Asgari ücret neye göre belirlenir? - Asgari ücret -
Asgari ücret, işçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret."Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulur."
-Anayasa 1 aylık ihtiyaçlara cevaben kabul edilebilecek en düşük alım gücü gereksinimlerin toplam tutarına verilen yasal olarak verilmesi gereken en düşük ücret tutarı.
Asgari ücret neye göre belirlenir? - Asgari ücret -
Artı-değer Nedir? - Artı-değer -
Artı-değer Nedir? - Artı-değer -
Artı-değer kavramı Marks'tan önce keşfedilmiş ve zaten kullanılan bir kavramdır. Genel anlamda, gerekli-zorunlu olandan daha fazlasının üretilmesi anlamındadır. Klasik İktisatçılar olarak bilinen Adam Smith ve Paul Ricardo gibi isimlerde bu kavramın kullanımda olduğu görülür. Ancak Marx'a gelindiğinde, bütün klasik iktisadın kavramlarına yapıldığı gibi bu kavramda da tamamen başka bir yol izlenmeye başlandığı görülür. Nitekim Marks, bu Klasik İktisatcılara olan borcunu reddetmemekle birlikte onların neden ve nasıl burjuva düşünüş biçimi içinde kaldıklarını açıklar ve buna bağlı olarak ekonomi-politiğin kapitalist sistemin bir ögesi olarak kaldığını belirtir.Bu bakımdan Marks, belli bir andan itibaren yoğun olarak Ekonomi-politiğin Eleştirisi'ne yönelir. Çünkü iktisat üzerinden tüm bir kapitalis toplumsal yapının temel öğeleri analiz edilebilir ve ortaya konulabilir. Marx'a göre, kapitalist ekonominin temel düzenleyici ilkesi, "emek-deger yasası"dır; bunun anlamı ise, toplumun temelini oluşturan ögenin canlı emek gücü olmasıdır.
Artı-değer burada, başkaları tarafından el konulmak üzere, emek gücünün gerekli-zorunlu-ürünün ötesinde, belirli bir ücret ile satın alınarak fazla üretim yapmasıdır. İşçi, belli bir ücret karşılığında, emek gücünü satabiliyor olmak için, artı-ürün ya da artı-değer üretmek durumundadır.İşçiye, yalnızca yaşaması (çünkü ertesi gün yine çalışacak birine ihtiyaç vardır) için gerekli olan ürün verilir, artı-değere ise elkonulur. Dolayısıyla, artı-değerin nasil üretildiği, kimler tarafından nasıl el konulduğu, ve sonra neye dönüştüğü meselesi, belli bir anda belirli bir toplumsal yapının niteliğini gösterir.Gerekli olan ürün ya da üretimin fazlası anlamında artı-değer kavramı, Marks'ın bu ekonomi-politik elestirişinin ana noktalarından birisidir.
"Artı-değer Teorileri" başlıklı bölüm, "Ekonomi-politigin Eleştirisine Katkı" adlı kapsamlı çalışmanın merkezi bir bölümüdür. Marx burada ve Kapital ciltlerinde artı-değer kavramının açılımlarını yapar, birçok matematiksel formülasyon geliştirir ve kullanır; ayrıca çeşitli altbaşlıklarla emek süreci ile artı-değer üretim süreci ayrımını, artı-değer oranının hesaplanmasinı, nispî artı-değer ile mutlak artı-değerin ayrımını vb. ortaya koyar.
Etiketler: Artı-değer Nedir? - Artı-değer -
Anayasal iktisat nedir?
Anayasal iktisat nedir?
Anayasal iktisat teorisi devletin gücü ve yetkilerinin nasıl sınırlandırılabileceğini ve nasıl sınırlandırılması gerektiğini inceleyen bir disiplindir. James M. Buchanan, anayasal iktisadı şu şekilde tanımlamaktadır: iktisat...ekonomik ve politik birimlerin tercihlerini ve faaliyetlerini sınırlayan alternatif yasal-kurumsal ve anayasal kurallar bütününün işleyiş özelliklerini açıklamaya çalışır.
Felsefi temelleri
Anayasal politik iktisat teorisinin felsefi temellerini sosyal sözleşme teorisi (ing: social contract theory) oluşturur. Sosyal sözleşme, toplumda birlikte yaşayan bireylerin, temel hak ve özgürlükleri ile toplumun içerisinde uyulması gerekli olan kuralları içeren informel kurallar üzerinde görüş birliğine varmalarını ifade eder. İyi bir toplumsal düzenin temelleri, sosyal sözleşme içerisinde oluşturulmuş kural ve kurumlara dayalıdır. Sosyal sözleşme anayasal demokrasinin normatif ilkelerini içerir.Sosyal sözleşme anayasalardan başlıca şekil ve amaç yönünden ayrılır:
Anayasalar, yazılı üst hukuk kurallarıdır. Buna karşın, sosyal sözleşme ilkelerinin yazılı olması gerekmez.
Anayasalar iyi bir toplumsal düzenin politik ve ekonomik ilkelerini açıklar. Sosyal sözleşme, anayasalar gibi belirli kurumlar oluşturmaz. Kollektif kararların alınacağı çerçeveyi ve prosedürleri normlar olarak saptamaz. Bunun yerine sosyal sözleşme, temel insani değerleri ortaya koymaya çalışır.
Anayasal politik iktisat, iyi bir toplum düzeni oluşturacak politik kuralların ve kurumların sosyal sözleşme teorisine dayalı olarak belirlenmesini savunur. Ancak, anayasal politik iktisat, toplumun hem hukuki hem de kuramsal yapısını yönlendirecek anayasaların, vatandaşların bilinçli gayretleri ile ideal şeklini alacağını kabul eder. Bu düşünce litaratürde sözleşmeci anayasacılık (ing: contractarian constitutionalism) olarak adlandırılır. Bu yönüyle sözleşmeci anayasacılık veya sözleşmeli anayasal iktisat aynı zamanda yapıcı rasyonelizm (ing: constructive rationalism) ilkesine dayanır. Bu ilkenin karşıtı görüş ise sosyal düzeni belirleyen kural ve kurumların zaman içinde kendiliğinden, yani spontan olarak oluştuğunu iddia eden evrimci rasyonelizm (ing: evolutionary rationalism) dir.
Spontan düzenler tarihi evrim süreci içerisinde kendiliğinden gelişmiş, soyut ve belli amaçlara yönelik olmayan kural ve kurumlardır. Örneğin; Fizyokratların "Doğal Düzen"i, Adam Smith’in "Görünmez El"i spontan sosyal düzeni açıklamaktadır.Günümüzde yapıcı rasyonalizmin, yani sosyal düzeni oluşturan kural ve kurumların kendiliğinden değil, sözleşmeci bir perspektifle anayasal düzeyde belirlenmesini savunanların başında Buchanan gelmektedir. Buchanan’a göre yapıcı rasyonalizm, sözleşmeci anayasacılığın temelini teşkil eder.
Temel Olarak İktisat Nedir? - İktisat -
İktisat veya ekonomi, üretim, dağıtım, tüketim, ticaret, değişim ve bölüşüm ile ilgili etkinliklerin bütünü ile, bu etkinlikleri inceleyen bir bilim dalıdır.Bir etkinlikler bütünü olarak iktisat ya da ekonominin yapısı, uygarlık tarihi ve toplumsal yapılanmalar ile yakından ilişkilidir.Daha genel olarak iktisat toplumların nasıl zenginleşeceği ve refah seviyelerinin artacağı sorusuna cevap arar. Bu süreçte izlenecek politikalar , işsizlik , enflasyon , üretim düzeyi gibi kavramlar iktisatın inceleme alanına girer.
Bir bilim dalı olarak iktisat ya da ekonomi, yeryüzündeki kaynakların sınırlı, insan ihtiyaçlarının sınırsız olması yüzünden, kaynakların daha verimli bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. İktisat, incelediği konulara ve kapsamlara göre dallara ayrılır:Normatif İktisat - Bir durumu hedef olarak gören, ekonomik düzenin nasıl olmasına dair fikirler üreten iktisat dalıdır. Normatif iktisat belirlenen hedefler için neler yapılması gerektiğini araştırır. Sosyal adalet, üst düzey refah için neler yapılması gerektiğini araştırır.
Pozitif İktisat - Sadece ekonomik düzeni sebep-sonuç ilişkisi içinde inceleyen, ekonomi içinde sürekli geçerli kanunları saptamaya çalışan iktisat dalıdır. "Talep artışı enflasyonu nasıl etkiler?" gibi sorulara cevap arar. "Enflasyon hangi düzeyde tutulmalı?" sorusu normatif ikstisatın inceleyeceği bir konudur.Mikroiktisat veya Mikroekonomi - Tüketicilerin ve firmaların ekonomik davranışlarını; ihtiyaç, fayda, değer, fiyat kavramları ile araştıran iktisat dalıdır. Piyasa türlerini, piyasaların işleyiş mekanizmasını ve farklı piyasa koşullarında firma dengesinin nasıl oluştuğunu da araştırır. Daha basit bir ifadeyle bir şirketin veya tüketicinin kendi iş işleyişi ve dış ekonomik ilişkilerini bireysel olarak inceleyen iktisat dalıdır.
Makroiktisat veya Makroekonomi - Ülke ekonomisini ve dünya ekonomisini ilgilendiren konu başlıklarını inceleyen bir iktisat dalıdır. İstihdam, enflasyon, kamu dengesi gibi konuları inceler.
Etiketler: Temel Olarak İktisat Nedir? - İktisat -
Arbitraj Nedir? - Arbitraj -
Arbitraj Nedir? - Arbitraj -
Arbitraj fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvilhisse senedi alıp satma işlemidir. Farklı piyasalarda aynı menkul kıymetler için farklı denge fiyatları oluşmuş olması durumunda, menkul kıymetlerin ucuz olduğu piyasadan alınarak daha pahalı olduğu piyasada satılmasıdır. Arbitrajcı arbitraj işlemini gerçekleştiren kişidir. Alış-satış işleminin aynı anda gerçekleştiği varsayımı altında arbitrajcı hiçbir risk üstlenmez. Arbitrajda malın satış fiyatı ile alış fiyatı arasındaki pozitif fark arbitrajcı kârıdır. Arbitraj, piyasa işleyişinde bozukluğun sonucudur. Zira işleyen bir piyasada aynı menkul kıymetler için tek fiyat oluşur. Ve işleyen piyasalarda arbitraj mümkün değildir.
Manüplasyon Nedir? - Manüplasyon -
Manüplasyon Nedir? - Manüplasyon -
Manüplasyon, piyasalarda hile ile kazanç elde etme olayıdır.Manüplasyon yapanlar üzerinde oynadıkları varlığın fiyatını istedikleri yönde değiştirerek haksız kazanç sağlarlar veya bir varlıktan aşırı miktarlarda alım-satım yaparak fiyatını etkilerler. Örneğin, piyasada bir şirket için, kamu bankasına olan kredi borcunu ödeyemediği, işçi çıkardığı ve konkordatoya gideceği yönünde haberler çıkarıyorlar ve bu olumsuz söylentiler nedeni ile şirket hisselerinin fiyatı taban yapınca bu hisseleri alıyorlar, daha sonra piyasalardan topladıkları bu hisseler gerçek değerini bulunca satıyorlar ve çok büyük kârlar elde ediyorlar.
Manüplasyonlar, piyasalar ve ekonomiler için son derece zararlı olan yanlış yönlendirmelere sebep olmaktadırlar. Bu nedenle bütün ülkelerde manüplasyonları önleyecek kanunlar vardır. Ancak, gerek manüplasyonları tespit etmenin güçlüğü gerekse manüplasyon yapıldıktan sonra çok geç kalınmış olması nedeniyle pek fazla uygulanamamaktadırlar.Sermaye piyasalarında, spekülasyon, manüplasyon, içeriden bilgi sızdırmak suretiyle yapılan işlemler bir özel sektör yolsuzluğu olarak gündeme gelmektedir.
Benzer işlemlere para ve döviz piyasalarında da rastlanılmaktadır.Spekülasyon ve spekülatör kavramları küresel yaklaşımlar altında hak etmediği yasal bir çerçeveye oturtulmakta hatta spekülatör piyasayı stabilize eden bir eylemci olarak görülebilmektedir. Oysa spekülasyon, manüplasyon işlemleri sonuçta ya kamu kaynağını ya da bir tasarrufu haksız olarak ele geçirme eylemidir.
'Türkiye 10 yılda yüzde 4.5 büyüyecek'
'Türkiye 10 yılda yüzde 4.5 büyüyecek'
Merrill Lynch'in haftalık raporunda, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da Gelişmekte Olan Piyasalar (EEMEA) içinde gelecek 10 yılda Türkiye'nin en yüksek potansiyele sahip ülke olacağı vurgulandı.
Yatırım bankası Türkiye'nin söz konusu dönemde büyüme potansiyelinin yüzde 4,3 ile yüzde 5,3 arasında olacağını tahmin ederken, raporlarında yüzde 4,5 büyümeyi esas alacağını kaydetti.
Raporda, büyüme açısından Türkiye'yi, söz konusu piyasalar içinde Güney Afrika, Suudi Arabistan ve Rusya'nın izlemesinin beklendiği kaydedildi.
Merrill Lynch'in Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da Gelişmekte Olan Piyasalar için 2010-2019 büyüme tahminleri yıllık bazda şöyle:
''Türkiye yüzde 4,5, Mısır yüzde 4,5, Romanya yüzde 4,4, Güney Afrika yüzde 4,2, Katar yüzde 4,1, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 4, Polonya yüzde 3,6, Rusya yüzde 3,5, İsrail yüzde 3,5, Macaristan yüzde 3,3 ve Çek Cumhuriyeti yüzde 3.''
EKONOMİDE FLAŞ GELİŞME..
EKONOMİDE FLAŞ GELİŞME..
Türkiye'nin IMF ile anlaşması yavaş yavaş gündemden düşmeye başladı. Bakan Zafer Çağlayan şu anda Çin'de. Dün gece kendisiyle konuştuğumda Endonezya'ya uçaktan yeni inmişti. Çin ile Türkiye arasında bugün bazı gazetelere de yansımış sadece otomotiv sektörü ile ilgili bir fabrika yatırımı gündemde. Çin ile Türkiye arasında göreceksiniz inanılmaz anlaşmalar olacak şeklinde ifadeler duydum. Çin ile Türkiye arasında, Türkiye Endonezya arasında Türkiye Uzakdoğu arasında alternatif bazı modeller ortaya çıkabilir. Ve Türkiye ilk defa burada duyuyorsunuz önümüzdeki haftalarda hangi ülke olduğunu şu anda söylemek doğru değil duyacaksınız ama Amerika kıtasında bir ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzalayacak. Bu da piyasalar açısından çok önemli. İlk defa bunu duyuyorsunuz. Türkiye Amerika kıtasında bir ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzalayacak.
Önümüzdeki süreçte alternatif ihracatın çok ciddi biçimde artabileceği yeni modelleri tartışmak gerekiyor. Buna parantez açıyorum. Türk Telekom Çin'den 500 milyon dolar kredi aldı. Ve Türkiye'nin Çin'den borçlanmasıyla ilgili çalışmalarda devam ediyor. Bütün bunlar şu anlama geliyor. Piyasayı öyle bir kuruyorlar ki; IMF ile anlaşmazsak Türkiye batar. Artık piyasaların bu kurgudan kurtulması gerekiyor. IMF ile anlaşmasak da biraz önce saydığım anlaşmalar, önümüzdeki haftalar içerisinde duyacağınız Amerika kıtasından gelecek sürpriz anlaşmalar, Türkiye'nin ekonomideki algılamasını değiştirebilir. Bütün bunların anlamı dolar kotasyonlarında yumuşak bir hareket ve İMKB'de 36 bin 250 bölgesinde kaldığı sürece IMF anlaşması olmasa dahi pozisyon tutma eğilimi devam edecektir.”
Türk Halkı Tatil İçin Para Yağdırdı - 6 Milyar Lira Harcadık -
Türk Halkı Tatil İçin Para Yağdırdı - 6 Milyar Lira Harcadık -
Her 10 kişiden 4'ü tatile çıktı. Yurtiçi seyahat eden kadınların sayısı erkekleri geçti
Küresel ekonomik krizin yansımalarının hissedildiği 2008 yılında yurtiçi seyahat eden kişi sayısı ve harcamalarında artış yaşandı. TÜİK’in açıkladığı Hanehalkı Yurtiçi Turizm Harcamaları ve Profili 2007-2008 Anketi’ne göre en az bir ve daha fazla geceleme kaydıyla 2007 yılında toplam nüfusun yüzde 32.7’si seyahat ederken, 2008 yılında bu oran yüzde 38.8’e çıktı. 2007 yılında yurtiçi seyahat edenlerin yaptığı harcamalar 4 milyar 955 milyon TL iken, 2008 döneminde bu rakam 6 milyar 74 milyon TL oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2007 ve 2008 yılına ilişkin Hanehalkı Yurtiçi Turizm Anketi’ni açıkladı. 2007 yılında Ekim 2006-Eylül 2007 dönemi, 2008 yılında ise Ekim 2007-Eylül 2008 dönemi referans olarak alındı. Hanehalkı Yurtiçi Turizm Anketi’yle yurt içinde seyahate çıkan vatandaş ve yabancıların profili, gezi karakteristikleri ve yurtiçi turizm harcamasının tahmin edilmesi amaçlandı. Tüm seyahat sayılarının alındığı ankette, seyahat harcamaları son seyahatte yapılan harcamalara göre hesaplandı.
2008 YILINDA NÜFUSUN YÜZDE 38.8’İ EN AZ BİR KEZ SEYAHAT ETTİ
Hanehalkı Yurtiçi Turizm Anketi’ne göre referans dönemleri içinde toplam nüfusun yüzde 32.7’si 2007 yılında, yüzde 38.8’i ise 2008 yılında en az bir ve daha fazla geceleme kaydıyla yurt içinde seyahate çıktı. En az bir kez günübirlik seyahate çıkan vatandaşların 2007 dönemindeki oranı yüzde 24.3, 2008 dönemindeki oranı ise yüzde 30 oldu. 2007 döneminde bir ve daha fazla geceleme kaydı ile seyahate çıkanların oranı kentsel yerlerde yüzde 37.3, kırsal yerlerde ise yüzde 22.2 düzeyinde gerçekleşti. 2008 döneminde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 44.8 ve yüzde 25.1 oldu. 2007 yılında toplam nüfusun 69 milyon 238 bin kişi olarak kabul edildiği ankette, seyahate çıkmayan kişi sayısı 46 milyon 616 bin kişiyken, toplam nüfusun 69 milyon 904 bin kişi olarak ele alındığı 2008 yılında seyahate çıkmayan kişi sayısı 42 milyon 894 bin kişiye düştü.
2007 YILINDA 44 MİLYON 818 SEYAHAT GERÇEKLEŞTİ
2007 döneminde seyahate çıkan 22 milyon 622 bin kişi, toplam 33 milyon 22 bin seyahat gerçekleştirdi. Son seyahate 20 milyon 789 bin kişi katıldı. 2007 döneminde son seyahate katılan 20 milyon 789 bin kişi, 21 milyon 404 bin ziyaret gerçekleştirdi. En fazla ziyarete çıkılan ay 6 milyon 876 bin ziyaret ile Ağustos oldu. Ağustos ayını 5 milyon 114 bin ziyaret ile Temmuz izledi. Üçüncü sırada ise 4 milyon 688 bin ziyaret ile Eylül ayı geldi. Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarındaki ziyaret sayısı, 2007 dönemi toplam ziyaretlerinin yüzde 77.9’unu oluşturdu. 2008 döneminde ise 27 milyon 100 bin kişi yurtiçi seyahate çıktı. Bu kişiler toplam 44 milyon 818 bin seyahat gerçekleştirdi. Bu dönemde son seyahate katılan kişi sayısı ise 23 milyon 650 bin kişi oldu. 23 milyon 650 bin kişinin son seyahatinde gerçekleştirdiği ziyaret sayısı ise 24 milyon 449 bine ulaştı. Bu dönemde de en fazla ziyarete çıkılan ay 7 milyon 914 bin ziyaret ile Ağustos ayı oldu. Ağustos ayını 5 milyon 851 bin ziyaretle Temmuz, 4 milyon 624 bin ziyaretle Eylül ayı izledi. 2008 döneminde bu üç aydaki ziyaret sayısı, toplam ziyaretlerin yüzde 75.2’sini oluşturdu.
2007 VE 2008’DE KADINLAR DAHA ÇOK SEYAHAT ETTİ
22 milyon 622 bin kişinin seyahat ettiği 2007 yılında, yurtiçi seyahat eden kadınların sayısı erkekleri geçti. 2007’de 11 milyon 709 bin kadın en az bir kere seyahat ederken, yurtiçi seyahat gerçekleştiren erkek sayısı 10 milyon 912 bin kişi oldu. 2008 yılında da tablo değişmedi. Yurtiçinde seyahat eden 27 milyon 100 bin kişiden 13 milyon 958 bini kadın, 13 milyon 142 bini erkekti. Bu denge kırsal kesim ve kentte de korundu. 2007 yılında kırsal kesimde seyahate çıkan kadın sayısı 2 milyon 359 bin iken, erkek sayısı 2 milyon 340 bin olarak gerçekleşti. 2008 yılında kırsal kesimde seyahate çıkan kadın sayısı 2 milyon 761, erkek sayısı ise 2 milyon 634 kişi düzeyinde kaldı. Kentte ise 2007 yılında 9 milyon 351 bin kadın, 8 milyon 573 bin erkek, 2008 yılında 11 milyon 196 bin kadın, 10 milyon 508 bin erkek yurtiçi seyahat gerçekleştirdi.
2008 YILINDA 6 MİLYAR TL’NİN ÜZERİNDE SEYAHAT HARCAMASI YAPILDI
Hanehalkı yurtiçi turizm anketine göre 2007 referans dönemi içerisinde son seyahate çıkanlar 4 milyar 955 milyon 709 bin TL, 2008 referans döneminde ise 6 milyar 74 milyon 688 bin TL yurtiçi turizm harcaması gerçekleştirdi. Seyahat harcamalarını kişisel veya paket tur harcamaları şeklinde yapan ziyaretçiler, 2007 dönemi yurtiçi turizm harcamasının 4 milyar 848 milyon 736 bin TL’si kişisel, 106 milyon 973 bin TL’si ise paket tur harcamalarından oluştu. 2008 döneminde ise yurtiçi turizm harcamasının 5 milyar 917 milyon 165 bin TL’si kişisel, 157 milyon 523 bin TL’si ise paket tur harcamalarından meydana geldi.
Hisse Senedi Piyasasında Rüçhan hakkı nedir?
Hisse Senedi Piyasasında Rüçhan hakkı nedir?
Anonim şirketlerin, gerçekleştirdikleri bedelli sermaye artırımlarına mevcut ortakların öncelikli olarak katılma haklarına, rüçhan hakkı denir. Ortaklar, bu hakkı kullanıp kullanmamakta serbesttirler ancak bedelli sermaye artırımına en fazla sermaye içindeki payları oranında katılabilirler.
Etiketler: Hisse Senedi Piyasasında Rüçhan hakkı nedir?
Borsada Spekülatörlerin Altın Kuralları - 2
Borsada Spekülatörlerin Altın Kuralları - 2
- Zararı kesin. Piyasa sizin düşüncenize ters hareket ediyorsa, hata ettiğinizi kabul edin. Zararın neresinden dönülse kardır. Borsaya yeni girenlerin başarısız olmalarındaki en büyük etken, hata yapmış olabileceklerini kabullenmemeleridir. Piyasa istediğiniz yöne dönsün diye beklemek yerine, pozisyonu zararla kapatmak disiplin ve irade gerektirir. Başarının sırrı buradadır.
- Zararı sevin. Zarardayken satış yapmak çok zordur fakat zararı sevmeyi öğrenmelisiniz. Çünkü zarar, karın kardeşidir. Onurunuzu zedelemeden zarar etmeyi kabullenirseniz, zararınız sınırlanacak ve başarınız artacaktır.
- Beklenenin tersini yapın. Piyasada beklenen bir olayın, beklenen reaksiyonu görmemesi al/sat sinyalidir. Beklenen olumlu bir haberin açıklanmasından sonra fiyatlar hala yükselemiyorsa, düşüş olacaktır. Olumsuz olay ve haberler piyasayı aşağı doğru etkilemiyorsa, yükseliş olacaktır.
- Tepe ve dipnoktalardan kaçının. Alçalan trendde fiyatın her yukarı çıkışı, trendin o seviyeden değişeceğini göstermez. Her dönüş noktasında, burası en düşük yerdi diye alım yapmak size çok pahalı bir ders olabilir. Tepe ve dip noktaların kendilerini ispat etmelerini beklemek daha az zararlıdır. En tepede satmak, en dipte almak çabasında olmayın.
- Söylentiyi alın, gerçeği satın. Eğer bir hisse senedi için olumlu söylentiler yayılmaya başlıyorsa alın. Söylentilerin kesinleştiği anlaşılınca satın. Söylentiler ilk duyulduğunda hisseye talebi arttırır. Dedikodular resmiyet kazandığında fiyat zaten yükselmiştir. Satış yapın. Satış yaparak mutlaka karı realize edin.
- Çok kısa vadede oluşan karı alıp, hisseden uzaklaşın. Bazen satın aldığınız hisse, birden hiç beklemediğiniz kadar hızlı yükselmeye başlar. Yükselişin hep aynı tempoda devam edeceğini sakın düşünmeyin. Satış yaparak mutlaka karı realize etmelisiniz.
- Küçük hesaplar yapmayın. Seçtiğiniz hissenin yükseleceğine gerçekten inanıyorsanız, ucuz almaya çalışmayın. Piyasa fiyatının 100 lira altında almaya çalışırken, hisseyi kaçırabilirsiniz. Birkaç kademe ucuz almaya çalışmak bazen çok önemli fırsatların kaçmasına sebep olur. Kararlı olun. Karar verdiğiniz zaman beklemeyin, uygulayın.
- İçinde bulunduğunuz trendleri izleyin. Fiyat trendi en iyi dosttur. Bir hissenin uzun vadeli trendi, orta vadeli trendi ve kısa vadeli trendi hakkında bilginiz olmalıdır. Bazen biri yukarı diğeri aşağı doğru olabilir. Hangi zaman diliminde spekülasyon yapmak istediğinizi tayin etmelisiniz.
- Trend dönüşlerini kollayın. Bazı spekülatörler, alım/satım kararlarını oluştururken, dikkatlerini bu noktaya toplarlar. Fiyatın trend çizgisi dışına çıkması ve orada kendini ispat etmesi çoğunlukla trend dönüşünü ortaya koyar. Yükselen çizginin aşağı doğru geçilmesi sat, alçalan çizginin yukarı doğru geçilmesi al sinyali sayılır.
- Fiyat hareketleri ile birlikte işlem miktarlarını da izleyin. Fiyat ile işlem miktarının birlikte artması alış sinyalidir. Yükselişin devam edeceğini gösterir. Fiyat azalırken, işlem miktarının artış göstermesi satış işaretidir. Kararsız fiyat hareketlerinde işlem artıyorsa, fiyatın yönü belli olana kadar bekleyin.
- Pazarın değişen momentumuna bakın. Eğer borsa hergün yükseliyor fakat yükseliş hergün daha azalıyorsa, bu piyasanın aşağı döneceğini gösterir. Momentum zayıflamaktadır. Borsa günlerdir düşüyor fakat düşüş hızı gittikçe azalıyorsa, yön değiştirme zamanı yaklaşmaktadır. Piyasanın momentumu artmaktadır.
- Kuvvetli hareketlerin ardından düzeltme geleceğini unutmayın. Bir hisse kısa zamanda çok hızlı yükselmişse, alım için gerilemesi beklenmelidir. Bazen bu gerileme toplam yükselişin % 60′ına varabilir. Hızlı bir düşüşte satış kararı alındıysa, düzeltme yaparak fiyatın biraz yükselmesi beklenir.
- Alım/satım kararlarınızı o günkü fiyata dayandırmayın. Fiyat çok düştü, artık düşmez veya çok yükseldi artık yükselmez sanmayın. Fiyatların alt ve üstüne kendiniz sınır koymayın. Çünkü fiyatlar sınır tanımaz. Birkaç senede hiç ummadığınız kadar yükselebilir veya alçalabilir.
Borsada Spekülatörlerin Altın Kuralları - 1
Borsada Spekülatörlerin Altın Kuralları
Borsa deneyimi yüz yılı aşan Amerika’da yapılan araştırmalarda, spekülatörlerin başarı oranı tahminlerin aksine çok düşük görünüyor. Spekülatif hareketlerden başarılı çıkanların oranı sadece %25. Bu gruba girenlerin kazançları ise oldukça yüksek. Bir başka araştırma, başarısı devamlılık gösteren spekülatörlerin bazı ortak kuralları olduğunu ortaya koymuş. Orada olduğu gibi, İstanbul Borsası’nda da geçerli olacak önemli kuralları hep hatırlamak gerekir.
- Riskinizi önceden sınırlayın. Spekülasyona ayıracağınız parayı kaybedebileceğinizi önceden kabullenin. Başka bir amaç için biriktirilen paralarla yapılan spekülasyonlarda, alınan kararların sağlıklı olmadığı gözleniyor. Başarılı alım/satım kararları için zihnin bağımsız olması gerekir. Kararların, kaybetme korkusu altında verilmesi hatalı sonuçlar doğurabilir.
- Kendi kendinizi tanıyın. Spekülatif hareketlerde duygulara hakim olmak gerekir. Eğer girdiğiniz bir pozisyon gece uykularınızı kaçırıyorsa, o pozisyonu mutlaka kapatmalısınız. Borsalarda olaylar çok çabuk geliştiği için, pozisyon almış kişiler günlük olayların etkisinde kalmamalıdır.
- Küçük başlayın. Borsada tecrübeniz yoksa, ilk alışlarınızı küçük miktarlarda ve fazla hareketli olmayan hisselerde yapın. Bu işe ilk defa başlıyorsanız, hareketli hisselere girmeden önce, alım/satımdaki zamanlamanın önemini kavrayın.
- Ara verin. Hergün yapılan alım satımlar, kişinin karar verme yeteneğini köreltebilir. Başarılı spekülatörler, hatalı kararlarının artmaya başladığını hissettiklerinde, borsayı unutup tatile giderler.
- Seans içinde karar vermeyin. Kararlarınızı etkilenmeyeceğiniz bir ortamda verin. Seans anında, görüşlerinize ters düşen hareketlerin planlarınızı etkilemesine izin vermeyin. Daha önce düşünmediğiniz yeni fikirler oluşturmayın. İyice incelemeden yapılan hareketlerin genellikle zararla sonuçlandığı gözlenir.
- Çoğunluğa uymayın. Yapılan istatistikler, çoğunluğun her zaman yanlış düşündüğünü göstermiştir. Herkesin bildiği fikirlerden, haberlerden kaçının. Bazı istatistik büroları, bankalar ve aracı kurumları arayarak borsa hakkında görüşlerini düzenli olarak sorar. Bu görüşler iyimserlik yüzdesi olarak her hafta yayınlanır. % 85′in borsayı çok iyi görmesi, düşüş belirtisi olarak kabul edilir. İyimserliğin % 25′in altına düşmesi ise, yükseliş belirtisidir.
- Kendi fikrinizle, başkalarının fikrini birbirinden ayırın. Kendi kararlarınızı verdikten sonra, başkalarının sizi etkilemesine müsaade etmeyin. Dış görüşlerden etkilenirseniz, sürekli karar değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Çevrenizde herzaman sizi ikna edecek mantıklı sebepler olabilir. Kararınızı değiştirirseniz, daha sonra ilk kararınızın daha doğru olduğunu göreceksiniz.
- Emin olmadığınız zamanlarda işlem yapmayın. Kendinizi hergün alım/satım yapmak zorunda hissetmeyin. Başarılı sonuca ulaşabilmek için disiplinli olmanız ve sabırla iyi fırsatları beklemeniz gerekir. Bir pozisyona girmişseniz sonucunu bekleyin. Şüpheleriniz varsa, pozisyonunuzu kapatıp kenara çekilin.
- Serbest fiyatlı emir vermeyin. Kısa vadeli alım satım yapan spekülatörlerin serbest fiyatlardan kaçınması gerekir. Limitli fiyat emirleri kullanmak daha doğrudur. İnandığınız hissede bir kaç basamak ucuz alma hesabı yapmayın.
- Aşağı doğru ortalama yapmayın. Önceden aldığınız bir hisse ucuzlayınca ek alımlar yaparak maliyetlerinizi düşürmeye çalışmayın. Aşağı giden fiyatlarda hiç bir zaman ortalama yapılmaz. Eldekilerin satışı daha doğrudur.Yükselen fiyatlarda ek alım yapılması mümkündür. Bunun da piramit gibi kademeli olması gerekir.
- Yüksek miktarlardaki alımı tek fiyattan yapmayın. Büyük portföyler için yapılan alımı, bir kaç güne ve değişik fiyatlara yayın. İlk alım yapıldıktan sonra hareketin doğru olup olmadığını gözleyin. Pazarın yönünde aksi bir değişiklik yoksa alıma devam edin.
- Kaybeden bir pozisyona hiç bir zaman ek alım yapmayın. Kendinize ve aldığınız hisseye ne kadar güvenirseniz güvenin, eğer zarar ediyorsanız ek alım yapmayın. Aldığınız hissenin düşüyor olması, sizin piyasanın yönüne uyum sağlayamadığınızı gösterebilir. Maliyet düşürme çabası pozisyonu daha da kötüleştirir.
Bilanço Nedir? - Gelir Tablosu Nedir?
1- Bilanço nedir?
Bilanço, işletmenin belli bir tarihteki varlıklarını ve bu varlıkların sağlandığı kaynaklarını gösteren mali bir tablodur.
2- Bilançonun temel denkliği nedir?
Bilanço varlık ve kaynak olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Bilançoda her varlığın mutlaka bir kaynağı vardır. Varlık ve kaynak toplamları mutlaka birbirine eşit olmalıdır. Buna bilanço temel denkliği denir.
3- Bilançoda bulunması gerekn hesap grupları nelerdir?
I. Dönen varlıklarII . Duran varlıklarIII. Kısa vadeli yabancı kaynaklarIV. Uzun vadelş yabancı kaynaklarV. Özkaynaklar
4- Bilançonun yapısında bulunması gereken ana bölümler nelerdir?
- Bilanço başlığı- Aktif tarafı- Pasif tarafı- Bilanço dipnotları
5- Bilançoda sermaye nasıl bulunur?
Sermaye = Varlıklar - (Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar + Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar)
6- Gelir tablosu nedir?
Gelir tablosu, işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net kârı veya zararını gösteren bir tablodur.
7- Tek düzen hesap planında gelir tablosu hesaplarını nasıl bulabiliriz?
Tek düzen hesap planında hesap kodları "6" (Altı) ile başlayan hesapların hepsi gelir tablosu hesaplarıdır. Bunun haricindekiler gelir tablosunda yer almaz.
8- Gelir hesaplarının işleyişi nasıldır?
Gelir hesaplarının işleyişinde artış meydana geldiğinde hesabın alacak tarafına, azalış meydana geldiğinde hesabın borç tarafına kayıt yapılır.
9- Gider hesaplarının işleyişi nasıldır?
Gider hesaplarının işleyişinde artış meydana geldiğinde hesabın borç tarafına, azalış meydana geldiğinde hesabın alacak tarafına kayıt yapılır.
10- Bilanço ile gelir tablosundaki kar veya zarar hesapları arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Bilanço ve gelir tablosunun ikisinde de yer alan tek hesap 590. Dönem Net Kârı ya da 591. Dönem Net Zararı(-) hesabıdır. İşletmenin gelirleri giderlerinden fazla olur, dönem sonunda net kâr çıkar ise bu kâr bir bilanço hesabı olan 590. Dönem Net Kârı hesabında gösterilir. İşletmenin giderleri gelirlerinden fazla olur, dönem sonunda net zarar çıkar ise bu zarar bir bilanço hesabı olan 591. Dönem Net Zararı(-) hesabında gösterilir.
11- Dönen Varlıklar: 20.000 TL, Duran Varlıklar: 25.000 TL, Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar: 12.000 TL, Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar: 15.000 TL ise; işletmenin sermayesi nedir?
Sermaye = Varlıklar - (Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar + Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar)Sermaye = (20.000 + 25.000) - (12.000 + 15.000)Sermaye = 45.000 - 27.000Sermaye = 18.000
Genel Olarak Muhasebe ve Kavramları
1- Muhasebenin tanımı nedir?
Tüm kuruluşların mali nitelikteki işlemleri ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden bir bilim dalıdır.
2- Muhasebenin fonksiyonları nedir?
Muhasebenin fonksiyonlarını kaydetme, sınıflandırma, özetleme ve raporlama (yorumlama) olarak dört ana grupta toplayabiliriz.
3- Muhasebenin kaydetme fonksiyonunu açıklayınız.
Mali işlemleri belgelere dayanarak muhasebe sistemine göre muhasebe defterlerine kayıt yapılması aşamasıdır. Muhasebenin en önemli ve ilk fonksiyonudur.
4- Muhasebenin raporlama fonksiyonunu açıklayınız.
Raporlama fonksiyonunda kaydedilen, sınıflandırılan ve özetlenen işlemler mali tablolar aracılığı ile sonuç aşamasına gelir. Bu sonuç aşaması da raporlamadır. Raporlama muhasebe sisteminin en son aşaması ve yorum yapma aşamasıdır.
5- Muhasebenin temel kavramlarını yazınız.
Sosyal Sorumluluk, Kişilik, İşletmenin sürekliliği, Dönemsellik, Parayla ölçme, Maliyet esası, Tarafsızlık ve belgelendirme, Tutarlılık, Tam açıklama, İhtiyatlılık, Önemlilik ve Özün önceliği kavramları.
6- Muhasebebin temel kavramlarından kişilik kavramını açıklayınız.
Kişilik kavramı işletme sahibinden, ortaklardan ve işletme ile ilgisi olan tüm kişi ve kuruluşlardan ayrı bir kişiliğe sahiptir. Yapılan işlemler bu kişilik adına yürütülür.
7- Muhasebebin temel kavramlarından dönemsellik kavramını açıklayınız.
İşletmenin sınırsız olarak kabul edilen ömrü belli dönemlere ayrılır ve her dönemin faaliyetleri birbirinden bağımsız olarak sürdürülür. Muhasebede bu dönem genellikle bir yıldır.
8- Muhasebebin temel kavramlarından işletmenin sürekliliği kavramını açıklayınız.
İşletmeler hiçbir zaman kapatılmak düşüncesiyle kurulamaz. Sözleşmede aksi bir madde yoksa işletmenin sonsuz bir süre için kurulduğu ve ömrünün belli bir süreye bağlı olmadığı kabul edilir. İşletmenin faaliyet süresi sahiplerinin yaşam süreleri ile sınırlı değildir.
9- Muhasebenin temel kavramlarından tutarlılık ve belgelendirme kavramını açıklayınız.
Muhasebede yapılan tüm işlemlerin belgelendirilmesi ve kayıtların belgeye dayanması gerekir. Belgeler usulüne uygun düzenlenmeli ve gerçeği yansıtmalıdır. Kişilerin beyanına göre değil, fatura, senet, makbuz gibi belgelere dayanarak kayıt yapılmalıdır.
10- Muhasebenin genel muhasebe bölümü hakkında bilgi veriniz.
İşletmenin parasal işlemlerinin ve sonuçlarının belgelere dayanarak tarih sırasına göre izlendiği muhasebe türüdür. Diğer adı finansal muhasebedir. İşletmenin varlık, kaynak, borç, alacak, gelir, gider, kâr ve zararı genel muhasebe sayesinde öğrenilir. Genel muhasebe muhasebe öğreniminin temelidir.
11- Muhasebenin temel kavramlarından tam açıklama kavramını açıklayınız.
Muhasebenin temel kavramlarından birisi de bilgi vermektir. Tablolar işletmenin bilgilerine ihtiyaç duyan ve öğrenmek isteyen ilgi gruplarına yardımcı olacak ölçüde yeterli ve anlaşılır olmalıdır.
Muhasebenin Önemi ve Muhasebecinin Görev Alanları
Muhasebenin tanımından da hatırlayabileceğimiz gibi muhasebe, her türlü kuruluşların tüm işlemlerini takip eden, işlemleri kaydeden ve sonuçlandıran bir bilim olduğundan, muhasebe tüm kuruluşlar için son derece önemlidir. Muhasebe sadece ticari kuruluşların değil, devlet kuruluşlarının, derneklerin, vakıfların vb. gibi yerlerin de işlemlerini takip ettiğinden dolayı her bir kuruluş için en önemli bölümdür. Aklınıza her nasıl bir kuruluş gelirse gelsin bu kuruluşların mutlaka basit veya sistemli bir muhasebe sistemi olmak zorundadır. Bazen kişiler kendi kendilerinin bile muhasebesini tutmaktadırlar. Örneğin bir aile reisi bile evinin gelir ve giderlerini bir deftere yazarak ev bütçesinin muhasebesini tutmaktadır.
Tek bir kişinin veya bir ailenin muhasebesini tutmanın bile önemini düşünürsek, ticari kuruluşların muhasebesinin ne kadar önemli olduğunu burdan çıkarabiliriz.
Muhasebe her kuruluşun mutlak bir sistemi olduğundan muhasebe son derece önemlidir. Çok fazla sayıda değişik sektör olduğunu ve buralardaki küçük büyük kuruluşların hepsinin muhasebe bölümünün olduğunu düşünürsek muhasebe mesleğinin ne kadar yaygın olduğunu çıkartabiliriz.Türkiye de şu an en çok arana nitelikli elemanların başlarında muhasebe elemanları gelmektedir. Böyle ilgi gören bir alanın da önemi büyük olmaktadır.
Muhasebe günümüz Türkiye'sinde en çok önem verilen ve en çok iş alanına sahip olan bir meslek durumundadır.
Muhasebeyi, kişiler ve işletmeler açısından düşündüğümüzde durum böyle iken bir de muhasebe öneminin devlet ve üçüncü kişiler tarafından da önemi büyüktür. Muhasebe devlet açısından da, vergi yükünün hesaplanmasınd ason derece önemli bir sistemdir. Kişiler ve işletmeler devlete ne kadar vergi vereceğini muhasebe sayesinde hesaplarlar. Her kuruluş bir dönemdeki faaliyetlerine ve bu faaliyetlerden ne kadar kar/zarar yaptığına göre devlete vergi vermektedir. Gerçek kişiler ve tüzel kişilerin ne kadar kar veya zarar yaptılarını hesaplamak ta tabiki muhasebe sisteminin görevidir. Çıkan sonaçlara göre devete verilecek vergiler de muhasebe sayesinde hesaplanarak ve bildirilerek vergi borcu yerine getirilmiş olur.
Üçüncü kişiler de muhasebe sistemi sayesinde, özellikle şirketlerin durumları hakkında bilgi sahibi olurlar ve ona göre şirketlerle iş ortaklığında bulunup bulunmayacaklarına karar verirler. Kişiler de şirketlerin durumlarını inceleyerek şirket ile alışveriş yapmak, şirketin hisse senedini almak gibi işlemleri tercşh edebilirler.
Bu sonuçlara ulaşmak için en önemli unsur iyi bir muhasebe sistemidir. Muhasebe sistemi olmayan bir kuruluş hakkında ne işletme sahipleri, ne işletme ortakları, ne işletme çalışanları, ne devlet ne de üçüncü kişiler bilgi sahibi olabilirler ve kuruluşun geleceği hakkında yön verebilirler. Kısaca Ülkemizde 26.12.1992 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Muhasebe Sistemi en önemli bilimlerden biridir ve gün geçtikçe önemini artırmaktadır.
Muhasebe Mesleğinin konusu:
A) Muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu: Gerçek ve tüzelkişilere ait teşebbüs ve işletmelerin; a) Genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço kâr-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak. b) Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, malî mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak. c) Yukarıdaki bentte yazılı konularda, belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, malî tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak. Yukarıda sayılan işleri; bir işyerine bağlı olmaksızın yapanlara serbest muhasebeci mali müşavir denir.B) Yeminli malî müşavirlik mesleğinin konusu: (a) fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı işleri yapmanın yanında Kanunun 12. maddesine göre çıkartılacak yönetmelik çerçevesinde tasdik işlerini yapmaktır. Yeminli malî müşavirler muhasebe ile ilgili defter tutamazlar, muhasebe bürosu açamazlar ve muhasebe bürolarına ortak olamazlar.
Muhasebe Nedir | Muhasebeci Nedir
Muhasebenin ne anlama geldiğini öğrenmek için muhasebenin tanımını kısaca anlamamız gerekiyor. Muhasebe nedir denildiği zaman aklımıza kısa ve öz bir tanım gelmeli. Böylece tanımı ezberlemek yerine, muhasebenin ne anlama geldiğini anlayabiliriz. Muhasebenin tanımından yola çıkarak "muhasebe nedir" sorusuna cevap bulabiliriz, ve böylece yavaş yavaş muhasebeyi öğrenmeye başlayabiliriz.
Kısaca Muhasebenin Tanımı: İşletmelerin mali işlemlerini kaydeden, sınıflandıran, özetleyen ve raporlayan bir bilimdir.
Muhasebe nedir denildiğinde bu tanımı bilmemiz ve anlamamız bize yeterli olacaktır. Tabiki tanımda geçen kelimelerin de ne anlama geldiğini bilmek ve anlamak gereklidir. Bu tanımdaki terimlerin ne anlama geldiklerini bilmek muhasebeyi daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.
Muhasebenin ayrıntılı tanımı ise, muhasebeyi tamamaıyla bize açıklamaktadır. Muhasebenin ayrıntılı tanımını, bizim yaptığımız kısa tanımla aynıdır. Sadece biri kısa ve öz, biri de uzun ve ayrıntılıdır.
Muhasebenin Tanımı: Ekonomik faaliyetlerde bulunan tüm kuruluşların mali nitelikteki işlemleri ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden bir bilim dalıdır.
Muhasebenin tanımını aynı zamanda "muhasebe nedir" sorusuna cevap vermektedir. Yani muhasebenin ne anlama geldiğini, ne olduğunu, ne yapması gerektiğini tanımdan çıkarabiliriz. Muhasebeyi tam anlamıyla bilmek için tanımını anlamamız yeterli olmamaktadır. Tanım da yer alan her terimin de ne anlama geldiğini bilmemiz gereklidir.
Muhasebenin ne olduğunu öğrenmek için tanımdan yola çıkarak konuyu anlamaya çalışalım.
Muhasebe, işletmelerin varlıklarının ve kaynaklarının oluşumunu, bunların kullanılma biçimini, işletmelerin yaptığı işlemler sonucunda bu varlıklardaki ve kaynaklardaki değişmeleri, işletmelerin mali durumlarını açıklayacak bilgileri sağlayan ve bu bilgileri ilgili kişi ve kurumlara ileten bir bilgi sistemi ile oluşmaktadır. Muhasebe sadece kar amacı ile kurulan işletmelerle ilgili değil, kar amacı gütmeyen yani topluma fayda için hizmet veren tüm kuruluşlar için de geçerlidir. Bu yüzden işletmeler denilirken tüm kuruluşları kapsamaktadır. Ama genelde muhasebe sistemi kar amacı güden işletmeler için daha da önemlidir. İşletme: Belirli bir ticari amaç için, bir veya daha fazla kişinin biraraya gelerek, belirli bir sermaye ile kurdukları kuruluşlardır. İşletmeler amaçlarına göre ve kuruluş şekillerine göre çeşitli şekillere ayrılırlar. Bunlar genel olarak şahıs sirketleri ve sermaye şirketleri şeklindedir.
Muhasebenin işlevini yerine getirebilmesi için belirli görevleri bulunmaktadır. Bu görevlere muhasebenin fonksiyomları denir. Muhasebenin fonksiyonlarını kaydetme, sınıflandırma, özetleme ve raporlama olarak dört ana grupta toplayabiliriz.
"Muhasebe nedir" sorusunun cevabını umarım yavaş yavaş anlamaya başladık. Muhasebnin fonksiyonlarını ayrıntılı olarak incelemek muhasebeyi daha da iyi anlamamızı dağlayacaktır.
Kaydetme Fonksiyonu: Mali işlemleri belgelere dayanarak muhasebe sistemine göre muhasebe defterlerine kayıt yapılması aşamasıdır. Muhasebenin en önemli ve ilk fonksiyonudur. Muhasebe de kayıtlar doğru ve düzgün tutulmadan diğer fonksiyonların da bir anlamı kalmaz. Yapılan her işlem muhasebe sistemi içinde ilk olarak kayıt yapılmak zorundadır. Bu kayıtlarda belgelere dayandırılarak yapılır. Muhasebe sisteminde iki tür kayıt yöntemi varddır. Tek taraflı kayıt ve çift taraflı kayıt.
Sınıflandırma Fonksiyonu: Kaydedilen bilgiler belirli zaman aralıklarında derlenip niteliklerine göre gruplara ayrılır. Böylece farklı nitelikteki ve gruplardaki işlemleri birbirleri ile karıştırmadan farklı sınıflarda incelenebilir. Sınıflandırma işlemleri muhasebe sistemi dahilinde muhasebe defterlerinden büyük defterlere (defteri kebir) yapılmaktadır.
Özetleme Fonksiyonu: Sınıflandırılan işlemler dönem sonlarında toplanarak daha kolay sonuçlar çıkarabilmek ve yapılan kayıtların kontrolünü sağlamak için özetlenir. Dönem sonlarında işletmeler yüzlerce belki binlerce işlem yapmış olurlar. Bu işlemeleri teker teker incelemek çok uzun zaman alacağından, aynı nitelikteki işlemleri özetleyerek görmek kişilere daha fazla yarar sağlamaktadır. Muhasebe sisteminde özetleme fonksiyonu muhasebe tablolarından mizan kullanılarak yapılır.
Raporlama Fonksiyonu: En son olarak raporlama fonksiyonunda kaydedilen, sınıflandırılan ve özetlenen işlemler mali tablolar aracılığı ile sonuç aşamasına gelir. Bu sonuç aşaması da raporlamadır. Raporlama muhasebe sisteminin en son aşaması ve yorum yapma aşamasıdır. Muhasebenin en öenmli fonksiyonlarındandır. Raporlarda işletmelerin her türlü sonuçları ortaya çıkarılarak işletme hakkında bilgiler ve yorumlar yapılmaktadır. İşletme bu raporlar sayesinde geleceğine karar vermekte ve yeni kararlar almaktadır. Raporlama aşamasında muhasebe tabloları kullanılır ve bu tabloların en önemlileri bilanço ve gelir tablosudur.
Muhasebe bu fonksiyonları sırasıyla yerine getirerek işletmelerin mali işlemleri hakkında sonuçlar çıkararak; hem işletmeyi, hem devleti hem de üçünçü kişileri bilgilendirmektedir. Kısaca muhasebe böyle bir sistemdir ve Ülkemizde 26.12.1992 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Muhasebe Sistemi gün geçtikçe önemini artırmaktadır.
Hisse Senedi Çeşitleri - İmtiyazlı Hisse Senedi
Hisse Senedi Çeşitleri - İmtiyazlı Hisse Senedi
Bu senetleri ellerinde bulunduranlar diğer hissedarlar karşısında bazı avantajlara sahiptir. İmtiyazlı hisse senedi sahibine genellikle ya safi kârda, ya net aktifte ya da her ikisinde öncelik hakkı sağlar. Bu senetler kuruluşta, ya da çoğu zaman olduğu gibi finansal güçlükler yüzünden sermayesi azalmış bir ortaklığın sermayesinin arttırılması sırasında çıkarılır. (23)
Ticaret Kanunumuz bazı nevi hisse senetlerine (İmtiyazlı hisse senetlerine) esas sözleşme ile kâr payı veya tasfiye halinde ortaklık mevcudunun dağıtılmasında v.b. konularda imtiyaz tanınabileceğini hükme bağlamıştır.
Hisse Senedi Çeşitleri - Katılma İntifa Hisse Senedi
Hisse Senedi Çeşitleri - Katılma İntifa Hisse Senedi
Sermaye Piyasası kurulunun 13 Kasım 1983 gün ve 18220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan seri III Sayı 10 tebliğinde nitelik ve çıkarma esasları belirlenmiştir. Sermaye piyasasında işlem gören belgelerin çeşitlendirilmesi ihtiyacını karşılama üzere, TTK'nda yer alan intifa senetleri hakkındaki hükümler ve sözleşme serbestisi ilkesine dayanılarak, bir menkul kıymet niteliğinde olan ve nakit karşılığı satılan "Katılma İntifa Senetleri" düzenlenmiştir.
Ortaklıklar, nakit karşılığı satılmak üzere, ortaklık haklarına sahip olmaksızın kardan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma, yeni pay alma ve Tebliğ'de belirlenen olanakların bir bölümünden veya tamamından yararlanma haklarını sağlayan KİS çıkarabilirler.
Bunun için kuruldan izin almak gerekir.
KİS, esas sözleşmede hüküm bulunmak koşulu ile, genel kurul kararıyla ve süresiz olarak çıkarılabilir.
KİS, nama yazılı veya hamiline olarak düzenlenebilir.
Ortaklıkların çıkarabilecekleri KİS tutarı, ödenmiş sermayeleri ve yedek akçeleri toplamından çok, bu toplamın altıda birinden az olamaz; bu oranlar içinde kalmak koşuluyla asgari ve azami oranların esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur.
KİS karşılığı sağlanan meblağ bilançoda, sermaye kaleminin altında ayrıca gösterilir.
KİS, üzerinde nominal değer yazılı olarak çıkarılır.
KİS’in nominal değeri, 1000 lira ve katları şeklinde, serbestçe belirlenir.
KİS, ana sözleşmede hüküm bulunmak kaydıyla primli olarak çıkarılabilir.
KİS'e tanınacak tüm haklarla, hisse senetleri ile KİS arasındaki ilişkiler izahnamede gösterilir.
Çıkarılan KİS tamamen satılmadıkça ve satılmayanlar iptal edilmedikçe yeni KİS çıkarılamaz.
KİS sahiplerine kâr dağıtımında aşağıdaki esaslara uyulur:
Önce, ödenmiş ortaklık sermayesi ile ödenmiş KİS sermayesinin toplamı içinde KİS sermayesinin toplam sermayeye olan oranı bulunur.
Vergi ve birinci kanuni yedek akçe düşüldükten sonra kalan dağıtılabilir kar içinde, yukarıdaki orana göre KİS sahiplerine düşen kâr payı saptanır.
KİS ortaklarına, bu şekilde ayrılan kârdan, Kurul'ca saptanmış olan oran ve miktarda birinci temettü tutarında KİS Kâr payı ödenir.
KİS ortağı olanlara birinci temettüe ek olarak sağlanabilecek diğer menfaatler esas sözleşmede düzenlenir.
Bilançonun genel kurulca onaylanması,
ortaklığı otomatik olarak, KİS'ler açısından kârın dağıtımı yükümlülüğü altına sokar. KİS kâr payının en geç, hesap dönemini izleyen 9 ay içinde ödenmesi gerekir.
KİS'in tasfiye bakiyesine katılabileceği esas sözleşmede gösterilir. Bu katılmanın esasları ve koşulları izahnamede belirlenir.
Ortaklıklar, Kurul tarafından verilen izinler üzerine satışı yapılacak menkul kıymet niteliğindeki KİS'in ihraç değerinin binde üçü tutarında bir ücreti izin belgesinin verilmesinden önce T.C. Merkez Bankası Ankara Şubesi'nde Kurul adına açılan Fon hesabına yatırmakla yükümlüdürler.
Hisse Senedi Çeşitleri - İntifa Hisse Senedi
Hisse Senedi Çeşitleri - İntifa Hisse Senedi
Ortaklığın devamı sırasında hisse senetlerinin ödenmesi yani bedelinin geri verilmesi halinde, senet sahibi senedin nominal değerini geri alır ve kendisine intifa senedi adi ile yeni bir senet
verilir. İntifa senedi tıpkı sermayeyi temsil eden hisse senedi gibi sahibine ortaklık genel kurul toplantılarına katılma hakkı verir. Kendisine sermaye payı geri verildiği için kar payı isteyemez. Ancak, safi karın miktarına göre değişen temettü dağıtımında sahibidir. Ortaklığın tasfiyesinde, sermayeyi temsil eden hisse senetleri sahipleriyle birlikte, henüz ödenmemiş sermaye kısmını aşan aktif fazlasının dağıtımına katılırlar. (18)
Ticaret Kanunumuza göre intifa senedi sahiplerine ancak safi kazanca veya tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakki tanınabilir. (19)
Esas sözleşmede açıklık varsa, intifa senetleri satın alınarak veya ödenerek (itfa) iptal edilebilir. Fakat her ne amaçla olursa olsun intifa senedi ancak anonim ortaklığın kârları veya serbest yedek akçelerden ayıracağı paralarla satın alınabilir. (20) İntifa senetlerinin intifa hakları sözleşme ile belli bir sure tesbit edilerek kısıtlanmış ise, bu sure geçmekle intifa senetleri kendiliğinden hükümsüz olur. (21)
Bir ortaklık hisse senetlerinin nominal değerini belli bir oran üzerinden itfa usulünü seçtiği takdirde, ancak hisse senetlerinin tüm bedeli geri verildiği zaman intifa senedi çıkarılabilir. Bu takdirde hisse senedi sayısı kadar intifa senedi çıkarılması söz konusu olur.(22)
İntifa senetleri sermaye payını geri alan hissedarlardan başka kuruculara, alacaklılara veya bunlara benzer bir nedenle ortaklıkla ilgili olanlara da verilebilir.
Bu tür senetler nama yazılı olur.
Hisse Senedi Çeşitleri - Ayın Hisse Senedi
Hisse Senedi Çeşitleri - Ayın Hisse Senedi
Ayın olarak getirilen değerlerin karşılığıdır. Ayın hisse senetleri sahiplerine nakit hisse senetlerinin sahiplerine tanınan hakları sağlar Ancak bu senetlerin ortaklığın kuruluşu sırasında bedellerinin tamamen ödenmesi zorunlu olduğu halde nakit hisse senetleri için dörtte bir ödeme ile yetinilebilir. Ayrıca, aynı hisse senetlerinin ortaklığın kuruluşundan itibaren iki yıl geçmedikçe devir ve temliki mümkün değildir.(9)
Bundaki amaç sermaye olarak konan elemanların değerlerinin takdirinde bir hata ya da hile yapılması halinde, sonuçtan doğrudan doğruya aynî sermaye koyan hissedarların sorumlu tutulmasıdır.
Ayın karşılığı hisse senetlerinin iki yıl süre ile nama yazılı olması gerekir.
Hisse Senedi Çeşitleri - Nakit Hisse Senedi
Hisse Senedi Çeşitleri - Nakit Hisse Senedi
Bedeli nakden ödenen hisse senedidir. Bu hisse senetlerinin sahipleri her yıl dağıtılan kardan ellerindeki senet miktarınca pay alırlar. Ortaklığın son bulması halinde borçlar tamamen ödendiğinde, hisse senetlerinin nominal değeri kendilerine geri verilir. Kalan aktif bakiye senet miktarıyla orantılı olarak sahipleri arasında dağıtılır. Şayet ortaklığın devamı sırasında kazançlardan ayrılan fonlarla sermaye ödemesine gidilmişse, ellerinde bulundurdukları hisse senetleri oranında bu ödemeye katılırlar.
Ortaklığın devamı sırasındaki bedava hisse senedi dağıtımına katılmak ya da sermaye arttırılmasında hisse senedi taahhüdünde kendilerine öncelik tanınması gibi avantajlara sahiptirler. Senetleri sözleşmenin zorunlu kıldığı asgari bedeli ödemeleri koşulu ile başkalarına devredebilirler. Ortaklığın kuruluş, adi ve fevkalade hissedarlar toplantılarına katılırlar ve kendilerine yasal yönden zorunlu belgelerin gösterilmesini isteyebilirler.(8)
Hisse Senedinin Tanımı
Hisse Senedinin Tanımı
Hisse senetleri anonim ve hisseli komandit şirketlerde payları temsil etmek üzere şirketçe düzenlenen şekil şartlarına tabi kıymetli evrak niteliğinde belgelerdir. (1)
Hisse senetleri ortaklığın tescil edilmesinden sonra çıkarılır. Daha önce çıkarılan hisse senetleri hükümsüzdür. (2)
Ortaklığın sermaye artırımına gitmesi halinde de durum aynıdır.
Ortaklar tarafından istenmedikçe hisse senedi çıkarılması zorunlu değildir. Hisse senetlerinin çıkarılmamış olması, hisselerin devir kabiliyetine tesir etmediği gibi, hisselerin rehin ve haciz gibi işlemlere konu olmasını da engellemez.(3)
Ancak menkul kıymetleri halka arzedilen anonim ortaklıklarda satış sırasında verilen geçici ilmühaberlerin en geç üç ay içinde hisse senetleriyle değiştirilmesi gerekir. Ortak sayısının 100'den fazla olduğu herhangi bir şekilde tesbit olunan anonim ortaklıkların hisse senetleri halka arzolunmuş sayılır. (4)
Hisse senetlerinin itibari kıymeti en az beş yüz liradır. Bu kıymet ancak yüzer lira olarak yükseltilebilir.(5)
Hisse senetleri hamiline veya nama yazılı olur.
Esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça hisse senetlerinin nama yazılı olması lazımdır.
Bedelleri tamamen ödenmemiş paylar için hamiline yazılı hisse senetleri çıkarılamaz.(6)
Her iki tür senedin başkalarına devri mümkündür. Ancak hamline yazılı hisse senetlerinin devri teslim ile hüküm ifade ettiği halde, nama yazılı hisse senetlerinin devralana ciro edilmek suretiyle teslim edilmesi zorunludur. Ayrıca bu devrin ortaklığa karşı geçerli olması için pay için defterine kaydedilmesi de gerekir.(7)
2. Nakit
Krizin Türkiye Ekonomisine Yansıması ve Oluşturduğu Etkiler
Krizin Türkiye Ekonomisine Yansıması ve Oluşturduğu Etkiler
Yukarıda da değinildiği gibi, bu noktadan itibaren gelişmiş ülkelerde ve Türkiye benzeri ülkelerde krize neden olan değil, krizin neden olacağı hasarları kontrol etmek ön planda olacaktır. Reel kesim ile finans sistemi arasındaki bağların seviyesi ve karmaşıklığı ile orantılı biçimde mevcut risklerin sistem sathına büyüyerek yayılması olasılıklar arasındadır. Bu nedenle, krizin neden olacağı hasarın boyutu aslında reel kesim ve finans sistemi arasındaki kredi ilişkilerinin seyrine bağlı olarak belirlenecektir. Türkiye’deki banka bilançolarında krize neden olacak bir problem esasen söz konusu değildir. Yakın geçmişteki yasal düzenlemeler sayesinde, bankacılık sistemimiz eskiden olduğuna kıyasla daha sağlam bir yapı arz etmektedir. Buna karşın, ekonominin genelinde bir dizi bilanço hasarına hazırlıklı olmakta fayda görülmektedir.
Kriz Türkiye’yi dört kanaldan etkileyecektir. Bunlardan ilki ve en önemlisi kredi kanalıdır. Mevcut durumda Türkiye bankalarında herhangi bir yapısal bozukluk gözlenmiyor olması yaşadığımız krizi 2001 krizinden ayıran önemli bir unsurdur. Ancak bu durum bankaların dışarıdan temin edeceği fonlardaki azalmanın önüne geçemeyeceği için, sendikasyon kredilerinde ve döviz cinsinden borçlanmada zorluklar kaçınılmazdır. Türkiye’de hem bankalar hem de şirketler, dışarıdaki bugün bilançosu hasarlı hale gelen bankalardan kredi kullanmışlardır. Bu kanalın kapanması sonucunda, daralacak olan kredi hacmi, şirketleri ve bankaları bilanço küçültmeye zorlayacaktır. Büyük şirketlerin aldıkları kredilerin azalması ise bu şirketlerin tedarik zincirlerini etkileyecektir. Bu durumda, tedarik zincirlerindeki KOBİ’ler üzerinde oluşacak etki, domino etkisi biçiminde olacaktır. Ticari kredilerdeki daralma, KOBİ’ler, esnaf ve çalışanlar tarafından ağır şekilde hissedilecektir. Böyle bir ortamda, şirketlerin zor duruma düşmesi, banka bilançolarında yapısal bir hasarla karşı karşıya kalınması sonucuna yol açacaktır. Bu durumun önlenmesi, tasarlanacak tedbir paketinin başlıca öncelikleri arasında yer almalıdır.
İkinci kanal portföy yatırımı kanalıdır. Hedge fonları ve özel yatırım fonları (private equity) Türkiye’ye finansman akımında önem taşımaktadır. Küresel likiditenin genişlediği dönemde, her iki kanalın da yüksek kredi miktarlarından sağlanan kaldıraç etkisiyle işlediklerine dikkat edilmelidir. Önümüzdeki dönemde, buradan aktarılacak fonların azalacak olması Türkiye’ye döviz arzını önemli ölçüde azaltacak, döviz likiditesi açısından sorunlara yol açacak ve Türk lirasının değer kaybı sürecini hızlandırabilecektir.
Üçüncü kanal dış-ticaret kanalıdır. Mali piyasalardaki krizin reel sektöre de yansıması sonucu, tüm dünyada büyüme hızı öngörüleri aşağı doğru güncellenmiştir. Özellikle gelişmiş ekonomilerin önemli bir kısmının resesyona gireceği neredeyse kesinleşmiştir. Öngörülerin de ötesinde, küresel ticaret hacminin hızla daralmakta olduğuna dair göstergeler mevcuttur. Örneğin, Baltık Kuru Yük Endeksi, Mayıs-Kasım döneminde yaklaşık yüzde 90’lık bir düşüş göstermiştir. Hammadde fiyatları da anılan dönemde aynı öngörülerden kaynaklanan benzer bir eğilimi sergilemiştir.Türkiye’nin ihracat hacmi küresel ticaret hacmindeki bu daralmadan kaçınılmaz olarak etkilenecektir.
Dördüncü ve son kanal ise, artan risk algılamasının ve azalan güvenin tüketici ve yatırımcı davranışlarını olumsuz etkilemesidir. Bu belirsizlik ortamından en hızlı olumsuz etkilenecek kalem özel yatırım harcamalarıdır. Aynı ortamın hane halkı psikolojisinde ve dolayısıyla bekleyişlerinde neden olacağı bozulma ile özellikle dayanıklı tüketimin hızla daralması kaçınılmaz olacaktır.
Küresel Ekonomik Krizde Bundan Sonra Ne olacak?
Bundan sonra krizin neden olacağı hasarlar ön plana çıkacaktır. Mali sistemin bilançosundaki küçülme kredi hacminde şimdiden bir daralmaya yol açmıştır. Bu daralmanın bir süre daha devam etmesi beklenmektedir. Dolayısıyla şirketler kesimi de önümüzdeki dönemde bu gelişmeden olumsuz etkilenecektir. Bu gelişmelerin doğal sonucu küresel büyüme hızının düşmesi şeklinde tezahür edecektir. Önemli bazı ekonomilerin daha şimdiden durgunluğa girdiği yolundaki belirtiler artmıştır. İşsizlik oranlarının yükseleceği de açıktır. Durumları izin veren ülkeler bu hasarı azaltmak için kredi sistemini yeniden çalıştırıcı ve aynı zamanda iç talebi artırıcı önlemler alacaklardır. Daha sonraki aşama ise, küresel mali sistemin yeninden tasarımı olacaktır.
Küresel Ekonomik Krizin Ortaya Çıkış Biçimi
Ortaya Çıkış Biçimi
ABD bankalarının portföyünde her zaman önemli bir yer tutan ipotekli konut kredileri zincirin başlangıç halkasıdır.3Bu ortamda, “subprime” konut kredisi olarak da adlandırılan ve ABD’de düşük gelir grubuna açılan konut kredilerinin toplam konut kredilerindeki payı giderek artmıştır. Bu payın 2003’te yüzde 8,5’ten, 2006’da yüzde 20,1’e çıkması sistemin barındırdığı riski artırmıştır. Kredi ödemelerinde yaşanan problemler, geri çağrılan krediler ve sonrasında teminatların (konutların) satışı, konut fiyatlarında dikkate değer bir düşüşe neden olmuştur.
Banka sermayelerindeki erime süreci böylelikle tetiklenmiş ve bir kısırdöngü içine girilmiştir.
Kriz dinamiklerinin karmaşıklığını ve krizin darbe şiddetini ipotekli konut kredilerini çevreleyen fon akımlarında aramak gerekir. Konut kredilerinin fazlasıyla genişlediği bir ortamda, konut fiyatları endeksinin artış eğilimini koruması ile ipotek bedelleri kredi değerlerini aşabilmiştir. Bunun doğrudan sonucu ise ipotekli ikincil kredilerin ve diğer
tüketici kredilerinin süreklilik arz eder biçimde artması olarak görülmüştür.
2007 yılı Ağustos ayına kadar normal seyreden ABD finans piyasalarının aslında oldukça riskli bir varlık-yükümlülük dengesine sahip olduğu, Londra merkezli Markit şirketinin ABX endekslerini tasarlaması ile daha görünür hale gelmiştir. Şirketin piyasa
Küresel Ekonomik Krizin Yapısal Kökleri
Krizin Yapısal Kökleri
Mevcut mali piyasanın mimarisinin “başarısızlığa uğradığı” gerçeği aşikardır. Sistem aşırı risk alınmasına izin vermiş, bünyesinde barındırdığı varlıkları doğru fiyatlandıramamış ve şeffaflık konusunda önemli bir zafiyet ortaya çıkarmıştır.
Ahlakçı bir bakış açısı ile mevcut krizin arkasında finans dünyasının açgözlülüğünün ve yozlaşmışlığının yattığı söylense de, krizin kökleri esasen kurumsal düzenleme aksaklıklarından kaynaklanmaktadır.2Bu bağlamda, ABD’de son kırk yılı biçimlendiren iki temel değişiklikten söz etmek gerekir. Bunların ilki 1970’lere uzanmakta olup, borsa simsarlarına ödenen komisyonların düzenlemelere tabi olmaktan çıkarılmasıdır. İkincisi ise, 1990’lara uzanmakta olup, ticari bankacılık ve yatırım bankacılığı faaliyetleri arasındaki kısıtların ortadan kaldırılmasıdır. Mali piyasa düzenlemesi alanındaki bu gelişmeler 2007-08 krizinin başlangıcını hazırlamıştır. Öte yandan, son dönemde geleneksel bankacılık sisteminin “gölge bankacılık sistemine” kıyasla çok daha fazla düzenlenmesi ve denetlenmesi, bu sektörün giderek daha az karlı olmasına yol açmıştır. Bu durum, kar oranlarını gölge bankacılık sistemindeki düzeye yükseltmek isteyen normal bankaları daha riskli türev ürünlerin tasarımına yöneltmiştir. Deregülasyonun doğrudan etkileri, rekabetin artması, kar marjlarının daralması ve ticari bankaların yatırım bankacılığı pratiklerini alışılmışın ötesine taşımaları biçiminde olmuştur.
Karmaşık türev ürünlerinin yaratımı ve dağıtımı, yatırım bankalarının bu değişiklik trendi karşısındaki temel tepkisi olarak finansal mimariye eklemlenmiştir. Menkul kıymete dönüştürmenin (securitization) yarat-dağıt (originate-and-distribute) modeli ve finansal kaldıracın yoğun kullanımı krizin ilk elden nedenlerini doğurmuştur. Bu noktada, anlatılanları tümüyle politika hatası olarak görmek de mümkün değildir. Vurgulanması gereken, bilgece alınmış politika kararlarının arzu edilmeyen sonuçlar doğurabileceğidir.
Dünyayı Saran Küresel Finans Krizi ve Türkiye
1. Giriş
2007-08 krizi, günümüze kadar yaşanmış olan krizlerden “başlangıcından itibaren küresel olma” özelliği ile ayrılmaktadır.1 Bu kriz, yalnızca bağımsız devletlerin mevcut küresel mimari içindeki ekonomik koordinasyonuna duyulan ihtiyacı ön plana taşımakla kalmamakta, aynı zamanda yeni küresel mekanizmaların ortaya konulmasına yönelik tartışmalara da kaynaklık etmektedir. Ama bunlardan daha önemlisi, eğer gerekli tedbirler biran önce alınmazsa, Türkiye’nin, 2008’in ardından 2009 ve 2010 yıllarını da büyüme açısından kaybetmesi riskini beraberinde getirmesidir. Bu bağlamda, finansal piyasalarda başlayan krizin, gelişmiş ülkeleri olduğu kadar, gelişmekte olan piyasa ekonomilerini de nasıl etkileyeceğini tahmin etmek büyük önem kazanmaktadır. Krizin yayılma mekanizmalarına yönelik analizler, hangi şartlarda ne tür tedbirlerin alınabileceğine de ışık tutmaktadır.
Diğer taraftan, Türkiye’nin krizin olumsuz etkilerini yönetmek ve bunun da ötesinde krizi bir fırsata dönüştürebilmek amacıyla izleyeceği stratejiye bir an önce karar vermesinde fayda bulunmaktadır. Bu ortamda, ekonomi politikaları gündeminde, değişik strateji alternatiflerinin tartışılması yerinde olacaktır. “Bekle-gör” olarak özetlenebilecek bir tutumun yanında, krizin Türkiye’ye etkilerine yönelik tahminler üzerine inşa edilmiş ve önceden inisiyatif alan (pro-aktif) tedbirlerden oluşan diğer bir strateji seçeneğinin de var olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Krizle mücadele için oluşturulacak yeni bir stratejinin, ve bu doğrultuda uygulanacak bir tedbir paketinin, ekonomi politikalarında yeni bir yaklaşımı gerektirdiği açıktır. Kriz öncesi ortamda, ekonominin genelinde verimlilik artışlarının sürekliliğini sağlayacak ikinci nesil reformların hayata geçirilmesinin Türkiye’nin önceliği olması gerektiği, birçok TEPAV çalışmasında ortaya konmuştu. Küresel kriz ise, getirdiği acil gündem ile öncelikleri bir süreliğine değiştirmektedir. Yeni ortamda, Türkiye’nin olası üretim kayıplarının sınırlandırılması öncelikli hale gelmektedir. Bu yapılırken, mali disiplin korunmaya devam edilerek makroekonomik istikrarın sürdürülmesi, son yıllarda kazanılmış olan başarıların boşa gitmemesine katkı yapacaktır. Bu politika notunda, küresel krize ilişkin bir değerlendirme çerçevesi ve bazı politika alternatifleri sunulmaktadır. İzleyen bölümde, krizin yapısal kökleri ve ortaya çıkış biçimi ele alınmaktadır.
Üçüncü bölümde, krizin Türkiye ekonomisini hangi kanallardan nasıl etkileyeceği tartışılmaktadır. Son bölümdeyse, krizin olumsuz etkilerini yönetmek ve fırsata dönüştürmek için benimsenebilecek politika seçenekleri yer almaktadır.
Bu hafta Hangi yatırım araçları kazandırdı?
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 2,61 değer kazandı
İMKB’de Bileşik Endeksi, haftalık bazda 935,97 puan artarak, 35.819,93 puandan 36.755,90 puana çıktı.Haftalık bazda 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı ile Cumhuriyet Altının gram satış fiyatı değişmeyerek aynı kaldı. Önceki hafta sonu 46,75 lira olan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı ile 314,00 lira olan Cumhuriyet Altınının satış fiyatı değişmedi.Kapanışta bugün, Amerikan Dolarının satış fiyatı ortalama yüzde 0,52 oranında gerilerken, avronun satış fiyatı haftalık bazda yüzde 0,32 arttı. Doların kapanıştaki satış fiyatı 1,5420 lira, avronun satış fiyatı 2,1690 lira oldu.Yatırım fonlarına katılma belgeleri geçen hafta ortalama yüzde 0,30 değer kazandı. (A) tipi endeks haftalık bazda yüzde 1,08, (B) tipi endeks yüzde 0,20 yükseldi.İMKB Tahvil ve Bono Piyasasında, ağırlıklı ortalamalara göre çeşitli vadelerdeki bono ve tahvillerin haftalık net getirileri ise yüzde 0,16 ile yüzde 0,22 arasında gerçekleşti.Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarına bakıldığında, mevduat faizinin haftalık net getirisi, bir aylık mevduatta yüzde 0,19’u buldu.Önceki hafta sonunda ortalama faizleri yüzde 8,40 dolayında olan haftalık reponun net getirisi yüzde 0,15 oldu.
IMF BEKLENTİSİ VE YAZ HİSSELERİ
Ekonomist Dergisi'nin haberine göre IMF beklentisine kilitlenen borsada yatırım yapmak isteyenlere uzmanlar, yaz hisseleri de denen turizm içecek, ulaşım ve hizmet sektörlerindeki hisseleri öneriyor.
IMF beklentisi ve yaz hisseleriGeçen hafta piyasa yine IMF beklentisine kilitlendi. 35.7000’ü aşan endekse karşın IMF’le anlaşma konusu netleşmedi. Analistler, bu beklenti devam ederken, yurt dışının da izleneceğini, ancak yaz aylarında olmamız nedeniyle daha sakin bir piyasa göreceğimizi düşünüyor. Ancak yatırım yapmak isteyenler için yaz hisseleri de denen turizm içecek, ulaşım ve hizmet sektörlerindeki hisseler öneriliyor. Bunlar arasında ise Anadolu Efes, Coca-Cola İçecek, Pınar Et ve Un ile Pınar Süt gibi hisseler var.
Geçen haftanın en önemli gündem maddesi IMF’ti. IMF Türkiye Masası şefi Rachel van Elkan ve IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky’nin Türkiye ziyareti, borsada perşembe günü itibariyle satın alınmaya başlayınca endeks 36.000 sınırına yaklaştı. Piyasa alışılmışın dışında uzunca bir süredir yenilenmeyen IMF anlaşmasının yakında yapılacağı beklentisine girince alımlar geldi ve endeks perşembe gününü 35.716 puandan tamamladı. Ancak geçen hafta satın alınan bu beklentiyle ilgili olarak geçen hafta net bir açıklama yapılmadı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, IMF ile görüşmelerde anlaşmaya varılıp varılmadığı sorusuna “Zamanı gelince açıklama yapılır. IMF konusunda söylentilere bakmayın, yetkili açıklamaları bekleyin” diyerek yanıtladı.Çok çetin geçtiği anlaşılan IMF görüşmelerinin ne yönde sonlanacağı şimdilik netlik kazanmış değil. Bu görüşmelerin IMF İcra Kurulu temmuz sonunda tatile çıkmadan önce netleşeceğini düşünenler olduğu gibi, sonbaharı bulacağını düşünenler de var. Anlaşmanın yapılacağına yönelik beklentisi olanların yanı sıra Türkiye’nin krizin en kötü dönemini geride bıraktığını ve IMF’in eğer ağır koşulları varsa bu anlaşmanın yapılmayacağı kanaatinde olanlar da bulunuyor.
IMF yine netleşmedi
Bu arada global piyasalarda iyimser bir hava eserken, JP Morgan, Goldman Sachs, Merrill Lynch ve Morgan Stanley’in Türkiye’ye yönelik beklentileri de oldukça iyimser görünüyor. Kısacası yaz dönemine yönelik beklentiler iyileşmenin olacağı yönünde. Ancak analistler İMKB’de yaz ayları rehavetinin piyasalar üzerinde de etkisi olacağı kanısında. Dış piyasalar ve IMF beklentisiyle piyasada iyi bir trend yakalandığını söyleyen Acar Yatırım Araştırma Müdürü Zeynel Balcı, “Ancak şimdi IMF netleşmedi ve dış piyasalarda katkı sağlamıyor. Endeksin çıkış trendine dönmesi, daha doğrusu çıkış trendinin devamı için 36.000 üzerinde kalması gerekir” diyor. IMF görüşmelerden bir şey çıkmazsa, İMKB’nin dış piyasalara uyum sağlayacağını ve kâr satışlarının geleceğini ifade eden Balcı, ancak yakın tarihte anlaşılma olacağının anlaşılması halinde borsanın yukarı yönde hareketine devam edeceğini düşünüyor.
Yaz rehaveti
IMF beklentisini dışarıda tuttuğumuzda ise İMKB’de yaz ayları genel olarak durgun geçer. Ancak analistler yine de mevsimselliğin etkisiyle yaz döneminde alınabilecek hisseler olduğunu belirtiyor. Analistler, özellikle gıda, turizm, içecek, ulaşım ve hizmet sektörlerinde yatırım yapılabileceğini ifade ediyor. Biz de bu nedenle yaz döneminde portföylerde bulundurulabilecek hisse ve sektörleri araştırdık. Son üç yılın temmuz ve ağustos aylarında kazandıran hisselerini bulmaya çalıştık. İMKB-100 hisseleri arasında yaptığımız bu çalışmaya göre 2006-2007 ve 2008’in temmuz aylarında Akçansa, Aksigorta ve Doğuş Otomotiv, Garanti Bankası, İş Bankası C ve Koç Holding İMKB Ulusal-100 Endeksi’nden daha fazla kazandırmış.Son üç yılın ağustos aylarında ise endeksin üzerinde getirisi olanlar arasında ilk sırada yine Akçansa bulunuyor. Yatırımcılara bir fikir vermesi amacıyla hazırladığımız bu tabloların dışında analistlerin, bu yaz dönemi ve hisse önerilerine yönelik beklentilerini de aldık.Genelde yaz döneminde yatırımcıların tatil psikolojisi nedeniyle yatay seyrettiğini söyleyen Eti Yatırım Araştırma Yönetmeni Adem Özen, bu yaz döneminde, IMF görüşmeleri ve global krizi önlemeye yönelik çalışmaların borsaları etkileyeceğini ifade ediyor.
THY 5 MİLYAR DOLARLIK CİRO HEDEFLİYOR
THY CEO'su Kotil, bu yıl 5 milyar doların üzerinde ciro hedeflediklerini, yüzde 70 doluluk oranını yakalamayı planladıklarını kaydetti.
Türk Hava Yolları (THY) krize rağmen bu yıl da büyümeye devam edecek. THY CEO'su Temel Kotil, 2009'da 5 milyar doların üzerinde ciro hedeflediklerini söyledi. Geçen yıl şirketin cirosu 4.7 milyar dolardı.Kotil, "Avrupa'daki pazar payımızı geçen yılki yüzde 4'ten bu yıl yüzde 8'e, 2010'da yüzde 10'a, 2012'ye kadar yüzde 20'ye çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.THY olarak bu yılki doluluk oranını yüzde 70'e çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Kotil, "Geçen yıl 1.55 milyon olan transit yolcu sayımızı bu yıl 2 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. 2010-2011 döneminde toplam 19 adet çift koridorlu uçak filomuza katılacak" diye konuştu."Kırgızistan'da bir ortaklık kurmamız mümkün, büyümemizi organik temele oturttuk, inorganikte fırsat odaklıyız" diyen Kotil, 105 uçak olarak açılan alım ihalesi dışında fırsat olursa başka alım yapacaklarını ifade etti.
TÜRKİYE İÇİN AĞIRLIK AZALT
Morgan Stanley aylık değerleme raporunda zayıf makro ve teknik kaynaklara dikkat çekerek, “Bu ayki kar büyümesi sıralamasındaki düşüş sebebiyle Türkiye ağırlık azalta doğru gidiyor” yorumu yapıldı
Morgan Stanley aylık değerleme raporunda Kore, Türkiye ve Macaristan'ı 'Ağırlık Azalt' ve İsrail için 'Eşit Ağırlık' seviyesine indirdiklerini; Meksika ve Endonezya'yı 'Eşit Ağırlık' ve Çek Cumhuriyeti'ni 'Ağırlık Artır' seviyesine çıkardıklarını; Peru için ise 'Ağırlık Azalt' notu belirlediklerini duyurdu. Raporda Türkiye'ye yönelik şu yorum yer almakta:Zayıf makro ve teknik kaynaklar ile bu ayki kar büyümesi sıralamasındaki düşüş sebebiyle Türkiye ağırlık azalta doğru gidiyor. Modelde 17. sıraya düştü.
Türkiye iş döngüsü (20 ülkeden 15.) ve kur riski (20 ülkeden 19.) sıralamalarında sonlarda yer alıyor. Türkiye ekonomistimiz büyüme beklentilerini yükseltti ve ekonomik resesyonun en kötüsünün geride kaldığına inanıyor. Fakat GSYİH büyümesinin gelecek yıl %3.3 olarak kalmasını bekliyor. TCMB'nin indirim döngüsünün sonuna geldiği düşünüldüğünden faiz indirimlerinin yılın başındaki kadar tetikleyici olması olası değil.Türkiye'nin büyüme potansiyeli hala büyük oranda Avrupa Birliği'ne bağımlı. Avrupa Birliği ekonomistlerimiz gelecek yıl için sadece %0.5'lik bir düzelme bekliyorlar.
Yatırımcılara 5 Altın Öğüt
Yatırımcılara 5 Altın Öğüt
Bir gayri menkul portföyü oluşturmak ve takip etmek oldukça uğraştırıcı ve zaman alıcıdır. Burda size yatırım yapmayı biraz daha kolay – ve potansiyel olarak daha başarılı – kılmakta başarılı olacak 5 basit tavsiye sunuyoruz.
1. Reel gelirler çerçevesinde düşünün
Yatırım yaparken önemli olan enflasyon sonrası – ya da reel – gelirinizdir çünlü bu sizin satın alma gücünüzün ne kadar arttığını ya da azaldığını belirler.Eğer yatırım yaptığınız hisseler yüzde 90lük bir gelir ürettiyse ve tahvilleriniz de yüzde 45lik bir gelir getirirse, hisse gelirleriniz tahvil gelirlerinizin iki katıdır, değil mi?Enflasyondan sonra değil.Eğer enflasyon yüzde 30 ise, hisse senetlerinin reel geliri yüzde 60 (90-30) – tahvillerin yüzde 15 gelirinin 4 katı (45-30) – olur. Yüzde 40lik bir enflasyonda, hisselerin geliri, tahvillerin yüzde 5lik (45-40) gelirine karşılık yüzde 50 (90-40) – 10 katı – olur. Zamanla bu fark daha da büyük bir miktara katlanır.
2. 72 Kuralı
Eğer paranızın ne kadar büyüyebileceğini çabukçahesaplamak istiyorsanız, 72 Kuralını kullanmayı deneyin.Bu kurala göre paranızı ikiye katlamak için yıl olarakgereken zaman 72 bölü elde ettiğiniz sermayenin gelir oranına eşittir.Örneğin, yılda reel olarak yüzde 12 gelir elde eden bir yatırım altı yılda (72/12=6) reel bazda iki katına çıkacaktır. Bunun gibi, eğer bir yatırım yüzde 8 kazanıyorsa, ikiye katlanması dokuz yıl (72/8=9) alacaktır.
3. Risklere adapte olun
Tarihsel gelirleri karşılaştırmak size bir hissenin nasıl bir başarım gösterdiğine dair bir anlayış sunabilir, ama gelirler hikayenin sadece yarısını anlatırlar. Tarihsel dalgalanmaların – standart sapma veya beta ile ölçülür – miktarı size menkul değerin gelecekteki dalgalanmalarını tahmin etmeniz için yardımcı olabilir.Örneğin farzedin ki, gelirleri benzer olan iki hisseyi dikkate alıyorsunuz. Eğer biri diğerine oranla yeteri kadar düşük bir betaya sahipse – ve böylece daha az tarihsel dalgalanma – bu hisseyi seçmeye daha eğilimli olabilirsiniz.
4. Ne kazandığınız değil neyi koruduğunuz önemlidir
Verginin zayıflatıcı etkisine saygı duyun. Eğer vergilerinizi planlamakta başarısız olursanız,gerçekleşmiş sermaye karlarınızın yüzde 20si genellikle vergiler tarafından yutulduğu için karlarınızdan Vergi Dairesi kazançlı çıkabilir.Hisse alım satımı yaparken sermaye kazançları vergisini en ufak hale getirmek için, bunun yatırım hedeflerinizle aynı doğrultuda olduğunu varsayarak bir al-ve-sat yöntemi benimseyin. Hisseler – özünde – onları satana kadar hiçbir vergi ödemediğiniz için ertelenmiş-vergi yatırımlarıdır.Eğer bir menkul kıymetler yatırım fonu yatırımcısıysanız, fonun devir hızına bakın. Daha yüksek devir hızı olan fonlar genellikle daha büyük sermaye kazançları üretirler ve böylece daha yüksek sermaye kazancı vergisine yol açarlar. Düşük devir hızlı fonları seçmek – örneğin, endeks fonları gibi – vergiyi ufaltmanıza yardımcı olabilir.
5. Maliyetler önemlidir
Menkul kıymetler yatırım fonu masraf oranları oldukça çeşitlidir. Masraflar daha yüksek oldukça genellikle net geliriniz daha düşük olacaktır. Her ikisi de masraflardan önce ortalama yıllık yüzde 10 gelir getiren iki varsayımsal fonu ele alalım. A fonunun masraf oranı yüzde 1ken, B fonunun masraf oranı yüzde 2dir. Eğer her iki fona da 10 bin dolarlık yatırım yaparsanız, 20 yıl içinde A fonundan elde edeceğiniz gelir, B fonundan elde edeceğiniz 47000 dolardan az gelire karşılık 56000 dolardan fazla olacaktır. Satış giderleri veya yükü de gelirlerinizi azaltabilir.Eğer bireysel menkul değerlere yatırım yaparsanız, daha düşük hisse ve tahvil alım satım maliyetleri olan aracıları tercih edin.
Hisse Yorumları | Yatırım Tavsiyeleri | Günlük Hisse Tahminleri
36000 üzerinde dolar bazında bir önceki tepe hedeflenebilir. 23627/ TL bazında 36900’ e karsılık gelmektedir.
36000 üzerinde dolar bazında bir önceki tepe hedeflenebilir. 23627/ TL bazında 36900’ e karsılık gelmektedir. Endeks günü %2.43 artıs ve 35758 puan ile tamamladı. Đslem hacmi 2.136 milyon TL olarak gerçeklesti. Đmkb-30’da AKBNK %6.50, DOHOL %4.44, TEBNK %4.20 ile en çok değer kazanan hisseler oldular. Önemine değindiğimiz 35000’i destek olarak korumayı basaran endekste tepkinin güç kazanması için 36000 direncinin geçilmesi önemli olup, bu seviyenin üzerinde tepki güç kazanabilir (36250-36350) Dolar bazında bir önceki tepe hedeflenebilir. 23627/ TL bazında 36900’ e karsılık gelmektedir.
Hisse Yorumları | Yatırım Tavsiyeleri | Günlük Hisse Tahminleri
Bugüne bakıldığında ABD Dolarında ve Japon Yeninde değer kaybı görülürken, paritelerde ve petrol yukarı seyir görülmekte.
Endeks dış piyasalara paralel sıçrama gerçekleştirdi. Özellikle banka hisselerinde görülen alımlar olumlu havanın bir süre daha devam edebileceğine işaret ediyor. Bugüne bakıldığında ABD Dolarında ve Japon Yeninde değer kaybı görülürken, paritelerde ve petrol yukarı seyir görülmekte. Future endekslerindede sert yukarı yükselişler mevcut. Endeksin büyük ihtimalle dünkü alım dalgasını bugüne taşıyarak yukarı yönlü açılış gerçekleştirmesini bekliyoruz. 36000 ve 36200 drirençler olurken, 35400 ve 34900 destek olacak. Daha yukarıda 36500 ve 37200 dirençleri bulunuyor.
Hisse Yorumları | Yatırım Tavsiyeleri | Günlük Hisse Tahminleri
İMKB 100 Endeksi günü 849 puan yükseliş ile 35,758 seviyesinden kapattı.
İMKB 100 Endeksi günü 849 puan yükseliş ile 35,758 seviyesinden kapattı.2,136 milyon TL işlem hacminin yaşandığı borsa da ilk on aracı kurum bazında yaklaşık 16 milyon TL para giri şi gözlemlendi.Avrupa borsalar ında yükseli ş eğilimi hakimken ABD borsası Dow Jones dayan ıklı tüketim mal ı siparişlerinin beklentilerden daha iyi gelmesi ile gün içerisinde yüzde ikileri bulan yükseli ş gösterirken,fed aç ıklamalarının ardından gevşemeye başladı ve günü 23 puan kayıp ile (% -0,28) 8299 seviyesinden kapattı.Fed genel olarak ekonomideki gerilemenin henüz sonlanmad ığını toparlanmanın zaman alaca ğına vurgu yaparken dayanıklı mal siparişlerinin artması emtia fiyatlarının yükselmesine neden oldu.İMKB de yaşanan sert yükselişin bugün aynı tempoda devam etmesi pek beklenmemekle beraber son dönemlerdeki zirve fiyatlar ına yakın olu şu tedirginliği artırabilir. Bir önceki gün 35,000 seviyesinin alt ında kapanış yaparak ana ç ıkış trendinin sınırında kapanan endeks,35,400 seviyesinin üzerine ç ıkarak tekrar pozitif görünüme kavuştu.Kritik bölgelerde gezinen İMKB 35,400 seviyesinin üzerinde kaldı ğ ı sürece yükselişini sürdürecek.Fakat 35,000 bölgesinin alt ındaki kapanışl a r g ö r ü n ü m ü t e k r a r n e g a t i f e ç e v i r e r e k d ü z e l t m e s ü r e c i n i hızlanacaktır. Bugün için 36,200 ilk direnç noktas ı olurken 35,300 ve 35,000 destek görevi görecek seviyelerdir.
Hisse Yorumları | Yatırım Tavsiyeleri | Günlük Hisse Tahminleri
Yurtdışındaki pozitif görünüme bağlı olarak IMKB’nin önce 36.000’e doğru yönelmesini ardından saat 15:30’daki verilerle yön bulmasını bekliyoruz.
Yurtdışındaki pozitif görünüme bağlı olarak IMKB’nin önce 36.000’e doğru yönelmesini ardından saat 15:30’daki verilerle yön bulmasını bekliyoruz. Seans öncesinde açıklanan ve eksi beklenen dayanıklı mal siparişleri verisinin tahminlerin tersine olumlu yönde %1.8 artış göstermesinin de etkisiyle güne yükselişle başlayan ABD borsaları, yeni konut satışları verisinin kötü gelmesine rağmen Oracle’ın tahminlerden daha iyi çıkan bilançosunun teknoloji şirketlerine güç vermesi, 5 yıllık tahvil ihalesinin başarılı geçmesi, FED’in faizleri değiştirmediğinin açıklamasının ardından sürpriz yapmayarak enflasyon tehdidinin bulunmadığını, resesyonun güç kaybedeceğini söylemesi gibi etkenlerle karışık da olsa günü ağırlıklı olarak yükselişle tamamladı. FED’in tahvil alım programının devam etmesini beklerken, programı genişleteceğine dair açıklama yapılmaması doların değer kazanmasına, euro / dolar paritesinin 1.41’den 1.39’a gerilemesine, petrol stok verilerinin beklentilerden daha fazla çıkmasına da bağlı olarak emtia fiyatlarının baskı altında kalmasına yol açtı. Bu akşam yapılacak olan 7 yıllık tahvil ihalesinde de talep ve oluşacak faiz oranı açısından bir sorun yaşanacağını düşünmediğimiz için bu unsuru bugün için risk olarak görmüyoruz. Buna karşılık, akşam FED Başkanı’nın BofA – Merril Lynch birleşmesine ilişkin yapacağı sunumda vereceği cevaplar, Bernanke üzerinden Obama’nın sıkıştırılması yönünden önem taşıyabilir. Bugünün takip edilmesi gereken diğer konusu ise 1.çeyrek büyüme ve işsizlik maaş başvuruları gibi ekonomik veriler olacaktır. Her iki veriye ilişkin olarak tahminimiz, piyasa beklentisine yakın ve altında gerçekleşeceği yönündedir. Dün, IMKB’deki alıcılı seyir 35.500 direncinin aşmasına neden olurken, bugün 36.000 – 36.200 dirençlerinin aşılıp aşılmayacağı takip edilmeli. Dünkü yükseliş, teknik açıdan olumlu bir görünüm sergilerken, 36.500’ün aşılması 38.500 – 41.000 seviyelerinin konuşulmasına yol açabilir fakat biz bu seviyelere ulaşmayı gerektirici yeterli temel unsur olduğunu düşünmüyoruz. Bu durum gerçekleşirse de zamanın koşullarına göre davranmayı, desteksiz yükselişlerde hisse pozisyonlarını azaltarak vadeli piyasalarda kısa pozisyon alınmasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca IMF görüşmelerinden bir sonuç çıkacağını düşünmediğiz gibi bu konunun yurtdışı tarafından speküle edilmesini de manidar buluyoruz. Destekler: 35.500 – 35.000, dirençler: 36.000 – 36.200 – 36.500
Hisse Yorumları | Yatırım Tavsiyeleri | Günlük Hisse Tahminleri
Dış piyasalardaki gelişmeler izlenmeye devam edilecek.
Global piyasalardaki zayıflıkla güne satıcılı başlayan İMKB 100 endeksi gün içinde en düşük 34,638 seviyesini gördü. Satıcılı seyrini tüm gün boyunca sürdüren endeks 498 puanlık düşüşle 34,909 seviyesinden kapandı. İşlem hacmi 1.837 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. En çok işlem gören hisse senetleri GARAN, THYAO ve ISCTR oldu. Gösterge niteliğindeki 02.02.2011 vadeli tahvilin bileşik faizi 0,01 puan düşerek % 12,10` a geriledi. Moody`s, ABD` nin kredi notu borç azaltabildiği sürece tehlike değil açıklamasını yaptı ve Doların rezerv para özelliğini kaybetmesi de ABD` nin kredi notunu riske sokar diye ekledi. Bugün ABD Hazinesi 5 yıl vadeli kağıtlarla 37 milyar dolar borçlanmaya çalışacak. Ayrıca FED toplantısı ve açıklanacak olan FED` in faiz kararı yakından takip edilecek. ABD mayıs ayı dayanıklı tüketim malları siparişleri ve birinci el konut satışları verileri açıklanacak.Teknik olarak destekler 34,500-34,200 seviyeleri iken dirençler ise 35,200 ve 35,500 seviyeleridir.
Dolar önemini yitirir mi?
Dolar önemini yitirir mi?
Dolara karşı bir seçenek oluşturulması fikrinin uluslararası düzeyde ilk seslendirilişini Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yaptı. Nisan 2009’da Londra’da yapılan G-20 toplantısı öncesinde Xiaochuan yazdığı makaleler ile ‘uzun vadede, IMF’in ‘özel çekim hakları’ üzerine inşa edilmiş yeni ve uluslar üstü bir küresel rezerv birimi yaratılmasını’ gündeme getirdi.
Korkmaz İLKORUR / RADİKAL GAZETESİ
Bu teklifle birlikte, satır aralarında diğer dövizlerin, tabii özellikle Çin parası Renminbi’nin (Yuan) uluslararası işlemlerde daha fazla kullanılması fikri de seslendirildi. İlerleyen aylarda, bir test olarak, başta kalkınmakta olan ülkelerinki olmak üzere bazı merkez bankalarına 100 Milyar Dolar tutarında Renminbi ‘Swap’ limitleri açıldı. Tartışmalar böyle başladı. Ancak, Çin’in önerisi, küresel kriz devam ederken dolar üzerinde konuşmaların yaratabileceği daha derin olumsuz etkiler olabileceği ve bunun da başta Çin olmak üzere doların değer kaybından hayli zarar görebilecek ülkeler olacağı için ‘buzdolabına kaldırıldı’. Ancak, özellikle yükselen piyasa ekonomileri, ilk Çin’in seslendirdiği öneriyi ara sıra buzdolabından çıkartıp canlı tutmak niyetinde olduklarını gösteriyorlar. Zira, konu, çok büyük ölçüde, bu ülkelerin uluslararası para sisteminde daha etkili bir yere sahip olma talepleri ile de ilişkili. Konu, 16 Haziran 2009’da Sibirya’nın Yekaterinberg şehrinde yapılan BRIC toplantısının resmi gündeminde beklentilere rağmen yer almadı. Ama Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, toplantı sırasında uzmanlarla yaptığı görüşmelerde uluslararası para sisteminde yenilikler konusunda ısrarlı olduklarını belirtti ve satır aralarına Çin’in gündeme getirdiği çeşitlendirme önerisini de serpiştirdi. Tüm bu tartışmalar, görülebilir bir zaman dilimi içinde doların önemini nasıl etkiler? Her şeyden önce, IMF’in ‘özel çekim hakları’ üzerine inşa edilmiş bir rezerv para önerisinin şimdilik bir hayal olduğunu söyleyelim. Gerek küresel ekonomik, gerekse küresel siyasetteki asimetrilerin ve çıkar hesaplarının genişliği ve derinliği böyle bir olasılığı kurumsal açıdan görülebilir bir zaman dilimi için imkânsız kılıyor. İkincisi, zaman zaman sözü edilen altına geri dönülmesi de giderek büyümüş olan dünya ekonomisinin ihtiyacını karşılayacak arz yetersizliği nedeni ile çok zor. Bugün dünyada ikinci rezerv parası olarak ‘avro’ var. Uzun vadede doların tahtını sağlayabilecek araç belki o. Ama onun da daha çözmesi gereken önemli sorunları var. Zira, her an mevcut veya kendisine katılacak yeni ulusların yanlış politikalarına esir olabilir. O zaman, yeni rezerv para rolünü üstlenebilecek araç olarak geriye bir tek ‘ulusal para’lar kalıyor. Bir ulusal para biriminin, doların yerini alabilecek ve/veya mevcut önemini azaltıp azaltmayacağını irdeleyebilmek için önce ‘önem’den ne kastedildiğine açıklık getirmek gerekiyor. Bir ulusal para, uluslararası alanda üç derecede önem arz eder: Birincisi, ‘uluslararası kabul edilirlik’.Bu, büyük ölçüde ülkenin uluslararası ticaret ve yatırımdaki payı ile ilişkilidir. Ama, oran ne kadar büyük olursa olsun ülke parası Çin örneğinde olduğu gibi ‘konvertibl’ değilse uluslararası kabul edilebilirlik şansı çok kısıtlı kalır. İkincisi, ‘ikincil rezerv parası olmak’. Örneğin, Japon Yeni ve avro bu sınıfa girer. Bu sınıfta olabilmenin olmazsa olmaz şartı da sermaye hareketlerinin serbest olmasıdır ki, diğer ülkeler bu sınıfta olan ülkelerin para cinsinden olan finansal aktiflere yatırım yapsınlar, sermayelerini ve karlarını serbestçe kendi ülkelerine getirebilsinler. Üçüncüsü, ‘hâkim rezerv parası olmak’. Bu sınıfa girebilmek için çok gerekli koşul var. Ama bir tanesi var ki, işin belki temelinde yatıyor. Rezerv para konusu, yalnızca bir kredibilite sorunu değildir. Olay, küresel ekonomideki cari açık ve cari fazla dengeleri ile ilişkilidir. Cari fazla verenler, bu fazlayı bir yerlere, tercihan finansal varlıklara yatırmalıdırlar. Bunu yapabilmeleri için de birilerinin bu varlıkları yaratması gerekiyor. Diğer bir deyişle, birilerinin fazlasını borç olarak vermesi için birilerinin borç alma ihtiyacı içinde ve borç senedi üretiyor olması gerekir. Bu da, borç alma ihtiyacı içinde olanın bir ‘açık’ ülkesi olması demektir. Görünür gelecekte doların tahtını sallayabilecek bir ulusal paranın olup olmadığını bu ‘önemlilik’ kriterlerini dikkate alarak irdeleyince cevap olumsuz oluyor. Hele, tartışmaları başlatan Çin’in parası Yuan için şimdilik hiçbir ümit yok gözüküyor kanısındayım.
ABD ilk çeyrekte yüzde 5,5 daraldı
ABD ilk çeyrekte yüzde 5,5 daraldı
ABD ekonomisi, ilk çeyrekte yüzde 5,5 daraldı.Ticaret Bakanlığı, ABD'de Ocak-Mart dönemine ilişkin gayri safi yurt içi hasıla rakamlarını revize ederek, daralmanın yüzde 5,5 olduğunu açıkladı.Bir ay önce ABD ekonomisindeki küçülme yüzde 5,7 olarak duyurulmuştu.Öte yandan, ABD'de geçen hafta işsizlik maaşı için başvurular beklenmedik şekilde arttı.Çalışma Bakanlığının açıkladığı verilere göre, geçen hafta işsizlik maaşı için başvurular 15 bin artarak 627 bine yükseldi.
Etiketler: 5 daraldı , 5 daraldı ABD ilk çeyrekte yüzde 5 , ABD ilk çeyrekte yüzde 5
Buffett: Ekonomide düzelme zaman alacak
Berkshire Hathaway şirketinin sahibi Buffet, CNBC'ye verdiği demeçte, şirketinin perakende, imalat ve diğer ticari faaliyetlerine ilişkin verilerin, ekonominin açıkça durgun kalmaya devam ettiğini gösterdiğini belirtti.Şaka yollu, bazılarının konuştuğu gibi, düzelmenin “yeşil filizlerini” görmesine yardımcı olması amacıyla birkaç hafta önce katarak ameliyatı olmayı umduğunu, ancak henüz olmadığını kaydeden Buffett, ABD yönetiminin, ekonomik savaştaki mücadelesinde iyi bir ekibe sahip olduğunu ifade etti.ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke, Hazine Bakanı Timothy Geithner ve ABD Başkanı Barack Obama'nın ekonomi danışmanı Larry Summers'dan övgüyle bahseden Buffett, Bernanke'nin önemli bir rol oynadığını dile getirdi.Obama'nın önerdiği yeni finans düzenlemeleri konusunda fikir yürütmek için öncelikle bu planın ayrıntıları görmesi gerektiğini bildiren Buffett, hükümetin, borçlanma seviyesinin ekonomiyi tehdit ettiği geçen yıl Eylül ayındaki benzer bir durumla karşılaşmaması için bazı şeyler yapması gerektiğini vurguladı.Ancak bunu yapmanın zor olacağını, çünkü aşırılıkları önlemek için kural koymanın zor olduğunu söyleyen Buffett, “Aşırıya kaçmak insanın doğasında var” dedi.Hükümetin, ekonomiye yardımcı olması için geçen yıl attığı adımların yolun sonunda yüksek enflasyonla sonuçlanacağını bildiren Buffett, ancak atılan adımların gerekli olduğunu da sözlerine ekledi.
Etiketler: Buffett Ekonomide düzelme zaman alacak
Merkez Bankası döviz rezervleri geriledi
Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 19 Haziran tarihi itibariyle 1 milyar 500 milyon dolar azalarak 65 milyar 590 milyon dolara indi.AA
Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri, 12 Haziran tarihi itibariyle 67 milyar 90 milyon dolar idi. 12 Haziranda 70 milyar 515 milyon dolar olan Merkez Bankasının toplam rezervleri ise 19 Haziran itibarıyla 69 milyar 15 milyon dolara geriledi. Söz konusu rezervin 3 milyar 425 milyon doları altından oluştu.Bu arada, Merkez Bankası'nın brüt rezervi 2008 yılı sonuna göre yüzde 6,4 azalarak 70 milyar 75 milyon dolardan 65 milyar 590 milyon dolara indi.DÖVİZ MEVDUAT HESAPLARIBankalardaki toplam döviz mevduat hesapları, 12 Haziran tarihi itibarıyla 112 milyar 265 milyon dolardan 112 milyar 60 milyon dolara indi.12 Haziran tarihi itibarı ile yurt içi döviz tevdiat hesapları 93 milyar 912 milyon dolardan 93 milyar 757 milyon dolara inerken, yurt dışı döviz tevdiat hesapları toplamı 5 milyar 8 milyon dolardan 5 milyar 137 milyon dolara yükseldi.DIŞ BORÇ ÖDEMELERİTürkiye, 1-24 Haziran tarihleri arasında 1 milyar 710,07 milyon dolar dış borç ödemesi yaptı.Dış borç ödemesinin, 1 milyar 473,69 milyon doları Hazine, 208,50 milyon doları genel ve katma bütçeli idarelerin dokümantasyon, kitap bedeli, katılma payı, üyelik aidatı gibi ödemeleri ile MSB ve savunma sanayi ödemeleri gibi kalemler ve 27,88 milyon doları da Merkez Bankası ödemesinden oluştu.Ocak ayında 999,74 milyon dolar, Şubat ayında 984,90 milyon dolar, Mart ayında 1 milyar 330,32 milyon dolar, Nisan ayında 802,07 milyon dolar, Mayıs ayında 367,40 milyon dolar dış borç ödemesinde bulunan Türkiye, yılbaşından bu yana 4 milyar 497,16 milyon doları Hazine olmak üzere toplam 6 milyar 194,50 milyon dolar ödemede bulundu.Türkiye, 2008 yılında 11 milyar 92,47 milyon doları Hazineye olmak üzere toplam 15 milyar 727,48 milyon dolar dış borç ödemesi gerçekleştirmişti.
Asgari ücrete zam! İşte yeni rakamlar
Yılın ikinci yarısında 16 yaşından büyükler için geçerli olacak asgari ücrete, Temmuz ayından geçerli olmak üzere yüzde 4,1 zam yapılacak.Asgari Ücret Tespit Komisyonunun kararı doğrultusunda, 1 Temmuz-31 Aralık 2009 tarihleri arasında geçerli olacak asgari ücrette gelecek ay düzenlenmeye gidilecek.Düzenlemeyle yılın ilk yarısında 16 yaşından büyükler için yüzde 4,3 artırılan asgari ücrete, yılın ikinci yarısı için yüzde 4,1 zam yapılacak.Buna göre, halen 16 yaşından büyük bekar bir işçi için brüt 666, net 527,13 TL olan asgari ücret, yüzde 4,1'lik zamla brüt 693, net 546,48 TL'ye yükselecek.16 yaşından küçük işçiler için geçerli olan asgari ücret ise gelecek aydan itibaren yüzde 4 artırılacak.Halen 16 yaşından küçükler için brüt 567, net 456,21 TL olan asgari ücret, yüzde 4'lük zamla brüt 589,50, net 472,32 TL olacak.Kapıcılar için brüt 666, net 566,10 TL olarak uygulanan asgari ücret, brüt 693, net 589,05 TL'ye yükselecek.KESİNTİLER1 Temmuz itibarıyla yapılacak düzenleme, asgari ücret üzerinden yapılan kesintileri ve işverene maliyeti de artıracak.Asgari ücretten 16 yaşından büyük işçiler için yapılan kesinti 146,52, 16 yaşından küçük işçiler için 117,18, kapıcılar için 103,95 TL'yi bulacak.Asgari ücretin işverene toplam maliyeti 16 yaşından büyük işçiler için 841,99, 16 yaşından küçük işçiler için 754,02, kapıcılar için 841,99 TL olacak.Yeni asgari ücretle birlikte sosyal sigortalar primine esas kazancın alt ve üst sınırı da değişecek.Halen asgari ücretin brütü olan 666 TL'ye karşılık gelen prime esas kazancın alt sınırı 693 TL'ye, 4 bin 329 TL olan prime esas kazancın üst sınırı ise 4 bin 504,5 TL'ye çıkacak.Öte yandan, asgari ücretteki artış, asgari ücrete endeksli olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre uygulanacak idari para cezalarında artış yaratacak.Yeni asgari ücret ile prime esas kazancın alt ve üst sınırları, 1 Temmuz-31 Aralık 2009 tarihleri arasında uygulanacak.UZLAŞMA SAĞLANAMAMIŞTIAsgari Ücret Tespit Komisyonunda, bu yıl uygulanacak asgari ücreti belirleme konusunda hükümet, işçi ve işveren kesimi arasında uzlaşma sağlanamamıştı.Türk-İş, “önerilerin hükümet ve işveren kesimi tarafından dikkate alınmadığı ve asgari ücretin belirlenmesine yönelik çağrılarının yanıtsız bırakıldığı” gerekçesiyle komisyonun karar toplantısına katılmamıştı.Komisyon, hükümet ve işveren kesimi temsilcilerinin oylarıyla 2009'de geçerli olacak asgari ücreti belirlemişti...
Hisse senedi fiyat türleri nelerdir?
Üç tür olabilir:
1) Nominal Fiyat: Hisse senedinin ilk çıkarılışında, hisse senedine verilen itibari, üzerinde yazılı olan fiyattır. Uygulamada en sık görülen nominal fiyat, hisse senedi başına 1 YTL'dır.
2) İhraç Fiyatı: Hisse senedinin ilk kez satışa sunulduğu fiyatıdır.
3) Borsa Fiyatı: Hisse senedinin borsada oluşan, belirli bir andaki fiyatıdır.
Halka arz ne demektir? | Halka arz ne demektir?
Halka arzlar, kuruluşların hisse senetlerini geniş kitlelere satma işlemleridir. Şirketler, böylece çeşitli amaçlarla kullanmak üzere kendilerine uzun vadeli kaynak yaratırlar. Hisse senetlerini halka arzı, şirket kurulurken yapılabileceği gibi şirket kurulduktan ve faaliyetteyken de gerçekleştirilebilir. Uygulamada en yaygın olarak kullanılan yöntem, şirketin kurulduktan sonra ve sermaye artırımı ve/veya ortak satış yoluyla hisse senetlerini halka arzetmesidir.
Etiketler: Halka arz ne demektir?
Hisse senedi alım satım emirleri, geçerlilik süreleri açısından kaça ayrılırlar?
Alım satım emirleri, geçerlilik süreleri açısından üçe ayrılırlar:
1) Seanslık Emir: Seanslık emirde, emriniz yalnızca verildiği seans boyunca geçerli olur ve seans sonuna kadar gerçekleşmezse iptal olur.
2) Günlük Emir: Günlük emirde, emriniz yalnızca verildiği gün boyunca geçerli olur ve gün sonunda gerçekleşmezse iptal olur.
3) Tarihli Emir: Bu tür emirde, emriniz belirlediğiniz tarihe kadar geçerliliğini sürdürür.
Borsaya kote olmak ne anlama gelir?
Bir şirketin borsaya kote olması, şirketin gerekli tüm koşulları yerine getirdiğini ve bundan böyle hisse senetlerinin borsada işlem görebileceğini ifade eder.
Koşulları yerine getiren şirketler İMKB de işlem görebilir hale gelirler.
Menkul kıymetler borsasının temel işlevleri nelerdir?
Menkul kıymetler borsalarının işlevleri nelerdir?
Üç temel işlevleri vardır:
1) Yatırım araçları için sürekli bir pazarın varolması,
2) Yatırım araçlarının gerçek fiyatlarının belirlenmesine olanak sağlaması,
3) Ekonomiye kaynak yaratması.
Birincil piyasa ve ikincil piyasa kavramları ne anlama gelir?
Sermaye piyasaları, birincil ve ikincil piyasalar olarak iki alt piyasadan oluşurlar. Şirketlerin hisse senetlerinin halka arzlar yoluyla ya da hazine bonolarının ihalelerle satılmaları, birincil piyasada yer alan işlemlerdir. Bir başka deyişle birincil piyasa, tasarruf sahiplerinin menkul değerleri çıkaran kuruluştan doğrudan alım yaptıkları piyasadır. İkincil piyasa ise, bu menkul değerlerin yatırımcılar arasında el değiştirdiği piyasadır. İkincil piyasaya en iyi örnek, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'dır. İkincil piyasa, menkul kıymetlerin likiditelerini artırarak birincil piyasaya talep yaratır.
Hisse Senedinden Nasıl Getiri Elde Edilir ?
Hisse senedi sahipleri temel olarak iki tip getiri elde ederler: 1.Sermaye kazancı:Basitce hisse senedini düşük fiyattan alıp,yüksek fiyattan satarak elde edilen getiridir. 2. Kar payı (Temettü) geliri: Temel olarak temettü, şirketin sahipleri ve hissedarlarına dağıtılan şirket karıdır. Borsada işlem gören şirketler kar dağıtıp dağıtmamakta serbesttirler. Hisse senetleri borsada işlem görmeyen şirketler ise dağıtılabilir karın yarısından az olmamak üzere belirlenecek birinci temettüyü nakden dağıtmak zorundadır.
Hisse Senetlerinin İMKB deki yeri?
Hisse senedi uzun dönemli ve riski yüksek yatırım aracı olarak düşünülmelidir. Hisse senedi piyasasında hangi hisse senedinin ne zaman ne yönde artacağı ve portföyünüzdeki riski dağıtmak için hangi hisse senetlerinin kullanılacağı oldukça fazla araştırma gerektirdiğinden profesyonellerden bu konuda görüş almak oldukça yararlıdır.
Lot ne demektir?
Lot, işlem yapılabilecek asgari hisse senedi adedini ifade eder. İMKB'de 1 lot, 1 adet hisse senedini ifade etmektedir.
1 lot = 1 hisse
Hisse senetlerini neler etkiler?
Hisse senetlerinin etkilendiği olayları başlıca ikiye ayırabiliriz. Daha doğrusu borsadaki şirketleri etkileyen faktörleri ikiye ayırabiliriz. Makro ve mikro temel olayları...Makro genel olaylar, dünyadaki gelişmeler, olaylar; mikro ise yurt içindeki olaylar...Bunlar siyasi gelişmelerden doğal afetlere kadar çeşitli olayları kapsar.Çünkü ülkenin ekonomisini etkileyen bu olaylar doğal olarak şirketleri de etkiler.
Avrupa ve Amerika borsaları bizim borsalarımızı doğrudan etkilemektedir. Yurt dışındaki yatırımcılar ülkemizde yatırım yapmaktadırlar. Aynı şekilde bizim ülkemizden yurt dışında yatırımları olan şirketler vardır. Ülkemizle yurt dışındaki şirketler arasında ortaklıklar, ve ayrıca diğer ülkelerle ülkemiz arasında ticaret yapılmaktadır. Bütün bunlardan dolayı "makro" olaylar da ülkemizdeki hisse senetlerini fazlası ile etkilemektedir. Ayrıca döviz kurları da ülkemizdeki borsayı doğrudan doğruya etkiler.Bu yüzden hisse senedi işlemleri yaparken "mikro" ve "makro" olayları mutlaka göz önünde bulundurmalıyız.
Hisse senedi fiyatları nasıl ve ne zaman artar?
En genel tabirle büyüyen ekonomilerde hisse senetlerinin değeri artacaktır. Çünkü ekonomi ile birlikte şirketler de büyür, karlılıkları artar. Bununla birlikte pazar payları artar. Böylece karlılıkları da artmış olur.Aynı şekilde, hisse senedi alım zamanı, herkesin panik içinde olduğu ve hisselerini elden çıkarmaya çalıştıkları zamanlardır. Çünkü bu zamanlarda hisse senetlerini en düşük değerlerden alabilir ve yeterince bekleyebilirsek yüksek rakamlardan elden çıkarabiliriz.Tabii ki spekülatif hisseleri konu dışında sayıyoruz.
Hisse Senedi fiyatları nasıl ve neden düşer?
Ekonominin büyümesinin durduğu ya da ekonominin durgunluğa girdiği ülkelerde hisse senetleri fiyatları düşer. Genel olarak faizlerle hisse senedi fiyatları ters orantılıdır. Faizlerin arttığı dönemlerde hisse senedi fiyatları düşer. Tabii ki faizler artınca hisse senedi fiyatları düşecek diye bir şart yoktur. Ekonominin iyi olduğu durumlarda bazen devlet eliyle de faizlere müdahele olabilir. Bu durumda hisse senedi fiyatlarının düşmesini bekleyemeyiz. Ancak faizlerin artması devam ediyorsa ve kırılma noktasını geçtiyse bu durum ülke ekonomisinin büyümesini engelleyecek, böylece şirketlerin karlılığı azalacak ve dolaylı olarak da hisse senedi fiyatları düşecektir.
Hisse senedi piyasaları tüm dünyaya paralel hareket eder, özellikle gelişmiş dünya ülkelerinin piyasaları asıl oyunculara göre şekillenir.
Etiketler: Hisse Senedi fiyatları nasıl ve neden düşer?
Devlet ve Milli Gelir | Devlet ve Milli Gelir
Devlet ve Milli Gelir
Şimdiye dek milli gelirin oluşumunu devletin ve dış ticaretin olmadığı varsaıyımını altında inceledik.Oysa devlet milli gelirin bir kısmını vergi olarak almakta ve karşılığında da büyük boyutlarda harcama yapmaktadır.İşte bu harcamalara "kamu harcamaları" denir.Kamu harcamalarının bir kısmı memur aylıkları gibi devlet çarkının dönmesinde kullanılan harcamalardır ki biz bunlara "cari harcamalar" diyoruz. Bunun dışında demiryolu, baraj vs yapımında kullanılan harcamalara "yatırım harcamaları"; yoksul, kimsesiz ve yaşlılara karşılıksız yapılan ödemelere ise "transfer harcamaları" denir.Devlet harcamaları milli gelirin daha yüksek bir düzeyde dengeye gelmesine yol açmaktadır.
Bilindiği gibi ekonominin denge şartlarından biri tasarruf yatırım eşitliği idi.Bu durumda devlet harcamaları da toplam vergilere eşit olacaktır. Devlet harcamasının vergilerden fazla olması devlet bütçesinin açık verdiğini gösterir ve enflasyona neden olabilir.
Kamu Harcamaları Çarpanı:
Belli bir kamu harcamasının kendisinin birkaç katı gelir artışı sağlamasını kamu harcamaları çarpanı(çoğaltanı)=Kg kavramı ile açıklamaktayız.Formülü:
Kg = deltaY / deltaG Kg = 1 / ( 1 - deltaC/ deltaY - deltaI / deltaY )= 1 / ( 1- MPC - MPI )
Vergiler ve Milli Gelir
Vergi halktan toplandığı için kuşkusuz halkın gelirini ve dolayısı ile ekonomide toplam talebi azaltacaktır. Bu haliyle transfer harcamalarının tam tersi bir etkiye sahiptir.Vergi Çarpanı(Kt) vergilerin milli geliri kendisinin birkaç katı kadar azaltmasına yol açar.Formülü:
Kt = - MPC / ( 1 - MPC )
Dışa Açık Ekonomi ve Milli Gelir:
Son varsayımı da kaldırarak artık ekonomiyi dışa açık kabul edeceğiz. Bir milli ekonominin diğer ekonomilerle giriştiği ekonomik ilişkilerin sonucunu "ödemeler bilançosu" denen bir hesap özeti göstermektedir. Ödemeler bilançosu üç ana hesap kaleminden oluşur:
Cari işlemler,
Sermeye Hareketleri,
Reserv Hareketleri
Dışa Açık Ekononide Denge Geliri
Dışa açık bir ekonomideki denge gelirinin hangi düzeyde oluşacağını iki ayrı yöntemle belirtmek mümkündür.Birisi toplam arz , toplam talep eşitliği yöntemi diğeri ise tasarruf yatırım eşitliği yöntemidir.Dışa açık bir ekonomide toplam talep:
Y = C + I + G + ( X - M ) şeklinde olacaktır.Bir diğer eşitlik:
I + G + X = S + T + M dir.
Bu eşitlikte I yatırım, G devlet harcamaları, X ihracat, S devlet ve özel sektör tasarrufları, T vergiler, M ithalattır.Eşitte sol taraf ekonomide gelir artırıcı otonom harcama kalemleridir. Bunların her birinin kendisinin birkaç katı gelir yarattığını görmüştük. Sağ taraf ise gelir azaltan kalemlerdir. Bu üç kaleme toplam sızıntılar da denir.
Milli Gelirin Reel ve Parasal Dengesi:
Bir ekonomide mal piyasası ile para piyasasıda ortak bir dengeye varıldığında milli gelir genel dengesi kurulmuş olur.Bu denge mal piyasası ile para piyasasını birbirine bağlayan ortak bir unsur olan faiz oranı tarafından belirlenecektir.Yani faiz, mal ve para piyasası arasında köprü işlevi görmektedir. Faiz oranını para arzı ve talebi belirler. Faiz oranı yatırımlar üzerinde etkili olarak mal piyasasını da etkilemiş olur.
Para Piyasasında Denge ve LM Eğrisi:
Toplam para talebi gelir, faiz, ve fiyatlar genel düzeyinin bir fonksiyonudur. Para arzı sabitken gelir düzeyi yükseldikçe para piyasasındaki denge daha yüksek bir faiz oranında kurulur. Çünkü gelir düzeyi yükseldikçe insanlar iş görme ve geleceği düşünme güdüsü(bu ikisi aktif para talebini oluşturur) ile elde daha fazla para tutmak isteyecektir yani aktif para talebi artacaktır. Para arzı sabitken aktif para talebinin artması atıl para talebinin(spekülayon güdüsü ile elde tutulan para) azalması ile mümkün olabilir.Spekülasyon güdüsü ile para tutanları, tuttukları atıl para toplamının bir kısmından vazgeçirebilmek için bir bedel ödemek gerekir. Bu bedel faizdir.Ve faiz arttıkça daha fazla para çekilebilmektedir.Madem ki gelir düzeyi para talebini belirliyor para talebi de para arzı ile birlikte faiz oranını oluşturuyor, o halde faiz ile denge geliri arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki LM eğrisi denen bie şedül ile açıklanmaktadır. LM eğrisi farklı gelir düzeylerinde para arzı ile para talebinin birbirine eşit olduğu noktaların birleştirilmesi ile elde edililir. Düşük gelir düzeylerinde aktif para talebi az olacak ve LM yatık seyredecektir(bak şekil 1). Aktif para talebi azalmış ise atıl para talebi artmış demektir.Atıl para talebi artarsa faiz oranı düşer. Böylece düşük gelir düzeylerinde gelirde meydana gelecek değişmeler faiz oranında önemli değişmelere yol açmaz.
Mal Piyasasında Denge ve IS Eğrisi:
Mal piyasasında denge, gelir ve faizin bir fonksiyonudur. Faiz oranları ile gelir düzeyleri arasındaki ilişkiyi IS eğrisi ortaya koyar.Eğri üzerindeki her noktada S = I eşitliği kurulmaktadır.Faiz oranı düştükçe S = I eşitliği daha yüksek bir denge gelirinde oluşacaktır.Çünkü faiz düştükçe ,ceteris paribus, yatırımlar artacak bunun üzerine yukarı kayan I eğrisi S eğrisini daha yüksek bir düzeyde keserek denge gelirini artıracaktır.
Milli Gelirin Genel Dengesi:
IS ve LM eğrilerini bir grafikte birleştirdiğimizde iki eğrinin kesiştiği noktada yani para arzının para talebine(LM eğrisi) ve yatırımların tasarruflara aynı anda eşit olduğu(IS eğrisi) noktada ekonominin genel dengesi kurulmuş olur. Para arzının para talebine yatırımların tasarruflara aynı anda eşit olduğu tek bir nokta vardır ve o noktada ki gelir denge geliridir.