakkından feragat etmemiş olur. Para sahibinin pazarda emek-gücünü meta olarak bulabilmesi için ikinci temel koşul şudur: emekçi, kendi emeğinin gerçekleştirdiği metaları satacak durumda olmayıp, kendi benliğinde var olan emek-gücünü bir meta olarak satışa sunmak zorunda kalmalıdır. Devamında da şunları ekler:Paranın sermayeye çevrilebilmesi için, demek ki, para sahibinin özgür emekçi ile karşı karşıya gelmesi gerekir;bu, emekçinin iki anlamda özgür olması demektir: hem emek-gücünü kendi öz metaı gibi satabilecek durumda özgür bir insan olması gerekir, hem de satmak için elinde başka bir meta olmaması, emek-gücünü gerçekleştirmesi için gerekli her şeyden yoksun bulunması gerekir.

Emek gücü nedir? Emek Gücü

Emek fazlası nedir? | Emek fazlasının kaynağı nedir?

Emek fazlası nedir? Emek fazlasının kaynağı nedir?

Emek fazlası,

Karl Marx`ın politik ekonomiyi eleştirisinde kullandığı bir kavramdır. İşçinin geçimini sağlayabileceğinden ("zorunlu emek") fazla üretmesi sonucu ortaya çıkan emeğe denir. Marksist ekonomiye göre emek fazlası genellikle "ödenmemiş emek"tir ve emek fazlası kapitalist sistemin karının kaynağını oluşturur.

Emek fazlasının kaynağı Marx, emek fazlasının kaynağını Kapital`in bir bölümünde şöyle açıklar:"İnsanların, kendilerini hayvanların bulunduğu düzeyin üzerine çıkartmalarından ve böylece de emeklerinin bir ölçüde toplumsallaşmasından sonradır ki, birinin artı-emeğinin, bir diğerinin varlık koşulu olduğu durumlar ortaya çıkmıştır. Uygarlığın şafağında, emeğin kazandığı üretkenlik azdır, ama, aynı şekilde, gereksinmelerini karşılama araçları tarafından ve onlarla birlikte gelişen gereksinmeleri de azdır. Ayrıca, bu ilk dönemde, toplumun, başkalarının emeğiyle yaşayan kesimi, doğrudan doğruya üretici olan kitle ile karşılaştırıldığında, son derece küçüktür. Emeğin üretkenliğindeki gelişmeyle birlikte toplumdaki bu küçük kesim de, hem mutlak ve hem de nispi olarak artmıştır. Bundan başka, sermaye, beraberinde getirdiği ilişkilerle birlikte, uzun bir gelişme sürecinin ürünü olan ekonomik bir topraktan doğar.

Sermayenin temeli ve çıkış noktası hizmetini gören emeğin üretkenliği, doğanın değil, binlerce yılı kucaklayan bir tarihin armağanıdır." Marx`a göre emek fazlasının belirgin bir hale gelmesi ticaretin gelişmesiye ve toplumun sosyal sınıflara ayrılmasıyla yakından ilgilidir. Kısa bir süre sonra üretim fazlası ortaya çıkmaktadır. Bundan sonraki kısım üretilenin nasıl dağıtılacağı gibi ahlaki-politik bir sorudur. Güçlü olan güçsüzü yener, yani büyük olasılıkla üst tabaka emek fazlasının kontrolünü ele alacak ve diğerlerinin emeğiyle yaşayacaktır.

Emek fazlası nedir? Emek fazlasının kaynağı nedir?

Efektif talep nedir?

Efektif talep nedir?

Efektif, ingilizcedeki effective kelimesinden geliyor. Anlamı etkin, geçerli, etkilidir. Anlamındanda anlaşılacağı gibi efektif talep mal veya hizmeti alma konusunda etkin olma durumu, başka bir değişle, o mal veya hizmeti alabilmek için yeterli para veya benzerleri olma durumudur.Klasik okulun fiyat teorilerinin temelini oluşturur. Adam Smith ve diğerlerine göre piyasa fiyatı (cari fiyat) o mal veya hizmetin efektif talebi ile arzının kesiştiği noktada belirlenir. Burada efektif talebi mutlak talebden ayırmak lazım. Mutlak talep mal veya hizmeti alabilecek durumu olmasa dahi o mal veya hizmeti sahip olma duygusudur.

Keynes'e göre 1929 Büyük Buhran'nı toplam efektif talep yetersizliğinden dolayı olmuştur. O dönemin iktisat baskın iktisat düşüncesine göre (klasik okul), her arz kendi talebini yaratır (say kanunu). Fakat klasik okulun gözden kaçırdığı bir nokta vardır ki, finalsal sistem geliştikce her arz kendi efektif talebini yaratmamaya ayrıca, gelişmiş ülkelerin sömürge ülkelere ve gelişmemiş ülkelere uyguladıkları baskılar sonucu gerçekleştirilen üretime yeterli efektif talep bulunamamıştır.

Efektif talep nedir?

Dış ticaret dengesi nedir? - Dış Ticaret Dengesi -

Dış ticaret dengesi, bir ülkenin mal alım-satımlarının dengesidir.İhracat miktarı, yurtdışına satılan malların değerleri toplamına eşitken; ithalat miktarıysa yurtdışından ülkeye giren malların değerleri toplamına eşittir. Buna göre dış ticaret dengesi ihracat ile ithalat arasındaki ilişkiyi açıklar.Ülke ihracatı, ithalatından büyükse net ihracat 0'dan büyük olur. Bu durumda, ülkenin dış ticaret fazlası vardır. Aksine, ülke ihracatı, ithalatından küçükse net ihracat 0'dan küçük olur. Bu durumdaysa ülkenin dış ticaret açığı vardır. Ülkenin ihracat ve ithalat değerlerinin birbirine eşit olması durumundaysa net ihracat 0'a eşittir ve dış ticaret dengesi 0'dır. Ülke dış ticareti dengededir.

Dış Ticaret Sermaye Şirketleri Hangileridir?

Dış Ticaret Sermaye Şirketleri Hangileridir?

T.C. Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından, ödenmiş sermayeleri en az 2 milyon YTL. (2 trilyon TL.) olan ve bir önceki takvim yılında gümrük beyannamesi bazında; en az (FOB) 100 milyon ABD doları veya eş değerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren (transit ve bedelsiz ihracat hariç) anonim şirketlere, her yılın Ocak ayının son gününe kadar başvuru formunu (Dış Ticaret Sermaye Şirketi Başvuru Formu) doldurarak, formda belirtilen belgelerle birlikte başvurulması kaydıyla verilen statüdür.

Halihazırda Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsünü haiz firmalar için söz konusu statü yenilenebilir.Mevzuat Dış Ticaret Sermaye Şirketi statüsü verilmesi, geri alınması ve Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinin sorumlulukları 22/12/1995 tarihli ve 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı'nın 3 üncü maddesinin (k) bendi uyarınca belirlenmiştir.

Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsünün Avantajları :

KDV iadelerinde teminat kolaylığı,

Dahilde İşleme Rejiminde teminat kolaylığı,

Eximbank TL. ve döviz kredilerinde indirimli faiz uygulaması, kredi temininde indirimli teminat kolaylığı,

İhracatta bazı devlet yardımlarından yararlanma ve

Onaylanmış Kişi Statüsü edinmek yoluyla, gümrük işlemlerinde sürat ve kolaylıktır.

Dünya Bankası ve Uluslararası Ekonomik Örgütler

Dünya Bankası ve Uluslararası Ekonomik Örgütler

Dünya Bankası, II. Dünya Savaşı'nın ardından 1945 yılında Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (IBRD) adıyla kurulmuş, 1947 yılında Birleşmiş Milletler'in özerk uzman kuruluşlarından biri olma özelliği kazanmıştır.Günümüzde dünya devletlerinin 184'ü Banka üyesidir. Bunlardan 11'i, Banka sermayesinin %55'ine sahiptir. Türkiye'nin sermayedeki payı ve oy gücü %0,5 düzeyindedir.Dünya Bankası Guvernörler Kurulu, İcra direktörleri Kurulu, Başkanlık organları tarafından yönetilmektedir. Guvernörler Kurulu, üye devletlerin atadıkları birer guvernör ve vekilinden oluşmakta ve yılda bir kez toplanmaktadır. İcra direktörleri Kurulu iki yıl için görevlendirilen 24 üyeli ve sürekli karar organıdır.Zaman içinde bir grup haline gelerek Dünya Bankası Grubu (World Bank Group) adını alan kuruluşun bünyesinde beş ana kurum yer almaktadır.Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası - IBRD 1945 yılında kurulmuş olan ve gelişmekte olan ülkelerin kamu sektörüne kredi açan bölümdür. Türkiye kuruma 1947 yılında üye olmuştur. Kişi başına GSMH'ya göre yapılan dört gruplu sınıflandırmada Türkiye III. Grupta yer almakta, böylece 5 yıl geri ödemesiz 17 yıla kadar vadeli kredi kullanabilmektedir. Türkiye'nin sermaye ve oy gücü %0,5 düzeyindedir.

Uluslararası Kalkınma Birliği - IDA 1960 yılında kurulmuştur. Kişi başına gelir bakımından yoksulluk çizgisinin altında kalan ülkelere kredi açmaktadır. Bu ülkelere genel olarak sıfır faizli ve 35-40 yıl vadeli kredi kullandırmaktadır. Türkiye IDA'ya 1960 yılında katılmıştır; toplam sermaye içindeki payı %0,9'dur ve bu fondan kredi kullanmamaktadır.

Uluslararası Mali İşbirliği - IFC 1956 yılında kurulmuştur. Bu parça, gelişmekte olan ülkelerde özel sektöre kredi açmak ve özel sektörün gelişmesini sağlamak ile görevlidir. Türkiye, bu kuruma kurulduğu yıl katılmıştır ve toplam sermaye içinde %0,6 paya sahiptir.

Çoktaraflı Yatırımlar Garanti Ajansı - MIGA 1985 yılında kurulmuştur. Gelişmekte olan ülkelerde yapılacak yabancı yatırımlara, ticari olmayan (döviz transfer zorluğu, kamulaştırma, millileştirme, vb.) riskleri karşılamaya dönük güvenceler sağlamak ile görevli parça olarak tasarlanmıştır. Türkiye MİGA'ya 1988 yılında katılmıştır. Bu kurum içinde sermaye payı ve oy gücü %0,4 düzeyindedir.

Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi - ICSID 1965 yılında kurulmuştur. Merkez, arabuluculuk ve hakemlik davalarına bakan bir organdır. Tahkim ve Uzlaşma Panellerine ilişkin kurallar geliştirmekte, uzlaştırma komisyonu olarak iş görmektedir. Türkiye bu kuruma 1987 yılında katılmıştır.

Türkiye'de para piyasaları - Döviz Piyasası -

Türkiye'de para piyasaları - Döviz Piyasası -

Türkiye'de modern para ve döviz piyasaları 24 Ocak 1980 Kararları ile harekete geçmiştir. Bu tarihten önce ithal ikameci, korumacı sistem vardı. Devletçe belirlenen sabit kur sistemi, karaborsa ve yastıkaltı sektörlerine yol açıyordu. 24 Ocak Kararlarıyla ABD doları 47.70'ten 70.00 liraya yükseltilerek devalüasyon yapıldı. Esnek ve günlük kur sistemine geçildi, fiyatlar serbestçe piyasada belirmeye başladı. TPKKK 29 aralık 1983'te kaldırıldı, kredi ve mevduat faizleri serbest bırakıldı. 30 temmuz 1981'de SPK kabul edildi. Döviz girişi her tür yoldan serbestleştirildi. 1989'da altın piyasası kuruldu.Türkiye'de döviz işlemleri Serbest piyasada, TCMB denetimindeki döviz ve efektif piyasasında, bankalararası piyasasında olmak üzere üç piyasada gerçekleştirilmektedir. Serbest piyasada işlemler efektiftir. Merkez bankası piyasasında ise, Merkez Bankası, bankalararası döviz hareketlerini yönetiyor, kaynakları etkin olarak kullandırıyor, Türk lirasının yabancı paralar karşısındaki değerini ayarlıyor. Döviz işlemleri en yoğun olarak bankalararası piyasada gerçekleşmektedir.

Döviz piyasaları'nın Tanımı

Döviz piyasaları'nın Tanımı

Yatırım, hedging, spekülasyon amacıyla yapılan hareketlerin gerçekleştiği döviz piyasaları 24 saat açıktır. Açılış Sidney ve Tokyo'da olur, Hong Kong ve Singapur, Bahreyn ile sürer Avrupa piyasalarına geçer. Frankfurt, Zürih, Londra'dan New York, Chicago piyasalarına ve Los Angeles ve San Fransisco'ya devam eder. İşlem hacmi, dünya ticaret hacminin 50 katından fazladır. İşlemlerde ağırlık Amerikan doları ve Alman markı, Amerikan doları ve yen üzerindedir. Günlük işlem hacmi, milyar dolar temelinde en fazla İngiltere, ABD, Japonya, Singapur'dadır.İşlemlerin çekirdeğinde aracı ticari bankalardır.

Merkez bankaları kur ve faiz istikrarı sağlar. Bankalar doğrudan, Interbank ile, aracılar ve brokerlar ile, merkez bankaları ile, Hazine ile çalışırlar. Bankaların döviz piyasasındaki riskleri politik, transfer riskleri olarak sistematik olabilir. Riskler finansal da olabilir ve kur ve faiz riskleri şu pozisyonları içermektedir: spot, forward, swap, opsiyon. Ayrıca çalışanların riskleri de işlemleri etkiler: performans, zayıflık, hırs, eğitimsizlik, stres, yanlış anlamalar, dil sorunu, yazım hataları, takım uyumsuzluğu, headhunters, iletişim sistemleri.

Döviz piyasaları bir ülke parasının başka bir ülke parasıyla değişimi işlemleridir. Yabancı para ve mevduat hesaplarının değişimi olarak aktifler spot ve forward biçimlerinde para fonlarında dönüşür. Kullanılan ortam elektroniktir. Kur, bir para biriminin diğer para birimi karşısındaki fiyatıdır. Kotasyonları çift taraflıdır: alış-satış. Alış ve satış arasındaki farka spread denir. Bir para, baz döviz alınır ki, bu ABD dolarıdır. Kurlar, direkt veya dolaylı olarak gösterilir. Yurtiçi piyasalarda, yerli para içermeyen gösterimler çapraz kur, uluslararası piyasalarda ABD dolarını içermeyen kurlar çapraz kur olarak tanımlanır.

En Kapsamlı Şekliyle Döviz Nedir? - Döviz -

En Kapsamlı Şekliyle Döviz Nedir? - Döviz -

Döviz, dar anlamda (çek, poliçe gibi) yabancı parayı temsil eden belgeler. Türkçede yabancı ülkelerin paralarına döviz denmektedir. Herhangi bir ülkenin parasının, başka bir ülkenin (veya ülkelerin) parasına dönüştürülmesiyle ilgili işlemlere de döviz işlemi veya kambiyo işlemi denir. Döviz kelimesi dilimize Fransızca'daki deviseden geçmiştir. Genel olarak döviz dendiğinde milletlerarası ödemelerde kullanılan ödeme araçlarının tamamı ifade edilir.Ekonomik açıdan bakıldığında döviz, iktisadi anlamda bir mal niteliğindedir. Döviz borsaları bazı özel nitelikleri olan piyasalardır. Kısaca belirtmek gerekirse, New York, Londra, Tokyo, Frankfurt, Zürich ve Paris en büyük döviz borsaları arasında bulunmaktadır. Ancak, döviz piyasalarını belirli bir yer veya mekanla sınırlı piyasalar olarak düşünmek doğru değildir.Döviz borsaları, muayyen coğrafi bölgelerde faaliyet gösterseler de, çeşitli elektronik haberleşme araçlarıyla birbirleriyle sürekli olarak ilişki içinde bulunurlar.

Denilebilir ki, günün her saatinde dünyadaki döviz piyasalarından herhangi birisi açık bulunur. Mesela ABD'in batısında yer alan San Fransisco'da borsalar kapandığında Uzak Doğuda Tokyo, Hong Kong ve Singapur borsaları, ayrıca bu borsalardaki çok uluslu Amerikan ve Avrupa bankalarının şubeleri yeni açılmışlardır. Uzak Doğu borsaları kapandığında ise Orta Doğunun mali piyasaları ve merkezleri iki saatten beri çalışmakta olup Avrupa borsaları mesaiye yeni başlamaktadır. Avrupa ile ortak çalışma saatleri sırasında New York borsasında faaliyet hacmi yoğunlaşmaktadır. Londra bankaları coğrafi konumları dolayısıyla, günlük çalışma süresi içinde öteki Avrupa piyasaları ve Kuzey Amerika dahil olmak üzere, Uzak Doğu ve Orta Doğu piyasalarıyla işlem yapabilmektedirler.Milletlerarası döviz borsaları 24 saat sürekli olarak çalıştıkları için döviz fiyatları (kurları) sürekli olarak değişirler. Döviz bir iktisadi mal gibi işleme tabi tutulduğundan, dövizin bir arz ve talebi ve dolayısıyla da bir fiyatı vardır.

Döviz fiyatlarına döviz kuru (exchange rate) denmektedir.Döviz kurları genellikle bir birim döviz başına (veya bununla değiştirilebilen) milli para miktarı olarak tanımlanır. Döviz kurları 1 birim milli paranın karşılığı olan döviz miktarı olarak da tanımlanabilir. Bu şekilde düşünüldüğünde kurlar 1 USD = 1,35 YTL veya 1 YTL = 0,74 USD olarak ifade edilebilir. Bu iki sistem birbirinin tersidir. Birincisinde dövizin, milli para cinsinden değeri ifade ediliyor; buna direkt-kotasyon sistemi deniyor. İkincisinde ise milli paranın dış değeri, yani döviz cinsinden fiyatı gösteriliyor; buna da indirekt kotasyon sistemi deniyor.

Milletlerarası borsalarda döviz kurları ABD dolarıyla milli paralar arasındaki değişim oranı şeklinde ifade edilince, ABD doları dışında iki para arasındaki değişim oranı bunların dolar cinsinden fiyatlarına göre dolaylı olarak hesaplanabilir. Mesela, 1 USD = 1,35 YTL ve 1 USD = 0,83 EUR ise; 1 EUR = 1,63 YTL olur. Bu şekilde dolar dışındaki paralar arasında hesaplanan kurlara çapraz kur (cross-rate) denilmektedir. Yani iki para arasındaki dolaylı değişim oranına çapraz kur adı verilir.Yabancı paraların çapraz kurları arasında da bir uyum vardır. Çapraz kurlar arasındaki uyum bozulur, yani dövizin ucuz olduğu yerden satın alınıp pahalı olduğu yerde satılması işleri ortaya çıkabilir. Bu farklardan yararlanarak kazanç sağlanması işlemine arbitraj denir.

Geniş anlamda döviz ticareti; döviz bazında mevduat bulundurmayı, döviz piyasaları arasındaki kur farkından kar elde etmeyi (döviz arbitrajı), zaman içindeki kur değişmelerinden kar elde etmeyi (döviz spekülasyonu) de kapsamına almaktadır.Döviz piyasaları vadeli piyasa (forward market) ve vadesiz piyasa (spot market) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Vadesiz piyasalarda döviz işlemleri herhangi bir işgününde o günün döviz kuru üzerinden yapılmaktadır. Vadeli piyasalarda ise tarafların sözleşme ile tesbit ettikleri gelecekteki bir gün ve döviz kuru üzerinden (vadeli döviz kuru) döviz alım ve satımının taahhüt edilmesi şeklinde yapılmaktadır.

Vaktiyle altın para sisteminin yürürlükte olduğu yıllarda ülke paraları, bulundurdukları veya temsil ettikleri altın miktarına göre birbirleriyle mübadele edilirlerdi. Mesela Türk lirası 2 gr altını, dolar 6 gram altını temsil ediyorsa, 1 dolar = 3 TL olarak belirlenirdi. Böylece belirlenmiş olan kurların değişmeleri de mümkün olmazdı. Altın para sisteminin çok önemli bir üstünlüğü olarak nitelenen bu husus, daha sonra kağıt para sistemine geçirilmesiyle birlikte geçerliliğini kaybetti. Döviz kurları sabit veya esnek olarak belirlenebilmesinin fayda ve mahzurlarını esas alan tartışmalar iktisat literatüründeki canlılığını hala korumaktadır.İkinci Dünya Savaşı sonlarından 1973 başlarına kadar dünyada geçerli olan ve Bretton Woods Sistemi diye bilinen para sistemi bir sabit kur sistemiydi. 1973 başlarından itibaren Batılı ülkeler esnek veya değişken kur sistemini benimsemişlerdir.

Ne var ki, Avrupa Topluluğu ülkeleri gibi bazı sanayileşmiş ülkeler paralarını sabit kurlardan birbirine bağlayarak bir para sahası oluşturmuşlardır. Belirtmek gerekir ki, günümüzde tam bir esnek kur sistemi hemen hemen hiçbir ülkede uygulanmamaktadır. Hemen hemen her ülke döviz kurlarının nisbi de olsa istikrarlı oluşunu özlemektedir. İstikrar arayışları ise döviz piyasalarına müdahaleyi zorunlu kılmaktadır.

Türkiye'de 1929 yılına kadar Lozan Antlaşmasında yer alan hükümler dolayısıyla döviz piyasalarına fazla bir müdahalede bulunulamamıştır.Lozan Antlaşmasının koyduğu sınırlamaların sona ermesiyle birlikte, 20 Şubat 1930 tarihinde çıkartılan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ile döviz işlemlerini düzenleme yetkisi Maliye Bakanlığına verilmiş ve yoğun bir şekilde döviz kontrolu uygulanmaya başlanmıştır.

Özellikle 1983'ten sonra Türk Lirasına konvertibilite sağlamak yönünde getirilen bazı düzenlemelerle 1567 sayılı kanunun uygulamaları yerine geniş ölçüde bir serbesti ortamı getirilmiştir. Sabit döviz kuru sistemi fiilen terk edilmiş ve kurların önce kısa aralıklarla, sonraları Merkez Bankasınca her gün belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Hükümet 1989'da aldığı bir kararla banka ve yetkili kurumlara 3000 dolar veya eşdeğer döviz satabilme hakkı verildi. Mart 1990'da 32 sayılı karar olarak bilinen Türk Parasını Koruma Hakkındaki Karar'da yapılan değişiklikle, Türkiye'de yerleşik kişilere sınırsız döviz bulundurma ve transfer etme gibi haklar tanındı

Drago Doktrini nedir? | Drago Doktrini nedir?

Drago Doktrini nedir? Drago Doktrini nedir?

Drago Doktrini; Ülkelerin dış borçlarının askeri müdahalelerle ödetilmesine karşı çıkan doktrin. Bu doktrin 1902'de Arjantin'in Dışişleri Bakanı tarafından ortaya atılmıştır. Louis M. Drago, borçlu devletin borcunu ödeyemediği durumlarda zorlama tedbirleri uygulamanın veya borçlu devletin topraklarını işgal etme hakkının olmadığını ve bunun uluslararası hukuğa aykırı olduğunu ilan etmiştir.

Drago doktrinine göre, bir yabancı devlete borç veren sermaye sahipleri, söz konusu ülkenin kaynaklarını, ödeme kabiliyetini durumunda karşılayabilecekleri olası zararları gayet iyi bilirler.Bu yüzden de borcun şartlarını o derece ağır tutarlar. Ayrıca sermaye sahipleri borç verdikleri devletin egemen bir birim olduğunun ve borcunu ödemeye zorlanamayacağının da bilincinde olmak durumundadırlar. Buna karşılık borçlu devlet de mutlaka borcunu tanımak ve ödeme yollarını aramak zorundadır. Ancak, varolan borcu zorla ödetmeye kalkmak zayıfların kuvvetlilerin etkisi altına girmesine yol açacaktır. Drago'nun bu görüşleri 1907'de La Haye İkinci Barış Konferansı'nda yeniden ele alınmıştır.

ABD temsilcileri Genel Horace Portes'in bazı önerileriyle birlikte biraz değişikliğe uğrayarak kabul edilmiştir. Drago Doktrini 1902'de İngiltere, Almanya ve İtalya tarafından Venezuela borçlarını ödemeyince kurulan deniz ablukasıyla gündeme gelmiştir. Drago doktrini Monroe doktrini çerçevesinde Avrupa'nın yarımküreye müdahale etmemesi prensibini desteklemek için ABD tarafından savunulmuştur. Bununla beraber borçlu devlet yargısal ve idari çareler bulamazsa uluslararası hukuk standartlarında hakkın reddi davasına konu olabilir. Böyle bir durumda bir dış devlet kendi vatandaşları adına diplomatik olarak müdahale edebilir.

Dolarizasyon nedir? | Dolarizasyon nedir?

Dolarizasyon nedir? Dolarizasyon nedir?

Dolarizasyon, bir ülkede yaşayanların yabancı para birimlerini kendi paraları yerine ve/veya paralel olarak kullanmaları durumudur.Oluşabileceği şartlar:
gayrıresmi, formel yasal onay olmadan
yarıresmi (veya resmi çift para birimi sistemi), yabancı paranın kanuni olduğ, ancak yerel para karşısında ikincil bir rol oynadığı durum
resmi, bir ülkenin para basmayı bırakığ sadece yabancı para kullanması.

Dolarizasyon terimi sadece ABD Doları için geçerli değildir. Genel olarak herhangi bir yabancı parra birimine geçilmesi de dolarizasyon sayılır.En önemli dolarize ekonomiler, Haziran 2002 itibarıyla Ekvador (2000'den beri), El Salvador (2001'den beri) ve Panama'dır (1904'den beri).Ağustos 2005 itibarıyla sadece ABD doları, Euro, Yeni Zelanda doları, Türk lirası, Rus rublesi, İsviçre frankı ve Avustralya doları başka ülkelerce resmi dolarizsyon için kullanılmış para birimleridir.

Dolarize Ekonomiler Listesi ABD doları

Virgin Adaları
Doğu Timor
Ekvador (kendi bozuk paralarını kullanır)
El Salvador
Marshall Adaları
Mikronezya
Palau
Panama (kendi bozuk paralarını kullanır)
Pitcairn Adaları (ayrıca Yeni Zelanda doları)

Turks ve Caicos Adaları
Belize Euro
Kosova
Monako (önceden Fransız frankı)
Andorra (önceden Fransız frankı ve İspanyol pesetası)
San Marino (önceden İtalyan lireti)
Vatikan (önceden İtalyan lireti)
Karadağ (önceden Alman markı ve Yugoslav dinarı)

Cebelitarık (İngiliz sterlini ve Euro) Rus rublesi
Abhazya
Güney Osetya Yeni Zelanda doları
Cook Adaları
Niue
Tokelau
Pitcairn Adası (Ayrıca ABD doları) Avustralya doları
Kiribati (kendi bozuk paralarını kullanır)

Nauru
Tuvalu (kendi banknotlarını basar) Diğer
KKTC (Türk lirası)
Liechtenstein (İsviçre frankı)
Bhutan (Hindistan rupeesi)

Değişim aracı ne tür bir araçtır?, Nasıl Kullanılır?

Değişim aracı ne tür bir araçtır?, Nasıl Kullanılır?

Değişim aracı, ticarette takas sisteminin doğurduğu dezavantajların önüne geçmek için geliştirilmiş bir araçtır.Takas sisteminde, değiş tokuşun yapılabilmesi için, takası yapacak olan iki insanın da diğerinin elinde bulunan malı tam olarak aynı anda aynı yerde istiyor olmaları gerekmektedir. Değişim aracı kullanıldığında ise, kişilerin ellerindeki malların değeri bu değişim aracı cinsinden hesaplanarak ticaretin bu araç üzerinden yapılması mümkün kılınmaktadır.

Değişim Değeri ve Kullanım Değeri nedir?

Değişim Değeri ve Kullanım Değeri nedir?

Değişim değeri ve kullanım değeri kavramları, Marksizmin, ekonomi politiğin eleştirisinde kullandığı ve kapitalist toplumunun temel yapısal sorunlarını analiz ederken kullandığı temel kategorilerdir.Ürünün meta olma ya da metaya dönüşmesinin niteliğini bu kavramlar açıklar.

Değişim değeri bir ürünün kullanımından öte alınır satılır bir şey olmasına neden olur. Meta fetişizminin kaynağı bu değişim değeriyle ilgili olduğu gibi, Marks'ın açıklamalarında önemli bir yer tutan emek gücü'nün bir metaya dönüşmesinin temelinde de bu nokta belirleyici bir rol oynar.Marks'ın tanımlamasına göre;Kullanım-değerleri, ancak kullanım ya da tüketim ile bir gerçek haline gelir: bunlar, ayrıca, toplumsal biçimi ne olursa olsun, her türlü servetin özünü oluştururlar. İncelemek üzere olduğumuz toplum biçiminde, bunlar, ayrıca, değişim-değerinin maddi taşıyıcılarıdır.

Gereksinmelerini kendi emeğinin ürünü ile doğrudan doğruya karşılayan kimse, gerçekte, kullanım-değeri yaratır, ama meta yaratmamıştır. Meta üretmek için, o kimsenin yalnızca kullanım-değerleri değil, başkaları için kullanım-değerleri, toplumsal kullanım-değerleri üretmesi gerekir. (Ve salt başkası için üretmesi de yetmez. Ortaçağ köylüsü, feodal bey için ürün-rant-tahıl, papaz için öşür-tahıl üretirdi. Ama, ne bu ürün-rant-tahıl, ne de öşür-tahıl, bir başkası için üretilmiş olmaları gerçeğine karşın, meta haline gelmemişlerdi. Bir ürünün meta olabilmesi için, kuIlanım-değeri olacağı başka bir kimseye, değişim yoluyla devredilmesi gerekir.)

Dahilde İşleme Rejimi Nedir?, Ne işe Yarar?

İhraç ürünleri üretmek için gerekli olan ve dışarıdan ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi aramallara ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren bir ihracatı teşvik sistemidir. İhracat yapmayı düşünen işletmeler, ihraç edilmesi planlanan malların üretiminde kullanılacak olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, ara malı ve ambalaj malzemelerinin başta değişik vergisel yüklerden muaf olmak üzere ve devlete ihracat taahhüdünde bulunmak şartıyla, çeşitli kolaylıklar ve teşviklerden yararlanabilirler.

Teşviklerden yararlanabilmek için Dahilde İşleme İzin Belgesi alınması zorunludur. Söz konusu olan bu Dahilde İşleme İzin Belgesi, Gümrük muafiyetli ithalat ya da yurtiçi alımlara olanak sağlayan Dış Ticaret Müsteşarlığı´nca düzenlenen bir belgedir.

Dahilde İşleme İzin Belgesinin Türleri

Şartlı Muafiyet Sistemi (İhracat Taahhüdü Karşılığı Askıya Alma)

Geri Ödeme Sistemi Dahilde İşleme İzin Belgesi ile elde edilen avantajlar

İhracat taahhüdünü üçüncü ülkelere yapılan ihracatla yerine getirmek şartı ile ithalatta kota ve gözetim önlemlerinden muafiyet,

3. ülkelerden yapılan ithalatta gümrük vergileri, KDV ve diğer vergi, resim ve harçlardan muafiyet,

İhracat sayılan satış ve teslimler ile ilgili olarak gümrük vergisi muafiyetli ithalat,

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden ithalde KDV ve diğer vergi, resim ve harçlardan muafiyet,

Dış Ticarette Standardizasyon ve Teknik Düzenlemeler mevzuatına tabi olmama,

Ödenmiş vergilerin geri alınması olanağı ve

Eşdeğer eşya kullanımına olanak verilmesidir.